<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kankalarim.net &#187; Anne ve Çocuk Sağlığı</title>
	<atom:link href="http://www.kankalarim.net/category/saglik/anne-ve-cocuk-sagligi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kankalarim.net</link>
	<description>Kankalarim.net</description>
	<lastBuildDate>Mon, 07 Feb 2011 23:11:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Çocuk sahibi olmak için kocakarı yöntemlerinden kaçının</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/cocuk-sahibi-olmak-icin-kocakari-yontemlerinden-kacinin.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/cocuk-sahibi-olmak-icin-kocakari-yontemlerinden-kacinin.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 Aug 2009 08:00:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sahibi olmak]]></category>
		<category><![CDATA[kalıcı hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[kocakarı yöntemleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=379</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanlar, çocuk sahibi olmak isteyenlerin hala kocakarı yöntemlerine başvurduğuna dikkat çekerek, bunların kalıcı hastalıklara neden olabildiğini kaydetti. Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sedat Kadanalı, çocuk sahibi olamayan çiftlerin mutlaka uzman bir doktora muayene olması gerektiğini belirterek, doğabilecek yanlış sonuçlardan ancak bu şekilde korunulabileceğini kaydetti. Çocuk sahibi yapacağına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, çocuk sahibi olmak isteyenlerin hala kocakarı yöntemlerine başvurduğuna dikkat çekerek, bunların kalıcı hastalıklara neden olabildiğini kaydetti.</p>
<p>Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sedat Kadanalı, çocuk sahibi olamayan çiftlerin mutlaka uzman bir doktora muayene olması gerektiğini belirterek, doğabilecek yanlış sonuçlardan ancak bu şekilde korunulabileceğini kaydetti.<br />
Çocuk sahibi yapacağına inanılarak bazı kişiler tarafından kullanıldığı belirtilen bitkisel karışım ve yöntemlerden bir kaçı şöyle:<br />
- Alabalık başı, bağ yaprağı, koyun kuyruğu ve karasakız karıştırılır. Rahim ağzına konulur.<br />
- Yaban tezeği, mercimek ve soğan kabuğu birlikte yakılarak, tütsüsünde durulur. Ceviz kabuğu yakılarak, tütsüsünde durulur.<br />
- 40 değirmenin çarkı altından getirilen su biriktirilir ve bu suyla 3 gün yıkanılır. 7 renkli ip okutularak bele bağlanır.<br />
- Böğürtlen kökü kaynatılır, erkek ve kadın 15′er gün birer bardak suyunu içerler.<br />
- Toz halindeki fil dişi, at sütüne karıştırılarak, fitil haline getirilip, rahim içine konur.<br />
- Tavşan beyni yenir.<br />
- Fil dişi tozu, inci tozu, tarçın tozu ve şeker belirli miktarlarda biraraya getirilerek, sabah akşam 3 gram yutulur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/cocuk-sahibi-olmak-icin-kocakari-yontemlerinden-kacinin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebek mamaları anne sütüne eşdeğer değil</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/bebek-mamalari-anne-sutune-esdeger-degil.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/bebek-mamalari-anne-sutune-esdeger-degil.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 Aug 2009 03:00:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[anne sütü]]></category>
		<category><![CDATA[bebek bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[bebek maması]]></category>
		<category><![CDATA[bebek sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=377</guid>
		<description><![CDATA[Bebek mamalarının üzerinde anne sütüne eşdeğer anlamı taşıyan ifadelerin yasaklanmasının, anne sütü ile beslenen bebek oranını arttıracağı bildirildi. EMAS Başkanı Op. Dr. Sema Soysal, “Türkiye’de her 100 bebekten 65′i sadece anne sütü almıyor. Gelişmiş ülkeler yüzde 80 oranını bile artırmak için birçok çalışmayı ve projeyi hayata geçiriyor” dedi. Emziren Anneleri Destekleme ve Aile Sağlığını Koruma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bebek mamalarının üzerinde anne sütüne eşdeğer anlamı taşıyan ifadelerin yasaklanmasının, anne sütü ile beslenen bebek oranını arttıracağı bildirildi.</p>
<p>EMAS Başkanı Op. Dr. Sema Soysal, “Türkiye’de her 100 bebekten 65′i sadece anne sütü almıyor. Gelişmiş ülkeler yüzde 80 oranını bile artırmak için birçok çalışmayı ve projeyi hayata geçiriyor” dedi.</p>
<p>Emziren Anneleri Destekleme ve Aile Sağlığını Koruma Derneği (EMAS) Başkanı Op. Dr. Sema Soysal, Türkiye’de son yıllarda yapılan çalışmalarla 0-6 ay sadece anne sütüyle beslenen bebeklerin oranının yüzde 9′dan yüzde 35 civarına çıktığını söyledi.</p>
<p>Gelişmiş ülkelerde ise bu oranın yüzde 80′lerde olduğunu vurgulayan Soysal, “Yani Türkiye’de her 100 bebekten 65′i sadece anne sütü almıyor. Gelişmiş ülkeler yüzde 80 oranını bile artırmak için birçok çalışmayı ve projeyi hayata geçiriyor” dedi.<br />
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın bebek mamaları ve formüllerine yönelik tebliğinin resmi gazete yayımlanarak yürürlüğe girdiğini vurgulayan Soysal, şunları kaydetti:<br />
“Bu, ülkede bebeklerin anne sütüyle beslenmesi için yapılan çalışmaların en önemlisi. Çünkü bu tebliğe göre etiketlerde, ambalajların üzerinde anne sütüne eşdeğer anlamı taşıyan ‘insana özdeş’, ‘anne gibi’, ‘adapte’ veya benzeri ifadeler kullanılmayacak.</p>
<p>Yani anne sütünden uzaklaştırıcı aksine mamaya özendirici ifadelerden kaçınılacak. Hatta ambalaj üzerinde anne sütüyle beslemenin üstün olduğu, bebek maması ve formülünün sadece anne sütüyle beslenmenin mümkün olmadığı durumlarda ve doktor önerisi üzerine kullanılması gereken ürün olduğu belirtilecek”</p>
<p><strong>Hangi mama bebeğe sevgi ve güven verebilir?</strong><br />
Tebliğe göre bebek masası ve formülü kutularının üzerinde özendirici bebek resimleri ve çizimlerine de yer verilmeyeceğini ifade eden Soysal, “Her annenin sütü bebeğine özeldir. Firmalar her bebeğe özel mama çıkaramadığı için özendirici ifadelerin yasaklanması bebek sağlığı için çok önemli oldu. Ayrıca anne sütüyle besleme bebeğe sevgi ve güven de aşılıyor. Hangi mama bebeğe bunları verebilir” dedi.</p>
<p>Emzirmenin, annenin meme ve rahim kanserine yakalanma riskini de azalttığını dile getiren Soysal, mama ve formüllerin bu konuda da anneye bir katkısının olmadığını bildirdi. Soysal, bu tebliğin ilk 0-6 ay sadece anne sütüyle beslenen bebek oranlarının artmasında önemli rol oynayacağını ancak yeterli olmayacağını kaydetti.</p>
<p>Avrupa ülkelerinde bebek maması ve formülü reklamlarının yasak olduğunu ifade eden Soysal, “Türkiye’de de bu konuda acilen düzenlemeye ihtiyaç duyuluyor. Ambalaj üzerinde özendirici ifadeler yasaklanıyor ancak reklamlarda daha fazlası anlatılıyor. Anne ve babaların önemli bölümü reklamlara bakarak mama ve formül alıyor” dedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/bebek-mamalari-anne-sutune-esdeger-degil.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzun aşılarını ihmal etmeyin</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/cocugunuzun-asilarini-ihmal-etmeyin.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/cocugunuzun-asilarini-ihmal-etmeyin.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Aug 2009 22:00:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Aşı Danışma Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[aşılar]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[Hepatit A]]></category>
		<category><![CDATA[Hepatit B]]></category>
		<category><![CDATA[zatürree]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=375</guid>
		<description><![CDATA[Aşılar çocuklarımızı hastalıklardan korumanın en güvenli yolu. Aşı olmadığı için hastalanan, sakat kalan, hatta yaşamını yitiren bebekler ne yazık ki var. Oysa, bu acı veren sonuçlardan korunmak öyle kolay ki… Yeter ki bebeğinizin “aşı takvimi”ni doğru bir şekilde yaptırın ve uygulayın. “Aşı takvimi” için doktorunuz sizi yönlendirecektir. Ancak, aşı konusunda dünyada ulaşılan son noktayı, son [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aşılar çocuklarımızı hastalıklardan korumanın en güvenli yolu. Aşı olmadığı için hastalanan, sakat kalan, hatta yaşamını yitiren bebekler ne yazık ki var. Oysa, bu acı veren sonuçlardan korunmak öyle kolay ki… Yeter ki bebeğinizin “aşı takvimi”ni doğru bir şekilde yaptırın ve uygulayın.<br />
“Aşı takvimi” için doktorunuz sizi yönlendirecektir. Ancak, aşı konusunda dünyada ulaşılan son noktayı, son gelişmeleri öğrenmek ve bebeğinizin aşı takvimini yaptırmak için Türkiye’nin her yerinden ücretsiz olarak hizmet veren 0 800 211 33 31 numaralı telefondan Aşı Danışma Merkezi’ni de arayabilirsiniz. Ayrıca, erişkin aşıları için de aynı numaradan yardım alabilirsiniz. Aşı Danışma Merkezi’inden Sibel Bayar’ın verdiği bilgilere göre; yalnızca çocukluk çağı aşılarına ilişkin bilgiler değil, Hepatit A, Hepatit B, zatürree, grip, vb. konularda aşı alanındaki gelişmeleri de öğrenmek mümkün.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/cocugunuzun-asilarini-ihmal-etmeyin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anne sütü çocuğun gelişimi için çok önemli</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/anne-sutu-cocugun-gelisimi-icin-cok-onemli.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/anne-sutu-cocugun-gelisimi-icin-cok-onemli.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Aug 2009 20:00:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[anne sütü]]></category>
		<category><![CDATA[bebek emzirme]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme yetersizliği]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[emzirme yöntemleri]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=373</guid>
		<description><![CDATA[Şanlıurfa İl Sağlık Müdürlüğü Anne Sütünün Teşviki ve Bebek Dostu Hastaneler Projesi ve Bebek Dostu Altın İl çalışmaları kapsamında Devlet Hastaneleri ve sağlık ocaklarındaki proje temsilcilerine yönelik bir dizi eğitim programı gerçekleşti. Proje temsilcilerine anne sütünün önemi ve yapılması gerekenler, doğumdan önce ve sonra anne ile bebekte beslenme, hastalıklara karşı korunma yolları ve çeşitli konularla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şanlıurfa İl Sağlık Müdürlüğü Anne Sütünün Teşviki ve Bebek Dostu Hastaneler Projesi ve Bebek Dostu Altın İl çalışmaları kapsamında Devlet Hastaneleri ve sağlık ocaklarındaki proje temsilcilerine yönelik bir dizi eğitim programı gerçekleşti. Proje temsilcilerine anne sütünün önemi ve yapılması gerekenler, doğumdan önce ve sonra anne ile bebekte beslenme, hastalıklara karşı korunma yolları ve çeşitli konularla projenin önemi anlatıldı.<br />
Proje hakkında bilgi veren Sağlık Müdürü Yardımcısı Neylan Büyükerdem, annelere bebekleri doğar doğmaz ilk 6 ayda anne sütüverilmesini tavsiye ettiklerini vurguladı. Türkiye’de bebek ve çocuk ölümlerinin temelini beslenme yetersizliklerine bağlayan Büyükerdem, Sağlık Bakanlığı’nca anne ve çocuk sağlığı hizmetleri programı kapsamında çocuk sağlığının korunması, hastalıkların ve ölümlerin azaltılması için 20 yıldan bu yana ‘Anne Sütünün Teşviki Programı’nın uygulandığını hatırlattı.<br />
Türkiye’de yapılan araştırmalarda emzirmenin yaygın olduğunu ve doğumdan sonraki ilk aylarda hemen her bebeğin anne sütü ile beslendiğini açıklayan Büyükerdem, Türkiye nüfus ve sağlık araştırması raporunda 0-3 aylık bebeklerin emzirilme oranı yüzde 95.7, 4-6 aylık bebeklerin yüzde 86.4 olarak saptandığı ve bu oranın ilk yılın sonunda yüzde 67′lere düştüğünün belirlendiğini kaydetti.<br />
Büyükerdem, sağlıklı beslenmeye giden yolda atılması gereken ilk adımın, anne sütü ile emzirmenin özendirilmesi, desteklenmesi ve yaygınlaştırılması gerektiğini ifade etti.<br />
Emzirme yöntemleri arasında bilgiler veren Büyükerdem şunları söyledi: “Emzirmeye doğumdan sonraki ilk yarım saat içinde başlanması gerekmektedir. Emzirmenin yaşamın ilk aylarında bebeğin gelişimini olumlu yönde etkilediğini, erken dönemde ek gıdaya başlamanın çocuğun gelişimini olumsuz etkileyeceği bilindiğinden annelerin duyarlı olmaları gereklidir. Bu kapsamda 2005 yılında Şanlıurfa ‘Bebek Dostu İl’ unvanını almıştır. Program doğrultusunda hareket ederek bebeğe en yararlı besin olan anne sütünün verilmesinin özendirilmesi ve hazır mamaların tıbbi bir gerekçe olmadığı sürece kullanılmasının sağlanmasına yönelik çalışmalarımız da olacak.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/anne-sutu-cocugun-gelisimi-icin-cok-onemli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öksürük ilacı küçük çocuklarda ölüme yol açabilir</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/oksuruk-ilaci-kucuk-cocuklarda-olume-yol-acabilir.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/oksuruk-ilaci-kucuk-cocuklarda-olume-yol-acabilir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Aug 2009 13:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=371</guid>
		<description><![CDATA[Amerika Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) çocuklara yönelik soğuk algınlığı ve öksürük ilaçlarının 6 yaşından küçüklerde ölüme yol açabileceğini açıkladı. Özellikle doz aşımı konusuna dikkat çekilen açıklamada ilaçların kullanımı konusunda dikkat edilmesi gereken hususlar belirtildi. Öksürük ilaçlarının özellikle 2 yaşından küçük çocuklarda kullanımının sakıncalı olduğunu belirten FDA yetkilileri, soğuk algınlığına yönelik olanların ise 6 yaşından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Amerika Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) çocuklara yönelik soğuk algınlığı ve öksürük ilaçlarının 6 yaşından küçüklerde ölüme yol açabileceğini açıkladı. Özellikle doz aşımı konusuna dikkat çekilen açıklamada ilaçların kullanımı konusunda dikkat edilmesi gereken hususlar belirtildi.<br />
Öksürük ilaçlarının özellikle 2 yaşından küçük çocuklarda kullanımının sakıncalı olduğunu belirten FDA yetkilileri, soğuk algınlığına yönelik olanların ise 6 yaşından önce kullanılmaması gerektiğini söyledi. FDA, 30 yılda 54 ölüme yol açtığı savunulan bu ilaçların çoğunlukla yüksek doz durumunda zarar verdiğine de dikkat çekti.<br />
Hürriyet’in verdiği bilgiye göre, Amerika’da öksürük şuruplarının ardından bir kriz de hormon ilaçları nedeniyle yaşandı. Çinli bir ilaç firması ülkeye milyonlarca dolar değerinde hormon ilacını izinsiz sokmakla suçlanıyor. Gıda ve İlaç Dairesi’nin (FDA) memurlarının hazırladığı 62 sayfalık rapora göre GeneScience Pharmaceuticals Company adlı şirketin ürettiği bu ilaçlar, ülkeye oyuncak, saç bakım ürünü gibi kategoriler altında sokuldu. İlaçların özelikle sporcular tarafından kullanıldığına dikkat çeken yetkililer bu sporcuların ismini açıklamadı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/oksuruk-ilaci-kucuk-cocuklarda-olume-yol-acabilir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum annenin beyin gücünü artırıyor</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/dogum-annenin-beyin-gucunu-artiriyor.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/dogum-annenin-beyin-gucunu-artiriyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Aug 2009 08:00:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[anne olmak]]></category>
		<category><![CDATA[beyin fonksiyonları]]></category>
		<category><![CDATA[beyin gücü]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dejeneratif hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=369</guid>
		<description><![CDATA[Doğum sonrasında kadınların beyin fonksiyonlarının çok daha iyi çalıştığı ortaya çıktı. Araştırmalar, hamilelik sırasında zihinsel güçlerinde bir düşüş yaşasalar da, doğum sonrasında kadınların beyin fonksiyonlarının çok daha iyi çalıştığını ortaya koydu. Telegraph gazetesinin haberine göre, Richmond Üniversitesi Sinirbilim Profesörü Craig Kinsley hamilelerin belli bir fonksiyon kaybı yaşadıkları için gebelik boyunca “bebek beyni”denilen bir sürece girdiğini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Doğum sonrasında kadınların beyin fonksiyonlarının çok daha iyi çalıştığı ortaya çıktı. Araştırmalar, hamilelik sırasında zihinsel güçlerinde bir düşüş yaşasalar da, doğum sonrasında kadınların beyin fonksiyonlarının çok daha iyi çalıştığını ortaya koydu.<br />
Telegraph gazetesinin haberine göre, Richmond Üniversitesi Sinirbilim Profesörü Craig Kinsley hamilelerin belli bir fonksiyon kaybı yaşadıkları için gebelik boyunca “bebek beyni”denilen bir sürece girdiğini söyledi. “Fakat bu karşılarına çıkacak yeni durumlar ve ihtiyaçlarla baş edebilmek için, beyinlerinin annelik için kendisini yeniden programlamasından kaynaklanıyor,” diye de ekledi.<br />
Toplam mevduatı milyar dolarları bulan bir yatırım firmasının yöneticisi olan, 8 çocuklu Helena Morrissey, anne olmanın kavramsal yeteneklerini geliştirdiğini öne sürüyor ve ilk çocuğunu doğurduğu zamana kıyasla, sorumlulukları ile artık daha iyi baş ettiğini söylüyor.<br />
Prof. Kinsley meydana gelen değişimlerin hayatlarının geri kalanı boyunca devam edebileceğini, kavramsal yeteneklerini geliştirdiğini ve anneleri dejeneratif hastalıklardan koruduğunu söyledi. Hatta işverenlere ayrımcılık yapmak yerine, aile sahibi kadınları tercih etmeleri tavsiyesinde bulundu.<br />
Gebelik süresince kadınların sık sık hafıza ve mantık yürütmede problem yaşadıkları bildiriliyor. 2002′de yapılan bir araştırma sırasında, yapılan beyin taramaları, hamile kadınların beyin boyutlarında yüzde 4 oranında bir azalma olduğunu ortaya koydu. Geçen yıl ise, iki Avusturalyalı araştırmacı hamile kadınların hafıza ve sözsel beceriye dayalı testlerde devamlı olarak daha başarısız olduklarını bildirdi.<br />
Ancak Prof. Kinsley ve meslektaşları ise bu sürecin geçici olduğunu ve sonrasında tam tersine fayda sağladığını söylüyor. Hatta Prof. Kinsley, anne olan ve olmayan hayvanların beyinlerinde yaptığı incelemeler sonucunda, anne olanların beyninde yeni becerilerden kaynaklanan fiziksel bir değişme olduğunu gözlemledi. Özellikle ebeveynlikle ilgisi bulunan beyin hücrelerinin büyüdüğünü ve diğer hücrelerle artan bir etkileşime girdiğini ortaya çıkardı. Bu durum daha iyi bir hesaplama kapasitesi sağlıyor. Bunun dışında, bilimadamı anne olan canlıların kendisi tarafından “annelik devreleri” diye adlandırılan yeni bir grup beyin hücresi geliştirdiklerini iddia etti.<br />
Profesör “henüz çalışmalar hayvanlarla sınırlı olsa da, kadınların da annelikten uzun vadede fayda sağlıyor. Pek çok memeli türü, beynin benzer noktaları tarafından yönetilen benzer annelik davranışları sergiliyor,” diye vurguladı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/dogum-annenin-beyin-gucunu-artiriyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocukların beslenme alışkanlıkları yanlış</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/cocuklarin-beslenme-aliskanliklari-yanlis.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/cocuklarin-beslenme-aliskanliklari-yanlis.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Aug 2009 03:00:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme alışkanlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk beslenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gazlı içecekler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=367</guid>
		<description><![CDATA[Bursa Sağlık Müdürlüğü İletişim Merkezi’nce yürütülen bir proje kapsamında yapılan anketle, 3-6 yaş arasındaki çocukların cips ve gazlı içeceklere yoğun ilgi gösterdiği, süt, et, balık gibi önemli besinleri tüketmedikleri belirlendi. ‘Bursa İli Yıldırım İlçesi Yavuz Selim Mahallesi’nde 3-6 Yaş Arası Çocukları Olan Annelere Yönelik Beslenme Alışkanları” konulu eğitim ve araştırma projesi çerçevesinde 600 anneye ulaşılarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Sağlık Müdürlüğü İletişim Merkezi’nce yürütülen bir proje kapsamında yapılan anketle, 3-6 yaş arasındaki çocukların cips ve gazlı içeceklere yoğun ilgi gösterdiği, süt, et, balık gibi önemli besinleri tüketmedikleri belirlendi.</p>
<p>‘Bursa İli Yıldırım İlçesi Yavuz Selim Mahallesi’nde 3-6 Yaş Arası Çocukları Olan Annelere Yönelik Beslenme Alışkanları” konulu eğitim ve araştırma projesi çerçevesinde 600 anneye ulaşılarak anket uygulandı.</p>
<p>Annelere yaş ve eğitim durumlarının yanı sıra çocuklarının tükettikleri gıdalarla ilgili soruların yöneltildiği anketin sonuçları, çocukların beslenme alışkanlıkları ile ilgili ilginç verileri gözler önüne serdi.</p>
<p>Ankette “Çocuğunuz ne sıklıkla kırmızı et tüketiyor” sorusuna annelerin yüzde 30.65′i “hiç tüketmiyor”, yüzde 28.9′u “ayda bir”, yüzde 12.2’si “ayda 2-3 gün” yanıtını verdi.<br />
Anneler çocuğunun ne sıklıkla beyaz et tükettiği sorusunu yüzde 56.6 oranında “haftada 1-3 gün”, yüzde 17’si “ayda bir gün”, yüzde 16.5 oranında “ayda 2-3 gün”, yüzde 6.3 oranında ise “hiç tüketmiyor” diye yanıtladı.<br />
Annelerin ankete verdikleri yanıtlara göre, çocukların yüzde 37.3′ünün haftada 1-3 gün tükettiği balığı, yüzde 34.2’si hiç yemiyor, yüzde 16.1′i de ayda bir kez yiyor.<br />
Çocukların yüzde 46.3′ünün her gün, yüzde 34.6’sının haftada 1-3 gün, yüzde 11.5′inin haftada 4-6 gün yediği yumurtayı, yüzde 5.9′luk bölümde kalan çocuklar ise tüketmiyor.<br />
Kuru baklagil tüketiminde ise haftada 1-3 gün yiyen çocuklar yüzde 70.8 ile ilk sırada yer alıyor. Çocukların yüzde 51.4′ü meyveyi, yüzde 49.8′i sütü her gün tüketirken, yüzde 25′i sütü, yüzde 3.7’si ise meyveyi ağzına sürmüyor.</p>
<p>Makarna, bulgur ve pirinç tüketiminde ise bu gıdaları haftada 1-3 kez yiyen çocuklar yüzde 72.9, haftada 4-6 gün yiyen çocuklar da yüzde 23.4′lük oranlarıyla dikkati çekiyor.<br />
<strong> Cips ve gazlı içecekler</strong><br />
Ankette yer alan çocukların ne sıklıkla cips ve gazlı içecek tükettiklerine ilişkin sorulara verilen yanıtlar, çocukların bu gıdaları çok tükettiğini gösteriyor. Çocukların yüzde 30.7’si her gün, yüzde 43′ü haftada 1-3 gün, yüzde 6.7’si haftada 4-6 gün cips yiyor. Cips yemeyenlerin oranı ise yüzde 11.6′da kalıyor.<br />
Gazlı içecekler ise çocukların yüzde 39.6’sı tarafından haftada 1-3 gün, yüzde 12’si tarafından her gün, yüzde 22’si tarafından ayda 1-3 gün tüketiliyor. Çocukların yüzde 21.8′i ise gazlı içecek içmiyor.<br />
<strong> “Cipse para var, süte yok”</strong><br />
Bursa Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, anket uygulanan kadınlara ailelerinin aylık gelirlerinin de sorulduğunu, bu soruya yüzde 16.5 oranında “0-400 YTL”, yüzde 41.3 oranında “401-600 YTL”, yüzde 33.2 oranında “601-1000 YTL”, yüzde 9.8 oranında ise “1000 YTL ve üstü” yanıtlarının verildiğini söylediler.<br />
Proje için Bursa’nın sosyoekonomik açıdan en geri kalmış, yoğun göç alan bir bölgenin seçildiğini anlatan yetkililer, eğitim çalışmasına katılacak kadınlara öncelikle çocuklarının beslenme alışkanlıklarının sorulduğunu ifade ettiler.<br />
Yetkililer, anketle çocukların zararlı bir takım gıdaları tükettiklerini ama bazı faydalı gıdaların az tüketildiğini ya da tüketilmediğini ortaya koyduğuna değinerek, şunları kaydettiler:<br />
“Anket sonuçları bütün toplumun göstergesi olur mu, bu yoruma açık ama bu yaştaki çocukların beslenme alışkanlıkları ile ilgili çarpıcı gerçekleri gözler önüne serdiği bir gerçek. ‘Para bulamıyorum’ gerekçesiyle süt, yumurta alıp çocuklarına yediremediklerini söyleyen anneler cipse, gofrete, çikolataya para buluyor. Yani cipse para var, süte yok. Bu parasızlıktan değil, eğitim eksikliğinden kaynaklanıyor. Anket sonuçlarına göre, bütün annelere birer birer ulaştık, beslenme konusunda eğitim veriyoruz. Annelerin algılamaları çok yüksek, eğitimi ilgiyle takip ediyorlar. Bir süre bu annelere tekrar ulaşıp anket yapacağız; eğitimin çocuklarının beslenme alışkanlığına nasıl katkı sağladığını belirleyeceğiz.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/cocuklarin-beslenme-aliskanliklari-yanlis.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocukların dişlerine koruma uygulayın</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/cocuklarin-dislerine-koruma-uygulayin-2.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/cocuklarin-dislerine-koruma-uygulayin-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 Aug 2009 22:00:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=365</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklar, doyasıya şeker yemenin ve düzenli diş fırçalama alışkanlığını zamanında edinmemenin bedelini, ilerleyen yaşlarda ağızlarındaki çürük dişlerle ödüyorlar. Koruyucu diş hekimliğinde yeni bir uygulama olan fissür örtücü ise, çocukların dişlerinin çürümesini önlemek için etkili bir yöntem. Süt dişlerinin yerine gelen asıl dişler gelişimini tamamladığında, çürüklerden korunmak için fissür örtücü uygulamasına başvuruluyor. Bu uygulama, dişlerde diş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklar, doyasıya şeker yemenin ve düzenli diş fırçalama alışkanlığını zamanında edinmemenin bedelini, ilerleyen yaşlarda ağızlarındaki çürük dişlerle ödüyorlar. Koruyucu diş hekimliğinde yeni bir uygulama olan fissür örtücü ise, çocukların dişlerinin çürümesini önlemek için etkili bir yöntem.<br />
Süt dişlerinin yerine gelen asıl dişler gelişimini tamamladığında, çürüklerden korunmak için fissür örtücü uygulamasına başvuruluyor. Bu uygulama, dişlerde diş fırçası kıllarının girmemesi nedeni ile temizlenemeyen derin fissür ve çukurcukların kapatılmasına dayanıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/cocuklarin-dislerine-koruma-uygulayin-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Obezite geni taşıyan çocuklar doyduklarını anlamıyor</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/obezite-geni-tasiyan-cocuklar-doyduklarini-anlamiyor.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/obezite-geni-tasiyan-cocuklar-doyduklarini-anlamiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 Aug 2009 20:00:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk beslenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[doymak]]></category>
		<category><![CDATA[FTO geni]]></category>
		<category><![CDATA[iştah]]></category>
		<category><![CDATA[kalori]]></category>
		<category><![CDATA[kalori yakımı]]></category>
		<category><![CDATA[obez]]></category>
		<category><![CDATA[Obezite]]></category>
		<category><![CDATA[obezite geni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=362</guid>
		<description><![CDATA[İngiliz araştırmacıların 3 bini aşkın çocuğun katılımıyla FTO geninin kalori yakımı veya iştah üzerinde etkisiyle ilgili olarak yaptığı araştırma, genin riskli bir varyasyonuna sahip olanların, doymuş olmaları gerektiği halde iştahlarını kapatmakta zorlandıklarını ortaya koydu. Sonuçları Clinical Endocrinology &#38; Metabolism dergisinde yayımlanan araştırma, yaşları 8 ila 11 olan ve FTO geninin yüksek risk taşıyan varyasyonuna sahip [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İngiliz araştırmacıların 3 bini aşkın çocuğun katılımıyla FTO geninin kalori yakımı veya iştah üzerinde etkisiyle ilgili olarak yaptığı araştırma, genin riskli bir varyasyonuna sahip olanların, doymuş olmaları gerektiği halde iştahlarını kapatmakta zorlandıklarını ortaya koydu.</p>
<p>Sonuçları Clinical Endocrinology &amp; Metabolism dergisinde yayımlanan araştırma, yaşları 8 ila 11 olan ve FTO geninin yüksek risk taşıyan varyasyonuna sahip çocukların, çok fazla yemeye eğilimli olduğunu ve doydukları halde bunu fark etmekte zorlandıklarını gösterdi.</p>
<p>Genin iştah üzerindeki söz konusu etkisinin, yaş, cinsiyet, sosyo-ekonomik geçmiş ve vücut kitle endeksine göre farklılık göstermediği belirtildi.<br />
Daha önce yapılan araştırmalar, FTO’nun yetişkinlerde riskli varyasyonundan iki kopyaya sahip olanların, tek bir kopyaya sahiplerden ortalama 3 kilogram, tek bir kopyaya sahip yetişkinlerin de bu geni taşımayanlardan ortalama olarak 1 buçuk kilogram ağır olduğunu göstermişti.</p>
<p>Araştırmacılardan profesör Jane Wardle, bulgunun, genin bu varyasyonuna sahip kişilerin otomatik olarak aşırı kilolu olacağı anlamına gelmediğini, ancak aşırı yemeye daha eğilimli olduklarının gözlendiğini kaydetti. Wardle, obezite ve iştaha katkıda bulunan çok sayıda gen olabileceğini, bunların birlikte önemli bir etki yaratacağını söyledi.<br />
Ulusal Obezite Forumu’nun klinik yöneticisi doktor David Haslam da araştırmayı “çok ilginç” bulduğunu belirtti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/obezite-geni-tasiyan-cocuklar-doyduklarini-anlamiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hava kirliliği anne karnındaki bebeği de etkiliyor</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/hava-kirliligi-anne-karnindaki-bebegi-de-etkiliyor.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/hava-kirliligi-anne-karnindaki-bebegi-de-etkiliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 Aug 2009 13:00:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[anne karnındaki bebek]]></category>
		<category><![CDATA[azot dioksit seviyesi]]></category>
		<category><![CDATA[bebek bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[bebek sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[hava kirliliği]]></category>
		<category><![CDATA[kirli hava]]></category>
		<category><![CDATA[oksijen]]></category>
		<category><![CDATA[solunum hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[solunum ihtiyacı]]></category>
		<category><![CDATA[solunum sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[temiz hava]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=360</guid>
		<description><![CDATA[Hava kirliliğinin fetüsü etkilediği ve kirlilik nedeniyle bebeğin yetişkin hale geldiğinde solunum hastalıklarına yakalanma riskinin arttığı bildirildi. İsviçre’nin Bern Üniversitesinden bilim adamları, hava kirliliğinin fetüsün solunum ihtiyacını artırdığını, hava kirliliğine daha az maruz kalan fetüsün dakikada ortalama 42, daha fazla kalanın 48 kez nefes almak zorunda kaldığını belirttiler. Philipp Latzin başkanlığındaki ekip, havadaki ozon ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hava kirliliğinin fetüsü etkilediği ve kirlilik nedeniyle bebeğin yetişkin hale geldiğinde solunum hastalıklarına yakalanma riskinin arttığı bildirildi.</p>
<p>İsviçre’nin Bern Üniversitesinden bilim adamları, hava kirliliğinin fetüsün solunum ihtiyacını artırdığını, hava kirliliğine daha az maruz kalan fetüsün dakikada ortalama 42, daha fazla kalanın 48 kez nefes almak zorunda kaldığını belirttiler.</p>
<p>Philipp Latzin başkanlığındaki ekip, havadaki ozon ve azot dioksit seviyesi ile havada asılı kalan parçacıkların sayısını göz önüne alarak 241 bebek üzerinde araştırma yaptı.</p>
<p>Araştırma sonunda, hava kirliliği arttıkça fetüsün nefes alma sayısının, dahası solunum sistemi iltihabının oluşma riskinin arttığı ortaya çıktı.<br />
Bilim adamları, “solunum sistemine yönelik bu zararlı etkilerin bebek yetişkin hale gelince solunum hastalıklıklarına yakalanma riskinin arttırabileceğini, dolayısıyla yaşam süresinin azalabileceğine” dikkati çektiler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/hava-kirliligi-anne-karnindaki-bebegi-de-etkiliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ek gıdaya doktor kontrolünde geçilmeli</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/ek-gidaya-doktor-kontrolunde-gecilmeli.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/ek-gidaya-doktor-kontrolunde-gecilmeli.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 Aug 2009 08:00:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[anne sütü]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[damak zevki]]></category>
		<category><![CDATA[doktor kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[ek gıda]]></category>
		<category><![CDATA[iştahsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[vücut direnci]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=357</guid>
		<description><![CDATA[İştahsızlıkla anne sütü ile beslenmenin dolaylı rolü vardır. Anne sütü ile beslenen bebekler daha sağlıklı olur, fazla hasta olmazlar. Hastalık hallerinde iştahsızlık olduğu için gelişmede duraklamalar olabilir. Anne sütü, vücudun direncini artırır. Bundan dolayı anne sütü ile beslenenlerde iştahsızlık daha az olur. Ek gıdalara geçişte çocuk zorlanırsa, iştahsızlık gelişir. Onun için ek gıdalara çok erken [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İştahsızlıkla anne sütü ile beslenmenin dolaylı rolü vardır. Anne sütü ile beslenen bebekler daha sağlıklı olur, fazla hasta olmazlar. Hastalık hallerinde iştahsızlık olduğu için gelişmede duraklamalar olabilir.</p>
<p>Anne sütü, vücudun direncini artırır. Bundan dolayı anne sütü ile beslenenlerde iştahsızlık daha az olur. Ek gıdalara geçişte çocuk zorlanırsa, iştahsızlık gelişir. Onun için ek gıdalara çok erken başlanmamalı, doktor kontrolünde geçilmelidir.</p>
<p>Çocuğun gelişme durumuna göre, doktor hangi gıdaya ne zaman geçilmesi gerektiğini, alınması gereken miktarı, öğün sayısını ayarlar. Böylece damak zevki dediğimiz tat alma duyusu gelişir. Zorla olmadığı ve yavaş bir geçiş olduğu için iştahsızlık olmaz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/ek-gidaya-doktor-kontrolunde-gecilmeli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocukların olumsuz davranışları boşanma riskini artırıyor</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/cocuklarin-olumsuz-davranislari-bosanma-riskini-artiriyor.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/cocuklarin-olumsuz-davranislari-bosanma-riskini-artiriyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 Aug 2009 03:00:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma riski]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[düzen bozucu davranış]]></category>
		<category><![CDATA[Hiperaktif çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[hiperaktivite]]></category>
		<category><![CDATA[hiperaktivite bozukluğu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=355</guid>
		<description><![CDATA[ABD’nin Buffalo Üniversitesinden bilim adamlarının yaptığı araştırma, hiperaktif çocuğa sahip çiftlerin, çocuk 8 yaşına gelmeden önce boşanma riskinin diğer çiftlere göre iki kat fazla olduğunu gösterdi. Araştırmaya dikkat eksikliği / hiperaktivite bozukluğu olan 282 ve dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu olmayan 206 çocuk katıldı. Araştırma sonucunda, dikkat eksikliği / hiperaktivite bozukluğu olanların ebeveynlerinin yüzde 22,7’sinin, diğerlerinin ebeveynlerininse [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ABD’nin Buffalo Üniversitesinden bilim adamlarının yaptığı araştırma, hiperaktif çocuğa sahip çiftlerin, çocuk 8 yaşına gelmeden önce boşanma riskinin diğer çiftlere göre iki kat fazla olduğunu gösterdi.</p>
<p>Araştırmaya dikkat eksikliği / hiperaktivite bozukluğu olan 282 ve dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu olmayan 206 çocuk katıldı.</p>
<p>Araştırma sonucunda, dikkat eksikliği / hiperaktivite bozukluğu olanların ebeveynlerinin yüzde 22,7’sinin, diğerlerinin ebeveynlerininse yüzde 12,6’sının boşandığı görüldü.</p>
<p>Psikoloji Profesörü William Pelham, bunun bir çocuğun düzen bozucu davranışının boşanma riskini ne kadar artırdığını gösteren ilk araştırma olduğunu belirterek, hiperaktif bir çocuğa sahip olmanın evliliği yıkan tek neden olduğunu ileri sürmediklerine dikkati çekti.</p>
<p>Pelham, bir çocuğun düzen bozucu davranışının, görünüşe göre, aile içinde stres yaratan diğer sorunlarla birleştiğini, bunun evlilikte çatışmaya neden olduğunu ve sonuç olarak boşanmanın geldiğini ifade etti.</p>
<p>Araştırma, “Journal of Consulting and Clinical Psychology” dergisinin bu ayki sayısında yayımlandı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/cocuklarin-olumsuz-davranislari-bosanma-riskini-artiriyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tarım ilaçları çocukların beynine zarar veriyor</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/tarim-ilaclari-cocuklarin-beynine-zarar-veriyor.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/tarim-ilaclari-cocuklarin-beynine-zarar-veriyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 Aug 2009 22:00:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[beyin sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[insan beyni]]></category>
		<category><![CDATA[tarım ilaçları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=353</guid>
		<description><![CDATA[Çoğu tarım ilacının cenin ve küçük çocukların beyin gelişimine zarar verebildiği bildirildi. AB ülkelerinde tarım ilacı kullanımıyla ilgili araştırmada, bu konudaki sınırlamaların artırılması tavsiye edildi. Harvard Halk Sağlığı Okulu’ndan Philippe Grandjean, “Tarım ilaçlarıyla ilgili testlerde, beyne verilen toksik zararın rutin olarak incelenmediğini” söyledi. Grandjean, bu ilaçların büyük bölümü böceklerin beyinlerinde zehirli etki yapacak şekilde üretildiği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çoğu tarım ilacının cenin ve küçük çocukların beyin gelişimine zarar verebildiği bildirildi. AB ülkelerinde tarım ilacı kullanımıyla ilgili araştırmada, bu konudaki sınırlamaların artırılması tavsiye edildi.</p>
<p>Harvard Halk Sağlığı Okulu’ndan Philippe Grandjean, “Tarım ilaçlarıyla ilgili testlerde, beyne verilen toksik zararın rutin olarak incelenmediğini” söyledi.<br />
Grandjean, bu ilaçların büyük bölümü böceklerin beyinlerinde zehirli etki yapacak şekilde üretildiği için, insan beynine de zarar vermesinin kuvvetle muhtemel olduğunu belirtti.</p>
<p>Grandjean ile iki Danimarkalı meslektaşı, Environmental Health adlı dergideki makalelerinde, ceninlerin ve küçük çocukların beyinlerinin, kimyasalların zararlı etkilerine yetişkin beyninden daha hassas olduğuna dikkat çektiler.</p>
<p>Birçok ülkenin Avrupa Birliği’nin uygulamalarını dikkatle takip ettiğini hatırlatan Grandjean, “AB bu meselelere geçmişte olduğundan daha ciddi eğilmeli” dedi. AB’de kullanılan tarım ilaçlarının çoğunun diğer ülkelerde de kullanıldığı hatırlatıldı.</p>
<p>Avrupa Birliği’nde kullanılan tarım ilaçlarının yılda 140 bin tonu bulduğu, bunun da kişi başına 280 gram zehirli ilaç anlamına geldiği belirtildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/tarim-ilaclari-cocuklarin-beynine-zarar-veriyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çizgi filmler çocuğu olumsuz etkiliyor</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/cizgi-filmler-cocugu-olumsuz-etkiliyor.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/cizgi-filmler-cocugu-olumsuz-etkiliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 Aug 2009 20:00:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=347</guid>
		<description><![CDATA[Uzman Psikolog Aslı Akkan, çizgi filmlerin çocukları olumsuz etkilediğini belirterek, günde 3-4 saat çizgi film izleyen çocuklarda şiddete yönelme, bilişsel fonksiyonların körelmesi, gerçeklikten kopma, güvenli davranış azalması ve risk artışı şeklinde olumsuz davranışların yaşandığına dikkat çekti. VKV Amerikan Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Uzman Psikolog Aslı Akkan, çizgi filmlerin çocuklar üzerinde yarattığı etkiler hakkında bilgi verdi. Çizgi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzman Psikolog Aslı Akkan, çizgi filmlerin çocukları olumsuz etkilediğini belirterek, günde 3-4 saat çizgi film izleyen çocuklarda şiddete yönelme, bilişsel fonksiyonların körelmesi, gerçeklikten kopma, güvenli davranış azalması ve risk artışı şeklinde olumsuz davranışların yaşandığına dikkat çekti.</p>
<p>VKV Amerikan Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Uzman Psikolog Aslı Akkan, çizgi filmlerin çocuklar üzerinde yarattığı etkiler hakkında bilgi verdi. Çizgi filmlerin, çocukları eğlendirirken hayal dünyalarını da genişlettiğini hatırlatan Akkan, “Onların dünyalarında “rahatlatma” rolü kadar “öğretme” rolünü de üstlenmektedirler. Ancak tüm bu olumlu etkiler belli hususlar göze alınmadığı taktirde olumsuza çevrilebilir ve çocuğu istenilmeyen şekilde etkileyebilir.</p>
<p>Yapılan araştırmalar çocukların 18 aylıktan itibaren televizyondan gelen uyarana kısa süreli de olsa ilgi gösterdiğini ancak “izleyici” olarak adlandırmalarının ancak 2.5 yaşlarından sonra olduğunu göstermektedir. 2.5 yaş itibariyle çocuklar gördükleri (izledikleri) olay ve davranışları taklit etme yetisine de sahip olurlar. Bu yaş çocuklarının ilgisinin hızlı efektlerle değişen sahnelere sahip çizgi filmler olduğu göz önünde tutulduğunda, bu yapıtları “taklit” eden ve bu yapıtlardan öğrenen çocukların hayatında çizgi filmlerin önemini görürüz. 3 – 6 yaş arası çocuklar da ise bu rolün önemi daha da artar çünkü araştırmalar bu yaş grubu çocuklarının televizyon ve dolayısıyla çizgi film izlerken artık “anlam” arayışı içinde olduklarını ortaya çıkartmaktadırlar” dedi.</p>
<p>6 – 11 yaş grubu çocuklar içinse izledikleri programın içeriği ve programın onlar üstünde yaptığı etkilerin daha da fazlalaştığına dikkat çeken Uzman Psikolog Aslı Akkan, “Çünkü bu yaş grubu çocuklarda dikkat, odaklanma ve süreç takiplerini sağlayan bilişsel fonksiyonlar oluşmaktadır. Bu da izlenen çizgi film içeriğini, o içerikle ilgili çocukların duygulanımlarını ve bu duygulanımların hayatlarına davranış olarak aktarımının önemini vurgular. Yine bu yaş aralığında çocukların inanç ve değer sistemlerinin oturmaya başladığı düşünülecek olursa çizgi film içeriklerinin onlar üzerindeki etkileri daha da önem kazanır. 12 – 17 yaş aralığında ise mantık ve muhakeme yetileri gelişmeye başlayan çocuklar daha öncelerine göre bu program içeriklerinden daha az olumlu ve/veya olumsuz etkilenmektedirler” diye konuştu.<br />
Uzman Psikolog Akkan, araştırmaların şiddet içerikli çizgi film izleyen çocukların diğer yaşıtlarına göre daha fazla kavga ettiklerini, daha gergin ve agresif olduklarını ortaya koyduğunu vurgulayarak, “Yine bu çocukların ebeveyn, ve büyükleriyle ilişkilerinde daha gergin, sabırsız ve asi oldukları ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Şiddet içeren çizgi filmlerin bu programları izleyen çocuklar üstünde 3 ana etkisi olduğu saptanmıştır. Bunlar: a) bu çocukların “diğerlerinin” acı ve üzüntülerine daha az hassas olması, b) bu çocukların gerçek hayatta çevrelerindeki şiddet unsurlarından gerektiği kadar hatta hiç rahatsız olmamaları, ve c) daha önceki araştırmanın da işaret ettiği gibi bu çocukların çevrelerine karşı agresif ve şiddet dolu davranışlarda bulunmada diğerlerine göre daha yatkın olduklarıdır” dedi.</p>
<p>Çizgi filmlerin çocuklarda bilişsel fonksiyonları körelttiğini anlatan Akkan, “2004 yılında yapılan bir araştırma günde ortalama 3 – 4 saat televizyon ve dolayısıyla çizgi film izleyen çocukların dikkat eksikliği ve hiperaktivite rahatsızlığı geliştirme olasılıklarının diğerlerine göre yüzde 30 ile yüzde 40 daha fazla olduğunu ortaya koymaktadır. Bazı çalışmalar ise fazla izlenen televizyon ve özellikle çok aksiyon dolu çizgi filmlerin çocuklarda epileptik nöbetlere yol açabileceğini iddia etseler de bu kanıtlanmış bir olgu değildir.</p>
<p>Yapılan araştırmalar eğer dikkat edilmez ve engel olunmaya çalışılmaz ise izlenen çizgi film karakterlerinin her geçen gün çocuğun dünyasına yerleşmeye başlayacaklarına ve çocuğu gerçeklikten koparıp ciddi adaptasyon sorunu yaşatacağına işaret etmektedir. Öyle ki çok çizgi film izleyen ve o karakterlerle özdeşleşen çocukların sosyal ilişki kurmada zorlandıkları ve yalnız olmayı seçtikleri görülmüştür.</p>
<p>Özellikle 12 yaş öncesinde ve muhakeme yetisi henüz gelişmemiş çocuklar gerçekle “hayal ürünü” arasındaki belirlemeyi yapmakta zorlanıp(hatta yapamayıp) ciddi güvenlik sorunları yaşayabilirler. Çizgi filmlerin içeriğinde olan uçma, kaçma davranışlarının gerçek hayatta da olabileceğini varsayıp bunları deneyebilir ve sağlıklarını riske atabilirler” açıklamasında bulundu.<br />
Uzman Psikolog Aslı Akkan, çizgi filmlerin çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak için ebeveynlere çok iş düştüğünü hatırlatarak, “Çocuklarının izledikleri televizyon ve çizgi film saatlerini kontrol altında tutup belli bir program dahilinde yapabilirler.</p>
<p>Çocuklarının izledikleri çizgi filmleri belli aralıklarla onlarla izleyebilir ve içerikleri hakkında birkaç cümlelik de olsa yorumlar yapıp tartışabilirler. Çok şiddet ve öfke içeren çizgi filmlerin izlenmesini engelleyebilirler.</p>
<p>Farklı hobi ve uğraşlara yönlendirmeli ve televizyonu (ya da çizgi filmleri) çocuklarının hayatlarının odak noktası olmasını engelleyebilirler” şeklinde konuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/cizgi-filmler-cocugu-olumsuz-etkiliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Prematüre bebeklerde sakatlık riski fazla</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/premature-bebeklerde-sakatlik-riski-fazla.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/premature-bebeklerde-sakatlik-riski-fazla.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 Aug 2009 13:00:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklerde sağlık sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklerde sakatlık riski]]></category>
		<category><![CDATA[halk sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[prematüre bebek]]></category>
		<category><![CDATA[sakatlık riski]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=349</guid>
		<description><![CDATA[İngiltere’deki Milli Sağlık Hizmeti kurumunu NHS’nin verilerine göre, 2006-2007’de bebeklerin yüzde 8,6’sı prematüre doğdu. Önceki 15 yılda ise bu oran yüzde 7 civarındaydı. Bu artışın 10 bin 554 fazla prematüre bebeğe tekabül ettiği bildirildi. Erken doğan (37 haftadan önce) bebeklerde, ölüm veya ileriki yaşlarda sakatlık ve ciddi sağlık sorunları riski daha fazla görülüyor. İlk bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere’deki Milli Sağlık Hizmeti kurumunu NHS’nin verilerine göre, 2006-2007’de bebeklerin yüzde 8,6’sı prematüre doğdu. Önceki 15 yılda ise bu oran yüzde 7 civarındaydı. Bu artışın 10 bin 554 fazla prematüre bebeğe tekabül ettiği bildirildi.</p>
<p>Erken doğan (37 haftadan önce) bebeklerde, ölüm veya ileriki yaşlarda sakatlık ve ciddi sağlık sorunları riski daha fazla görülüyor. İlk bir ay içindeki ölümlerin yüzde 75’ini prematüre doğanlar oluşturuyor.</p>
<p>Prematüre doğumların artmasından kaygılanan uzmanlar, bunun çok erken veya geç yaşta doğurmak, tüp bebek yöntemleri yüzünden çoğul gebeliklerin artması, sigaraalışkanlıklarındaki değişim veya halk sağlığındaki genel bir değişimden kaynaklanabileceğini belirtmekle birlikte, bu konuda daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu söylüyor.</p>
<p>Kraliyet Kadın Hastalıkları ve Doğum Mütehassısları Koleji sözcüsü Donald Lamont da, doktorların artık bir problem saptadığında gebeliğin tamamlanmasını beklemeden erken doğum yaptırmasının, prematüre doğumlardaki artışa etki ediyor olabileceğini söyledi.</p>
<p>Veri toplamada yapılan değişikliğin de bu artışa sebep olabileceği belirtildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/premature-bebeklerde-sakatlik-riski-fazla.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kusursuz bebek mümkün mü?</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/kusursuz-bebek-mumkun-mu.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/kusursuz-bebek-mumkun-mu.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 Aug 2009 08:00:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[DNA işareti]]></category>
		<category><![CDATA[embriyo]]></category>
		<category><![CDATA[genetik bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[karyomapping]]></category>
		<category><![CDATA[karyomapping testi]]></category>
		<category><![CDATA[kusursuz bebek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=351</guid>
		<description><![CDATA[Henüz iki günlük embriyoda 15 bin hastalık türünü tarayıp saptayabilecek test geliştirildi. İngiliz bilim adamları, anne ve babadan geçebilecek olan tüm genetik bozuklukları, bebek henüz embriyo halindeyken tespit edebilecek bir test geliştirdi. Saygın İngiliz gazetesi Times’ın manşetten verdiği habere göre tüp bebek yöntemiyle bebek sahibi olmak isteyen anne ve babalar, Profesör Alan Handyside tarafından geliştirilen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Henüz iki günlük embriyoda 15 bin hastalık türünü tarayıp saptayabilecek test geliştirildi. İngiliz bilim adamları, anne ve babadan geçebilecek olan tüm genetik bozuklukları, bebek henüz embriyo halindeyken tespit edebilecek bir test geliştirdi.</p>
<p>Saygın İngiliz gazetesi Times’ın manşetten verdiği habere göre tüp bebek yöntemiyle bebek sahibi olmak isteyen anne ve babalar, Profesör Alan Handyside tarafından geliştirilen “karyomapping” testi sayesinde çocuklarının hangi genetik hastalığa ne kadar yatkın olduğunu öğrenebilecek.<br />
Test için tüp bebek yöntemi ile üretilen bir embriyonun iki günlük olması ve en az sekiz hücreye sahip olması bekleniyor.</p>
<p>Daha sonra henüz rahme yerleştirilmemiş olan embriyodan tek bir hücre alınarak “karyomapping” testi ile genetik haritası çıkarılıyor. Bu harita anne, baba ve yakın bir akrabadan alınan DNA örnekleriyle karşılaştırılıyor. Herhangi bir soruna işaret edebilecek olan 300 bin kadar DNA işareti aranıyor.</p>
<p>Uzmanlar, testin anne ve babadan geçmesi mümkün olan ve aralarında kalp hastalığı, diyabet ve kanser de bulunan 15 bine yakın hastalığın neredeyse hepsini tespit edebildiğini iddia<br />
Şu anda kullanılan testler ise bunların sadece yüzde 2’sine tanı koyabiliyor ve sonuçları almak bazen aylar sürebiliyor. Testin kullanılmaya başlaması için İngiltere’deki İnsan Doğum ve Embriyoloji Otoritesi’nden onay alması gerekiyor. 2 bin 500 dolara mal olacağı tahmin edilen testin gelecek yıl uygulanmaya başlanacağı öngörülüyor.</p>
<p><strong> Karyomapping testi nedir?<br />
</strong> Karyomapping kromozomları inceliyor. Bir insanda erkek ve kadının eşit olmak üzere 46 kromozom bulunuyor. Kadının yumurtasından gelen 23, erkeğin sperminden gelen 23 kromozom bir araya gelerek embriyoyu oluşturuyor. Erkeğin anneyle babasının genleri ve kadının anneyle babasının genleri birleşiyor. Karyomapping embriyodaki genleri, anne, baba ve bir akrabadan alınan genlerle karşılaştırarak kusurlu genleri ve bu bozukluğun kimden geldiğini tespit ediyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/kusursuz-bebek-mumkun-mu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hazır mama bebeklerde astım riskini artırıyor</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/hazir-mama-bebeklerde-astim-riskini-artiriyor.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/hazir-mama-bebeklerde-astim-riskini-artiriyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 Aug 2009 03:00:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[astım]]></category>
		<category><![CDATA[astım riski]]></category>
		<category><![CDATA[bebek bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[hazır mama]]></category>
		<category><![CDATA[oksitadif stres]]></category>
		<category><![CDATA[radikal stres]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=345</guid>
		<description><![CDATA[Mamanın bebek sağlığı üzerine etkilerini incelemek amacıyla yapılan araştırmalar, mamanın içeriğindeki serbest demirin, mikroorganizmalarla etkileşime girince enfeksiyon oluşumuna yol açtığını ortaya koydu. Sağlık uzmanları, “Mamadaki serbest demir, akciğerde serbest radikal ve oksitadif strese neden olmaktadır. Böylece mamayla beslenen bebeklerde astım oluşumuna zemin hazırlanmaktadır. Mama kullanan bebeklerde astım hastalığına yakalanma riski kullanmayanlara göre daha fazladır.” dedi. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mamanın bebek sağlığı üzerine etkilerini incelemek amacıyla yapılan araştırmalar, mamanın içeriğindeki serbest demirin, mikroorganizmalarla etkileşime girince enfeksiyon oluşumuna yol açtığını ortaya koydu.</p>
<p>Sağlık uzmanları, “Mamadaki serbest demir, akciğerde serbest radikal ve oksitadif strese neden olmaktadır. Böylece mamayla beslenen bebeklerde astım oluşumuna zemin hazırlanmaktadır. Mama kullanan bebeklerde astım hastalığına yakalanma riski kullanmayanlara göre daha fazladır.” dedi.</p>
<p>Uzmanlar bu nedenle bebeklik döneminde, bebeklerin özellikle anne sütüyle beslenmesi gerektiğinin altını çiziyorlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/hazir-mama-bebeklerde-astim-riskini-artiriyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İyi emzirmek için önemli ipuçları</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/iyi-emzirmek-icin-onemli-ipuclari.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/iyi-emzirmek-icin-onemli-ipuclari.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Aug 2009 22:00:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bebek emzirme]]></category>
		<category><![CDATA[emzirme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=343</guid>
		<description><![CDATA[Hem anneye, hem bebeğe sayısız faydası olan emzirme, doğru yapılmadığında yarar yerine zarar getiriyor. Bunun için şu kurallara dikkat edilmelidir: - Bebeğinizi her ağladığında emzirin. - Bebeğinizin yüzü, omuzları ve vücudu bir çizgide, sizin vücudunuza paralel ve yakın olacak şekilde memenize yaklaştırın. - Bebeğinizin burnu meme ucu hizasında olmalı. - Memeyi yakaladığında ağzını kocaman açmış [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hem anneye, hem bebeğe sayısız faydası olan emzirme, doğru yapılmadığında yarar yerine zarar getiriyor. Bunun için şu kurallara dikkat edilmelidir:<br />
- Bebeğinizi her ağladığında emzirin.</p>
<p>- Bebeğinizin yüzü, omuzları ve vücudu bir çizgide, sizin vücudunuza paralel ve yakın olacak şekilde memenize yaklaştırın.</p>
<p>- Bebeğinizin burnu meme ucu hizasında olmalı.</p>
<p>- Memeyi yakaladığında ağzını kocaman açmış olması ve yalnızca meme ucunu değil, çevresindeki kahverengi alanı da mümkün olduğunca alttan ağzına alması gerekli.</p>
<p>- Bebeğiniz memeden kendiliğinden ayrılana kadar emzirin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/iyi-emzirmek-icin-onemli-ipuclari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anne ölümleri kadınları tehdit ediyor</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/anne-olumleri-kadinlari-tehdit-ediyor.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/anne-olumleri-kadinlari-tehdit-ediyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Aug 2009 20:00:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[AIDS]]></category>
		<category><![CDATA[anne ölümleri]]></category>
		<category><![CDATA[bebek ölümleri]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[doğuma bağlı ölümler]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[kadın sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=341</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanlar, yılda 500 binden fazla kadınıngebelik ve doğum sırasında öldüğünü açıkladı. Dünya Sağlık Örgütünce yapılan bir araştırmada, dünyada her yıl 15-19 yaş arası ortalama 14 milyon kadının doğum yaptığı, yılda 500 binden fazla kadının gebelik ve doğum sırasında öldüğü ortaya çıktı. Toplum Sağlığı Araştırma ve Geliştirme Merkezi Müdürü Prof. Dr. Nazmi Zengin, Dünya Sağlık Örgütü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, yılda 500 binden fazla kadınıngebelik ve doğum sırasında öldüğünü açıkladı. Dünya Sağlık Örgütünce yapılan bir araştırmada, dünyada her yıl 15-19 yaş arası ortalama 14 milyon kadının doğum yaptığı, yılda 500 binden fazla kadının gebelik ve doğum sırasında öldüğü ortaya çıktı.</p>
<p>Toplum Sağlığı Araştırma ve Geliştirme Merkezi Müdürü Prof. Dr. Nazmi Zengin, Dünya Sağlık Örgütü tarafından dünyadaki anne bebek ölümlerine dikkat çekmek için hazırlanan, ‘Anne Sağlığı Hakkında 10 Gerçek’ isimli araştırmanın ilginç sonuçlar içerdiğini söyledi.</p>
<p><strong> AIDS‘ten sonra ikinci sırada</strong><br />
Araştırmada, tüm dünya üzerinde yılda toplam 500 binden fazla kadının gebelik ve doğum sırasında oluşan komplikasyonlara bağlı olarak öldüğünün belirtildiğini ifade eden Zengin, araştırmada gelişmekte olan ülkelerde üreme çağındaki kadınlarda gebeliğe ve doğuma bağlı ölümlerin AIDS’den sonra ikinci sırada geldiğinin yer aldığını belirtti.</p>
<p>Zengin, araştırmaya göre dünyada anne ölümlerinin yüzde 70′inden fazlasına ciddi kanama, enfeksiyonlar, güvenli olmayan doğumlar, hipertansif bozukluklar ve ilerlemeyen doğum eyleminin neden olduğunu ifade etti.</p>
<p><strong> Türkiye’de anne bebek ölümleri AB standartlarında</strong><br />
Türkiye’de ise anne ve bebek ölüm oranlarının AB standartlarında olduğunu ifade eden Zengin, 2007 yılı verilerine göre Türkiye’de bebek ölüm oranının binde 16.07, anne ölüm oranının da yüz binde 21.1 olduğunu bildirdi.<br />
Türkiye’de anne sağlığı, anne ve bebek ölümlerinin azaltılması noktasında önemli ilerlemeler olduğunu anlatan Zengin, buna karşın batı ile doğu arasında, şehirler ile kırsal kesim arasında anne ve bebek ölüm oranlarında büyük farklar olduğunu kaydetti.</p>
<p>Dünyada anne ve bebek ölümlerinin azaltılması konusunda bir anlayışın gelişmeye başladığını dile getiren Zengin, şöyle devam etti:<br />
“Bu çerçevede anne ve bebek ölümleri insan haklarıyla ilişkilendirilerek ele alınmaya başladı. Ancak her şeye rağmen, dünyada anne ve bebek ölüm oranlarında ciddi anlamda bir düşüş yaşanmamaktadır.</p>
<p>Dünyada kadınlar aleyhine ciddi bir insan hakkı ihlali söz konusu. Sağlık sektörü çalışanlarının yanı sıra insan hakları savunucularının da anne ve bebek ölümleri konusunda daha duyarlı olması gerektiğini düşünüyorum.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/anne-olumleri-kadinlari-tehdit-ediyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklara hata yapma özgürlüğü verin</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/cocuklara-hata-yapma-ozgurlugu-verin.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/cocuklara-hata-yapma-ozgurlugu-verin.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Aug 2009 13:00:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[çocukta duygusal zeka]]></category>
		<category><![CDATA[çocukta saldırganlık]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal zeka]]></category>
		<category><![CDATA[saldırgan çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[zekayı geliştirmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=339</guid>
		<description><![CDATA[Temel eğitim çağındaki çocukların, cezalandırılma korkusu ya da ödüllendirme arzusu nedeniyle yalan söylediği belirtildi. Çalma davranışının kökeninde ise sevgi açlığı bulunduğu belirtildi. Çocuk eğitimi ile ilgili bilgiler veren uzman psikolog Sabit Akbaş, çocukların olumsuz davranışları karşısında panikten, acımasızca cezalandırmaktan ve damgalamaktan kaçınılmasını istedi. Her iki durumdaki çocuklar için sonuçtan önce nedenler üzerinde durulmasını isteyen Akbaş, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Temel eğitim çağındaki çocukların, cezalandırılma korkusu ya da ödüllendirme arzusu nedeniyle yalan söylediği belirtildi. Çalma davranışının kökeninde ise sevgi açlığı bulunduğu belirtildi.</p>
<p>Çocuk eğitimi ile ilgili bilgiler veren uzman psikolog Sabit Akbaş, çocukların olumsuz davranışları karşısında panikten, acımasızca cezalandırmaktan ve damgalamaktan kaçınılmasını istedi. Her iki durumdaki çocuklar için sonuçtan önce nedenler üzerinde durulmasını isteyen Akbaş, 6- 7 yaşa kadar ki davranışların ‘çalma’ olarak değerlendirilmediğini, sahip olma duygusunun 8′inci yaşta başladığına dikkat çekti.</p>
<p>Çocukta duygusal zekayı geliştirmek için onlara özel zamanlar ayrılmasını ve kaliteli ilişki kurmayı öneren Akbaş, derslerdeki başarı durumuna göre çocuğa olan sevgi dozunun ayarlanmasının da yanlış olduğuna değinerek, sevginin koşulsuz olması gerektiğini söyledi.<br />
Psikolojik danışma uzman Akbaş, çocuklar konusunda daha sonra şu uyarı ve değerlendirmeleri yaptı:</p>
<p>- Disiplin konusunda tutarlı olunmalı, aynı davranışa farklı günlerde farklı tepkiler verilmemeli.</p>
<p>- Çocuğa ne yapmaması değil, ne yapması gerektiği öğretilmelidir.</p>
<p>- Çocukta saldırganlık; anne- babanın aşırı düşkünlüğünden, kısıtlanmasından, şiddet içerikli TV programlarından, duygusal olarak ihmal edilip dikkat çekmek istemesinden kaynaklanabilir. Bu davranış yerleşmiş ise psikolojik destek gerekebilir.</p>
<p>- Saldırganlık dayakla cezalandırılmamalı.</p>
<p>- Kardeş kıskançlığı, ona sevginin azalmayacağı gösterildiğinde ortadan kalkar.</p>
<p>- Çocuklara hata yapma özgürlüğü tanınmalı, kabiliyetleri budanmamalı.</p>
<p>- Çocuklara uygun davranışlar öğretebilmek için anne – baba model olmalıdır. Çocuklarının çeşitli davranışlarından şikayetçi olan anne-babaların önce kendi durumları ve tutumlarını gözden geçirmeleri gerekir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/cocuklara-hata-yapma-ozgurlugu-verin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Endişeli annenin bebeği huysuz oluyor</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/endiseli-annenin-bebegi-huysuz-oluyor.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/endiseli-annenin-bebegi-huysuz-oluyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Aug 2009 08:00:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklerde gaz sancısı]]></category>
		<category><![CDATA[bebekte gaz]]></category>
		<category><![CDATA[doğum sonrası depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[endişeli anne]]></category>
		<category><![CDATA[huysuz bebek]]></category>
		<category><![CDATA[idrar yolu enfeksiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[kolik ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[ortakulak enfeksiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[süt alerjisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=337</guid>
		<description><![CDATA[Bebeğinizdeki aşırı ağlama ve huysuzluk gaz sancısının habercisi olabilir. Gaz sancılarına ise birçok farklı etken yol açabiliyor. Özellikle annenin endişeli ve gerilimli hali, bebeklerde kendini gaz sancısı olarak gösterebiliyor. İşte gaz sancısının sebepleri… Bebeklerde günde üç saatten fazla süren ve sebebi belli olmayan aşırı ağlama ve huysuzluk hali olarak tanımlanan gaz sancısı (kolik) yeni doğan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bebeğinizdeki aşırı ağlama ve huysuzluk gaz sancısının habercisi olabilir. Gaz sancılarına ise birçok farklı etken yol açabiliyor. Özellikle annenin endişeli ve gerilimli hali, bebeklerde kendini gaz sancısı olarak gösterebiliyor. İşte gaz sancısının sebepleri…</p>
<p>Bebeklerde günde üç saatten fazla süren ve sebebi belli olmayan aşırı ağlama ve huysuzluk hali olarak tanımlanan gaz sancısı (kolik) yeni doğan her on bebekten birini etkiliyor. Genellikle bebekliğin ikinci ve üçüncü haftasında başlayan ve beşinci ayın sonuna kadar devam eden gaz sancıları, genelde iyi beslenen ve çok emen bebeklerde görülüyor. Annenin endişeli hali, doğum sonrası depresyon, annenin hamilelikte ve emzirme sırasında sigara kullanması gibi etkenler de gaz sancılarını tetikliyor.</p>
<p>Sema Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Köksal Binnetoğlu, “Kolikli bebekler, haftada birkaç gün, iki veya üç saat ağlayabilirler. Kolik nöbetleri, birkaç dakika sürebileceği gibi, üç saat ya da daha uzun bir süre devam edebilir. Ataklar genelde akşam saatlerinde başlar ve gece 23.00-24.00 gibi sonlanır.” şeklinde konuşuyor. Bu süreçte bebeklerdeki ağlamalar genellikle aniden başlar ve belirli bir sebebi yoktur. Ağrı esnasında bebek kızarır, kakasını yapar gibi olur ve ayaklarını karnına çeker. Sancıların, anne ve babanın kötü bakımı ile ilgili olmadığını belirten Dr. Binnetoğlu, ebeveynleri kendilerini suçlamamaları ve sakin olmaları konusunda uyardı.<br />
Öte yandan uzmanlar, bebeğinizde kolik olduğunu düşünüyorsanız, problemin sebebinin bir hastalık olup olmadığını netleştirmek için bir uzmana başvurmayı öneriyor. Çünkü bazen, ortakulak enfeksiyonu, idrar yolu enfeksiyonu, göze yabancı cisim kaçması gibi rahatsızlıklar da kolik ağrısına benzer ağlama krizlerine sebep olabiliyor.</p>
<p>Gaz sancısının başlıca sebepleri:</p>
<p>- İnek sütüne alerji ya da aşırı duyarlılık</p>
<p>- Olgunlaşmamış sindirim sisteminin sebep olduğu güçlü bağırsak kasılmaları<br />
- Yanlış emzirme tekniği (anne göğsünün uç kısmının emilmesi ve bebeğin hava yutması)</p>
<p>- Bebeğinizdeki hormonal değişiklikler</p>
<p>- Annenin endişeli hali, doğum sonrası depresyon</p>
<p>- Annenin sigara kullanması</p>
<p>- Gaz sancısı çeken bebekler için ne yapılabilir?</p>
<p>- Kucağınıza alın ve sakinleştirmeye çalışın; bu, bebeği gevşetir ve uyutur.</p>
<p>- Kucağınızda gezdirirken sırtına yavaşça masaj yapın.</p>
<p>- Hafif ısıtılmış bir havlu ile karnına masaj yapın.</p>
<p>- Elektrikli süpürge, saç kurutma makinesi ya da başka bir cihazla ritmik hareket ve ses oluşturun</p>
<p>- Bebeğinizi dizlerinize midesinin üstüne yatırın ve sırtını ovuşturun.</p>
<p>- Kendini rahat ve güvende hissetmesi için bebeğinizi bir battaniyeye sarın.</p>
<p>- Piyasada kolik ağrıları için bazı ilaçlar bulunuyor; ancak kullanmadan önce doktorunuza danışın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/endiseli-annenin-bebegi-huysuz-oluyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocukların sağlığı geleceklerini etkiliyor</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/cocuklarin-sagligi-geleceklerini-etkiliyor.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/cocuklarin-sagligi-geleceklerini-etkiliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Aug 2009 03:00:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=335</guid>
		<description><![CDATA[Uzman doktorlar, çocuk sağlığı ve hastalıkları konusunda bilmeniz gereken her şeyi açıklıyor. İstanbul’da bulunan Memorial Hastanesi Pediatri Uzmanları, yaşamın her döneminin sağlık açısından çok önemli olduğunu ama çocukluk çağının özel ilgi gerektirdiğinin altını çiziyorlar. Hiçbir sorunu olmasa bile, çocuklara da büyükler gibi düzenli aralıklarla check-up yani genel sağlık kontrolü yapılması sağlıklı bir yaşam için gereklidir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzman doktorlar, çocuk sağlığı ve hastalıkları konusunda bilmeniz gereken her şeyi açıklıyor. İstanbul’da bulunan Memorial Hastanesi Pediatri Uzmanları, yaşamın her döneminin sağlık açısından çok önemli olduğunu ama çocukluk çağının özel ilgi gerektirdiğinin altını çiziyorlar.</p>
<p>Hiçbir sorunu olmasa bile, çocuklara da büyükler gibi düzenli aralıklarla check-up yani genel sağlık kontrolü yapılması sağlıklı bir yaşam için gereklidir. Çocukluk çağında önlenebilir, erişkin hastalıkları arasında sayabileceğimiz; hipertansiyon, obezite,kalp-damar hastalıkları ve diyabet, uygun beslenme ve spor ile azaltılabilmektedir. Ayrıca, göz tembelliği, işitme kaybı ve demir eksikliği anemisi de çocukluk döneminde sağlık taramasıyla belirlenip, azaltılabilen hastalıklardır.</p>
<p><strong>Çocuklar için kontroller:<br />
</strong>- Çocuk hastalıkları uzmanı muayenesi, ağırlık, boy ve kan basıncı ölçümü,<br />
- Göz, kulak, burun, boğaz hekimi ve diş hekimi muayenesi.<br />
- Çocuk psikolojisi uzmanı değerlendirmesi, 8 Diyet uzmanı değerlendirmesi<br />
- Aşıların kontrolü ve gerekli aşıların belirlenmesi,<br />
- Tam kan sayımı, kan şekeri ölçümü,<br />
- İdrar ve gaita analizi,<br />
- Karın ultrasonografisi yapılmaktadır.</p>
<p><strong> Bunları sakın unutmayın<br />
</strong> &#8211; Doktorun öngördüğü veya zorunlu kıldığı aşılar mutlaka zamanında ve eksiksiz yaptırılmalıdır. Çünkü bazı hastalıklar ileri yaşlarda daha zor tedavi olabilmekte ya da bazı organlara zarar verebilmektedir.</p>
<p>- Hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları, aşırı şişmanlık (obezite), göz tembelliği, işitme kaybı, demir eksikliği anemisi ve diyabet gibi hastalıklar, çocukluk çağında belirlendiğinde, uygun beslenme ve spor ile önlenebilmekte veya azaltılabilmektedir.</p>
<p>- Bebeğinizin ağlama nedenini bilemiyorsanız, nedeni kolik gibi nisbeten basit bir sorun ya da önemli bir hastalığın habercisi olabilir. Bunun için, bir çocuk hastalıkları uzmanına danışmanızda fayda vardır.</p>
<p>- Çocuğunuzda kusma, ateş, halsizlik gibi olağandışı belirtiler varsa zaman kaybetmeden bir çocuk doktoruna danışmanızda fayda vardır.</p>
<p>- Düzenli aralıklarla yaptıracağınız cocuk check-up’ı ile, çocuğunuzda bulunabilecek pek çok hastalığın erken dönemde kolayca tedavi edilmesini sağlayabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/cocuklarin-sagligi-geleceklerini-etkiliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocukların en büyük sorunu alerji</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/cocuklarin-en-buyuk-sorunu-alerji.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/cocuklarin-en-buyuk-sorunu-alerji.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Aug 2009 22:00:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[alerji]]></category>
		<category><![CDATA[alerjik rinit]]></category>
		<category><![CDATA[astım]]></category>
		<category><![CDATA[besin alerjisi]]></category>
		<category><![CDATA[egzama]]></category>
		<category><![CDATA[gece öksürüğü]]></category>
		<category><![CDATA[hırıltı]]></category>
		<category><![CDATA[kurdeşen]]></category>
		<category><![CDATA[nefes darlığı]]></category>
		<category><![CDATA[saman nezlesi]]></category>
		<category><![CDATA[ürtiker]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=333</guid>
		<description><![CDATA[Alerji; vücudun gösterdiği normal tepkinin aşırı olmasıdır diyebiliriz. Alerjinin oluşmasını önlemek için bebeklikten itibaren bazı önlemler almak gerekir. Alerjik Rinit (Saman Nezlesi) Burunda kaşıntı, hapşırma, burun tıkanıklığı, boğazda kaşıntı, gözlerde yanma-batma, geniz akıntısı tipik belirtileridir. Başlıca nedenleri; ev tozu (mite), polenler, küf mantarları, kedi-köpek tüyü ve boyalı, katkı maddeli gıdalardır. Ürtiker (Kurdeşen) Genellikle kaşıntılı, çeşitli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Alerji;</strong> vücudun gösterdiği normal tepkinin aşırı olmasıdır diyebiliriz. Alerjinin oluşmasını önlemek için bebeklikten itibaren bazı önlemler almak gerekir.</p>
<p><strong> Alerjik Rinit (Saman Nezlesi)<br />
</strong> Burunda kaşıntı, hapşırma, burun tıkanıklığı, boğazda kaşıntı, gözlerde yanma-batma, geniz akıntısı tipik belirtileridir. Başlıca nedenleri; ev tozu (mite), polenler, küf mantarları, kedi-köpek tüyü ve boyalı, katkı maddeli gıdalardır.</p>
<p><strong> Ürtiker (Kurdeşen)<br />
</strong> Genellikle kaşıntılı, çeşitli büyüklüklerde olabilen derideki kabartılı döküntülerdir. Vücudun hassas bölgelerinde, boyunda, kasıkta göğüs bölgesinde daha çok görülür.</p>
<p><strong> Besin Alerjileri</strong><br />
Çoğu gıda alerjiye neden olabilir ama; inek sütü, yumurta, yer fıstığı, mısır, fındık, balık ve kabuklu deniz ürünleri alerjileri daha sık görülmektedir. Bulantı, karın ağrısı, gaz, döküntü, dil-damak şişmesi, boğazda kaşıntı olabilir.</p>
<p><strong> İlaç Alerjileri</strong><br />
En sık ilaç alerjisine neden olan ilaçlar penisilin, antibiyotikler ve ağrı kesicilerdir.</p>
<p><strong> Egzama</strong><br />
Kaşıntılı ciltte kuruma, pullanmaya neden olan genetik bir deri hastalığıdır. Soğuk-kuru hava ve banyo sonrası ciltte kuruma, aşırı terleme ile de kaşıntı artabilir.</p>
<p><strong> Astım</strong><br />
Gece öksürüğü, hırıltı, nefes darlığı gözlenir. Başlıca uyarıcıları; ev tozu, polenler, küf, hayvan tüyü gibi alerjenler, enfeksiyonlar, havadaki kirlilik, ısı ve nem değişimi, egzersiz, sigara ve strestir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/cocuklarin-en-buyuk-sorunu-alerji.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeklerde aşırı ağlamanın nedeni</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/bebeklerde-asiri-aglamanin-nedeni.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/bebeklerde-asiri-aglamanin-nedeni.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Aug 2009 20:00:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=331</guid>
		<description><![CDATA[Tüm bebekler, bir ihtiyacı olduğunda ağlar. Bu normal bir tepkidir. Kolik ağlaması ise, her gün yaklaşık olarak aynı saatlerde ve bebek 2 haftalık olunca başlar, 3-4 aylık olunca kendiliğinden geçer. Koliği olan bebeğin gazı fazladır. Koliği tanımanın yolları: - Nedeni açıklanamayan ağlama nöbetlerinin varlığında - Günde bir iki kez, genelde aynı saatlerde tekrarlayan ağlamalarda - [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tüm bebekler, bir ihtiyacı olduğunda ağlar. Bu normal bir tepkidir. Kolik ağlaması ise, her gün yaklaşık olarak aynı saatlerde ve bebek 2 haftalık olunca başlar, 3-4 aylık olunca kendiliğinden geçer. Koliği olan bebeğin gazı fazladır.</p>
<p><strong> Koliği tanımanın yolları:</strong><br />
- Nedeni açıklanamayan ağlama nöbetlerinin varlığında<br />
- Günde bir iki kez, genelde aynı saatlerde tekrarlayan ağlamalarda<br />
- Ağrısı olmayan sağlıklı bebeklerin ağlamasında<br />
- Ağlama nöbetinin 1-2 saat sürmesi durumunda<br />
- Ağlama dönemleri dışında bebeğin bir sorunun olmaması durumunda<br />
- Dördüncü haftadan önce başlayan ağlamalarda<br />
- Bebeğin üç-dört aylık olmasıyla, ağlamaların azalması ya da kaybolması durumunda kolik tanısı konulabilir.</p>
<p>Kolik nedenleri kesin olarak bilinmemekte ancak, bu bebeklerin uykuya dalmadan önce ya da başka nedenlerle daha fazla kucağa alınmaya ihtiyaçları olduğu düşünülmektedir.</p>
<p>Ağlama nöbetlerini yok etmenin bir yolu yoktur, ancak; bebek ağladığında kucağa alınarak sakinleştirilmeye çalışmak; bebeğin gündüz yerine, gece uzun süre uyumasını teşvik etmek gibi bazı önlemlerle ağlama süresi kısaltılabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/bebeklerde-asiri-aglamanin-nedeni.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeğinize işitme kaybı testi yapın</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/bebeginize-isitme-kaybi-testi-yapin.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/bebeginize-isitme-kaybi-testi-yapin.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Aug 2009 13:00:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ağır işitme]]></category>
		<category><![CDATA[işitme kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[işitme kaybı testi]]></category>
		<category><![CDATA[kulak sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağırlık]]></category>
		<category><![CDATA[yeni doğan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=329</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanları, çocuğunuzun işitme kaybının olup olmadığının belirlenmesine yardımcı olacak bir kontrol listesi hazırladı. Listeyi dikkatlice okuyun ve sadece size, ailenize veya çocuğunuza uyan faktörleri dikkate alın. Bebeklerde işitme kaybı belirtileri Size uyan her maddeyi kontrol edin. Yeni doğan (doğumdan 6 aya kadar) - Beklenmedik yüksek sesli gürültülerle irkilmiyor, hareket etmiyor, ağlamıyor veya herhangi bir şekilde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanları, çocuğunuzun işitme kaybının olup olmadığının belirlenmesine yardımcı olacak bir kontrol listesi hazırladı. Listeyi dikkatlice okuyun ve sadece size, ailenize veya çocuğunuza uyan faktörleri dikkate alın.</p>
<p><strong> Bebeklerde işitme kaybı belirtileri</strong><br />
Size uyan her maddeyi kontrol edin. Yeni doğan (doğumdan 6 aya kadar)<br />
- Beklenmedik yüksek sesli gürültülerle irkilmiyor, hareket etmiyor, ağlamıyor veya herhangi bir şekilde tepki vermiyor,<br />
- Yüksek sesli gürültülerle uyanmıyor,<br />
- Kendiliğinden sesleri takip etmiyor,<br />
- Sadece sesle sakinleştirilemiyor,<br />
- Başını sesime doğru çevirmiyor.<br />
Küçük bebeğim (6 aydan-12 aya kadar)<br />
- Sorulduğunda tanıdık kişi veya eşyaları gösteremiyor,<br />
- Konuşma sesi çıkarmıyor ya da konuşma sesi çıkarmayı bıraktı,<br />
- 12 aylıkken, “el salla”, “elini çırp” gibi basit sözleri yalnız dinlemekle anlamıyor, ancak ifade hareketle tamamlandığında anlayabiliyor.<br />
Büyük bebeğim (13 ay-2 yaş)<br />
- Hafif bir sesle ilk seslenişte doğru yöne dönmüyor,<br />
- Çevreden gelen seslere duyarsız,<br />
- İlk seslenişte cevap vermiyor,<br />
- Sese cevap vermiyor veya sesin nereden geldiğini anlamıyor,<br />
- Tanıdık insanlar ve çevresindekiler için basit kelimeleri kullanmaya ya da taklit etmeye başladı,<br />
- Benzer yaştaki diğer çocuklar gibi ses çıkarmıyor ve konuşamıyor,<br />
- Normal ses yüksekliğinde televizyon seyretmiyor,<br />
- Anlama ve iletişim için kelimelerin kullanımında yeterli gelişmeyi göstermiyor.</p>
<p><strong> Dikkatli olun</strong><br />
- Çocukta işitme kaybını keşfedecek olan kişiler, anne ve babasıdır.<br />
- Çocuğunuzun işitme sorunu olduğundan şüpheleniyorsanız mutlaka bir pediatri uzmanına danışmalısınız.<br />
- Erken tanı ve tedavi, sorunu büyümeden çözebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/bebeginize-isitme-kaybi-testi-yapin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Topuk kanı hastalıkların erken teşhisinde önemli</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/topuk-kani-hastaliklarin-erken-teshisinde-onemli.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/topuk-kani-hastaliklarin-erken-teshisinde-onemli.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Aug 2009 08:00:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bebek sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[cücelik]]></category>
		<category><![CDATA[cücelik teşhisi]]></category>
		<category><![CDATA[erken teşhis]]></category>
		<category><![CDATA[topuk kanı]]></category>
		<category><![CDATA[topuk kanı taraması']]></category>
		<category><![CDATA[zekâ geriliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=327</guid>
		<description><![CDATA[Bebeklerin topuğundan alınan kan, erken teşhis ve tedavide hayatî önem taşıyor. Geçen yıl ülke geneline yaygınlaştırılan kan taramasından başarılı sonuçlar alındı. Tahlillerde zekâ geriliği ve cücelik teşhisi konulan 400 bebek, basit ilaç tedavisiyle kurtuldu. Proje sorumlusu Dr. Gülsüm Özdemir, taramaya diğer hastalıkları da dâhil edeceklerinin altını çiziyor. Türkiye’de, 1987′de başlatılan ‘topuk kanı taraması’, sadece iller [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bebeklerin topuğundan alınan kan, erken teşhis ve tedavide hayatî önem taşıyor. Geçen yıl ülke geneline yaygınlaştırılan kan taramasından başarılı sonuçlar alındı. Tahlillerde zekâ geriliği ve cücelik teşhisi konulan 400 bebek, basit ilaç tedavisiyle kurtuldu. Proje sorumlusu Dr. Gülsüm Özdemir, taramaya diğer hastalıkları da dâhil edeceklerinin altını çiziyor.</p>
<p>Türkiye’de, 1987′de başlatılan ‘topuk kanı taraması’, sadece iller düzeyinde yapılırken,Sağlık Bakanlığı geçen yıl uygulamayı ülke geneline yaygınlaştırdı. Tek merkezden yürütülen çalışmanın kontrolü ve sonuçları titizlikle takibe alındı. Bebeklerde geri dönüşümü mümkün olmayan hastalıkların başlamadan bitirilmesini amaçlayan proje, olumlu sonuçlar vermeye başladı.</p>
<p>Son bir yılda dünyaya gözlerini açan 1 milyon 300 bin bebeğin kanları incelenerek hastalık riski taşıyan aileler bilgilendirildi. İl sağlık müdürlükleri anne-babaları, uygulanacak tedavi konusunda yönlendirdi. Erken teşhis sayesinde 400 minik, zekâ geriliği ve cücelikten kurtuldu. Yakalanan başarıyı dikkate alan Sağlık Bakanlığı, taramaları diğer hastalıkların teşhisi için kullanma kararı aldı. Yenidoğan tarama sorumlusu Dr. Gülsüm Apak Özdemir, bu hastalıkların erken teşhisinin, bebeklerin yüzde yüz iyileşmesini sağladığını belirtirken, hâlâ çocuğunun topuğundan kan alınmasına izin vermeyen ailelerin bulunduğuna dikkat çekiyor.</p>
<p>Her aşaması büyük bir titizlikle yürütülen projenin uygulama süreci ise şöyle işliyor: Bebeklerden alınan kanlar, sağlık müdürlüklerinde toplanıyor. Haftada bir kez İstanbul ve Ankara’daki Refik Saydam hıfzıssıhha merkezlerine gönderilen numuneler, kimlik bilgileriyle birlikte bilgisayara kaydediliyor. Laboratuar incelemelerinin ardından hastalık riski taşıyan bebekler işaretleniyor. 15 gün içinde il sağlık müdürlükleri, bu bebeklerin anne-babasını telefonla arayarak bilgilendiriyor. Zaman zaman ebeveynlerin tepkisiyle karşılaşan sağlık personeli, aileyi ikna ettikten sonra basit ilaç tedavilerine başlanıyor.</p>
<p>Bir yılını dolduran projede inceleme işlemlerini 35 kişilik ekip yapıyor. Günde ortalama 7 bin kan örneğinin bulgularını ortaya koyan ekip 1 milyon 700 bin kanı incelediği için son derece titiz çalışıyor. Kayıt ve arşivlemede sonuçların birbirine karıştırılmaması için ince eleyip sık dokuduklarını söyleyen Yenidoğan Tarama Programı Sorumlusu Dr. Gülsüm Apak Özdemir, hastalıkların atlanmaması amacıyla son bir yılda 10 bin bebekten ikinci kez kan istendiğini belirtiyor.</p>
<p>Zeka geriliği ya da cücelik riski taşıyan bebeklerin yüzde 30′una ikinci çağrı sırasında ulaşamadıklarını kaydeden Özdemir, ailelere şöyle sesleniyor: “Bu iki hastalık erken tedaviyle yüzde yüz iyileşiyor. Zeka özürlü çocuk sahibi olmayı hiçbir aile istemez. O yüzden mutlaka ikinci kez kan istediğimizde göndersinler.”</p>
<p>Söz konusu rahatsızlıkların doğu ve güneydoğu illerinde ya da batı illerinde yaşayıp da bu bölge kökenli ailelerde yüksek olduğunu kaydeden Özdemir, gerekçe olarak akraba evliliğini gösteriyor. Özdemir, hiçbir bebeği atlamamak için, özel hastanelere yönelik çalışmalar yaptıklarının da altını çiziyor. Özel hastaneler göndermese dahi bebeklerin aylık kontrollerinde sağlık ocaklarının topuk kanı aldığını belirten Özdemir, “Bütün ailelere ulaşmaya çalışıyoruz. Bebeklerimizin mutlu geleceği için annelere de mutlaka görevler düşüyor. Kanın gönderilip gönderilmediğini kendileri sorgulamalı.” uyarısında bulunuyor.</p>
<p><strong> Tedavisi ucuz, basit ve etkili</strong><br />
Tiroid bezinden tiroid hormonlarının yeterince salgılanmaması sonucu çocuklarda zeka geriliği ya da cücelik oluşuyor. Tiroit hormonu eksik olan bebeklere ağızdan tiroit hormonu veriliyor. Bu hap eczanelerde 1-2 YTL’ye satılıyor. ‘Fenilketonüri’nin olduğu zeka geriliği ise özel mamalar verilerek engelleniyor. Tedaviler yüzde 100′e varan oranlarda başarıyla sonuçlanıyor. Bazı illerde hastalık riskine karşı ikinci kez kanı istenen bebek sayısı: İstanbul 567, Ankara 468, Diyarbakır 113, Şırnak 61, Şanlıurfa 79.</p>
<p><strong> Günde 7 bin bebeğin kanı titizlikle inceleniyor</strong><br />
Bebeklerin topuğundan alınan kanları 35 kişilik bir ekip inceliyor. Günde ortalama 7 bin kan örneğinin bulgularını ortaya koyan ekip son derece titiz çalışıyor. Yenidoğan tarama programı sorumlusu Dr. Gülsüm Apak Özdemir, kayıt ve arşivlemede sonuçların birbirine karıştırılmaması için ince eleyip sık dokuduklarının altını çiziyor. Özdemir, hastalıkların atlanmaması amacıyla son bir yılda 10 bin bebekten ikinci kez kan istendiğini belirtiyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/topuk-kani-hastaliklarin-erken-teshisinde-onemli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocukları asitli içeceklerden koruyun</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/cocuklari-asitli-iceceklerden-koruyun.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/cocuklari-asitli-iceceklerden-koruyun.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Aug 2009 03:00:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[asitli içecekler]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[doğru beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[meyve suyu]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=325</guid>
		<description><![CDATA[Asitli içeceklerin hiçbir besleyici özellik taşımadığını belirten uzmanlar, ailelerin, çocuklarında süt ve meyve suyu tüketimini özendirmesini istiyor. Gençlerin severek tükettikleri asitli içeceklerin şişmanlığa neden olduğu bildiriliyor. Uzmanlar, gençlerin besleyici özellikleri olmayan asitli içecekler yerine, süt ve meyve suyu tüketimine özendirilmeleri için aileleri uyarıyor. Beslenme uzmanları, kilo alımında yenen gıda miktarı kadar alınan kalorilerin de önemli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Asitli içeceklerin hiçbir besleyici özellik taşımadığını belirten uzmanlar, ailelerin, çocuklarında süt ve meyve suyu tüketimini özendirmesini istiyor. Gençlerin severek tükettikleri asitli içeceklerin şişmanlığa neden olduğu bildiriliyor.<br />
Uzmanlar, gençlerin besleyici özellikleri olmayan asitli içecekler yerine, süt ve meyve suyu tüketimine özendirilmeleri için aileleri uyarıyor. Beslenme uzmanları, kilo alımında yenen gıda miktarı kadar alınan kalorilerin de önemli olduğunu söylüyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/cocuklari-asitli-iceceklerden-koruyun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hiperaktivitenin ilaçsız tedavisi mümkün</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/hiperaktivitenin-ilacsiz-tedavisi-mumkun.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/hiperaktivitenin-ilacsiz-tedavisi-mumkun.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 08 Aug 2009 22:00:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[beyin dalgaları]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[hiperaktif]]></category>
		<category><![CDATA[Hiperaktif çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[hiperaktivite]]></category>
		<category><![CDATA[Neurofeedback]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenme güçlüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=323</guid>
		<description><![CDATA[Akademik problemleri çözmeye yönelik bir çalışma olan “Neurofeedback” beyin egzersiziyle, çocuğunuzun okulda daha fazla randımanlı olmasını sağlayabilirsiniz. Uzman Psikiyatr Dr. Tanju Sürmeli, “Neurofeedback” sistemiyle, dikkat eksikliği, hiperaktivite hastalığı ve öğrenme güçlüğüne ilaç kullanılmadan kalıcı tedavi uygulanabildiğini söylüyor. Eeg biofeedback sistemi ağrısız, yan etkisiz, beynin içine herhangi bir şey yerleştirmeden yapılan çok güvenli bir tedavi yöntemi. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Akademik problemleri çözmeye yönelik bir çalışma olan “Neurofeedback” beyin egzersiziyle, çocuğunuzun okulda daha fazla randımanlı olmasını sağlayabilirsiniz.</p>
<p>Uzman Psikiyatr Dr. Tanju Sürmeli, “Neurofeedback” sistemiyle, dikkat eksikliği, hiperaktivite hastalığı ve öğrenme güçlüğüne ilaç kullanılmadan kalıcı tedavi uygulanabildiğini söylüyor.</p>
<p>Eeg biofeedback sistemi ağrısız, yan etkisiz, beynin içine herhangi bir şey yerleştirmeden yapılan çok güvenli bir tedavi yöntemi. Bu yöntemle tedavide ilaç kullanımına ihtiyaç olmayabilir. Yöntemin en önemli özelliklerinden biri, etkisinin kalıcı olmasıdır.</p>
<p>Kişinin beyin dalgalarının dijital haritasını çıkaran “QEEG Data Bankası” sistemiyle, hastalığın teşhisine yüzde 85-90 yanılmadan tavsiyede bulunuluyor. Elde edilen verilerin uzman tarafından değerlendirmesinin ardından kesin teşhis koyuluyor.</p>
<p><strong>Beyin dalgaları değişiyor</strong></p>
<p><strong><span style="font-weight: normal;">Yöntemi Türkiye’de uygulayan Uzman Psikiyatr Dr. Tanju Sürmeli, “QEEG Data Bankası” sisteminin Amerikan Gıda Besin ve İlaç Birliği (FDA) tarafından onaylı olduğunu söylüyor. Kişiye kendi beyin dalgalarının karakteriyle ilgili bilgi verildiğinde, kişi beyin dalgalarını değiştirmeyi öğrenebiliyor. Bu değişiklikler kalıcı olabiliyor. “Neurofeedback” sisteminde, hastaya anormal beyin dalgalarını, sağlıklı beyin dalgalarıyla değiştirmesi öğretiliyor.</span></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/hiperaktivitenin-ilacsiz-tedavisi-mumkun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocukların baş düşmanı sigara</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/cocuklarin-bas-dusmani-sigara.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/cocuklarin-bas-dusmani-sigara.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 08 Aug 2009 13:00:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların baş düşmanı]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[sigara bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[sigara kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[sigaraya başlama yaşı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=321</guid>
		<description><![CDATA[Sigara içmeseniz bile tütün dumanına maruz kalıyorsanız kanser olmanız işten bile değil. Pasif içicilik kanser riskini yüzde 40 artırıyor. Bundan en çok mağdur olanlar ise çocuklar. Dünyada her yıl 5 milyon kişi tütünle ilgili hastalıklardan dolayı yaşamını yitiriyor. Araştırmalar dünyadaki 1.5 milyar çocuğun yarısının pasif içiciliğe maruz kaldığını, Türkiye’de de bu oranın yüzde 80′lerde olduğunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sigara içmeseniz bile tütün dumanına maruz kalıyorsanız kanser olmanız işten bile değil. Pasif içicilik kanser riskini yüzde 40 artırıyor. Bundan en çok mağdur olanlar ise çocuklar.</p>
<p>Dünyada her yıl 5 milyon kişi tütünle ilgili hastalıklardan dolayı yaşamını yitiriyor. Araştırmalar dünyadaki 1.5 milyar çocuğun yarısının pasif içiciliğe maruz kaldığını, Türkiye’de de bu oranın yüzde 80′lerde olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Çocuklarınızın sağlığını tehlikeye atıldığını belirten Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Kanser Epidemiyolojisi Bilim Uzmanı Prof. Dr. İsmail Çelik, “Çevresel tütün dumanına maruz kalmanın, sigara içmeyenlerde akciğer kanserini yüzde 30-40 artırdığını” anlattı.</p>
<p>Prof. Çelik, “Dünyada her yıl 160 bin çocuk kansere yakalanmaktadır ve bunların 90 bini yaşamını yitirmektedir. Bu çocukların çoğu, sigara bağımlısı değil, pasif içicilerdir. Akciğer kanserlerinin yüzde 90′ı tütünle bağlantılı. Her yıl 40 bin kişi akciğer kanserine yakalanıyor. Herkese sesleniyoruz. Çocuklarınızı, bebeklerinizi ve gençleri pasif içicilikten koruyun” dedi.</p>
<p><strong> “Sigaraya başlama yaşı 11′e düştü”<br />
</strong> Türkiye’de sigaraya başlama yaşının 11′e düştüğünü, gençlerin ve çocukların yüzde 30′unun sigara içtiğini söyleyen Çelik, sigaraya maruz kalan genç kadınlarda meme kanseri riskinin de arttığına dikkati çekti.<br />
İçenler kadar sigara dumanına maruz kalanlar da kanser tehdidiyle karşı karşıya. Lütfen çocuklarınızın yanında sigara içmeyin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/cocuklarin-bas-dusmani-sigara.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeklerde 6 yaş dişini süt dişi sanmayın</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/bebeklerde-6-yas-disini-sut-disi-sanmayin.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/bebeklerde-6-yas-disini-sut-disi-sanmayin.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 08 Aug 2009 08:00:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[6 yaş dişi]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklerde diş]]></category>
		<category><![CDATA[birinci süt azıları]]></category>
		<category><![CDATA[büyük azı dişleri]]></category>
		<category><![CDATA[diş kavisleri]]></category>
		<category><![CDATA[ikinci süt azıları]]></category>
		<category><![CDATA[kesici dişler]]></category>
		<category><![CDATA[süt dişi]]></category>
		<category><![CDATA[süt köpek dişleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=319</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanlara göre; bebeklerde süt dişlerinin düşüp yerlerini genç süreklilerin alması, aşağı yukarı süt dişlerindeki sürme sırasını takip eden bir süreçte oluşmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, birçok kişi tarafından süt dişi sanılan 6 yaş dişinin varlığıdır. Süt dizisi tamamlandıktan sonra yaklaşık 3 yaş civarından 6 yaşına kadar diş kavislerinde herhangi bir hareket yoktur. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlara göre; bebeklerde süt dişlerinin düşüp yerlerini genç süreklilerin alması, aşağı yukarı süt dişlerindeki sürme sırasını takip eden bir süreçte oluşmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, birçok kişi tarafından süt dişi sanılan 6 yaş dişinin varlığıdır.</p>
<p>Süt dizisi tamamlandıktan sonra yaklaşık 3 yaş civarından 6 yaşına kadar diş kavislerinde herhangi bir hareket yoktur. Çocuk 6 yaşına geldiğinde ilk sürekli dişi olan 6 yaş dişi süt azı dişlerinin arkasında kavisdeki yerini alır.</p>
<p><strong>İlk süren dişler kesiciler<br />
</strong>6 yaş dişlerini takiben ilk süren dişler kesiciler grubudur. Onu izleyerek birinci süt azıları, ikinci süt azıları ve süt köpek dişleri dökülürler. Üst sürekli köpek dişleri en son süren dişlerdir. 11-13 yaş arası sürme tamamlanır.</p>
<p>Bunların dışında 6 yaş dişlerinin arkasından 12 yaşında ikinci sürekli azılar ve 20 yaşında (16-24 yaş) 20 yaş dişleri yani üçüncü büyük azı dişleri sürer.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/bebeklerde-6-yas-disini-sut-disi-sanmayin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Omega-3 hem anne hem bebek için önemli</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/omega-3-hem-anne-hem-bebek-icin-onemli.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/omega-3-hem-anne-hem-bebek-icin-onemli.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 08 Aug 2009 03:00:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[anne sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bebek sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[hiperaktivite]]></category>
		<category><![CDATA[omega 3]]></category>
		<category><![CDATA[Omega-3 eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[şiddetli depresyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=317</guid>
		<description><![CDATA[Her mevsim alınması önerilen Omega- 3 yağ asitleri, annelerin doğum öncesi ve sonrası sağlığında, çocuğun ise zihinsel ve bedensel gelişiminde önemli rol oynuyor. İngiliz DanışmanGıda Bilimcisi Dr. Ray Rice, anne ve bebekteki Omega- 3 eksikliğini gidermek için, sadece soğuk denizlerde yaşayan balıklarda yüksek oranda bulunan Omega-3 yağ asitleri takviyesi gerektiğini belirtiyor. Hiperaktivitede de faydalı Dr. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her mevsim alınması önerilen Omega- 3 yağ asitleri, annelerin doğum öncesi ve sonrası sağlığında, çocuğun ise zihinsel ve bedensel gelişiminde önemli rol oynuyor.</p>
<p>İngiliz DanışmanGıda Bilimcisi Dr. Ray Rice, anne ve bebekteki Omega- 3 eksikliğini gidermek için, sadece soğuk denizlerde yaşayan balıklarda yüksek oranda bulunan Omega-3 yağ asitleri takviyesi gerektiğini belirtiyor.</p>
<p><strong> Hiperaktivitede de faydalı</strong><br />
Dr. Rice, önemli bir Omega-3 deposu olan Seven Seas ürünleriyle bu eksikliği gidermenin mümkün olduğunu söylüyor. Kolay içilebilmesi için portakal suyu ve kiraz aromasıyla tatlandırılan Seven Seas’in çocuk sağlığına olumlu etki yaptığı belirtiliyor. Yetersiz uyku ve olumsuz davranış gibi hiperaktivite belirtileri gösteren, dikkat eksikliği ve okuma güçlüğü problemi olan çocuklarda Seven Seas kullanımı, belirtilerin aza indirilmesinde etkili oluyor.</p>
<p><strong> Nasıl etki ediyor?</strong><br />
Bebeklerde beyin gelişiminin büyük kısmı, hamileliğin son 3 ayında ve doğumdan sonraki 12 ayda meydana geliyor. Annenin aldığı Omega-3 takviyesi, bebeklerde beyin gelişimini destekliyor, iştahsızlığı ve huzursuz uyku dönemlerini azaltıyor.</p>
<p>Eğer anne, hamilelik ve emzirme döneminde bebeğin gereksinimini karşılayacak oranda Omega-3 almazsa, vücudundaki depoları kullanmaya başlıyor. Bu nedenle annede ortaya çıkan Omega-3 eksikliği ise doğum sonrası depresyonunun şiddetinin artmasına yol açabiliyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/omega-3-hem-anne-hem-bebek-icin-onemli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erken yaşta anne olmak</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/erken-yasta-anne-olmak.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/erken-yasta-anne-olmak.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Aug 2009 22:00:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[anne olmak]]></category>
		<category><![CDATA[anne ölümleri]]></category>
		<category><![CDATA[bebek ölümleri]]></category>
		<category><![CDATA[doğrum yapmak]]></category>
		<category><![CDATA[erken annelik]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[hamile olmak]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=315</guid>
		<description><![CDATA[Dünyada her 10 bebekten biri, çocuk yaştaki annelerce doğuruluyor. Çocuk yaşta annelik, hem anne hem de bebek için büyük risk taşıyor. “Çocuklari Koru” isimli sivil toplum grubunun yayınlanan yıllık raporuna göre, her yıl doğum yapan 15-19 yaşları arasındaki 70 bin genç anne ve 1 milyonun üzerinde bebek, doğum ve çocuk bakımındaki yanlışlıklara bağlı sebeplerden hayatını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada her 10 bebekten biri, çocuk yaştaki annelerce doğuruluyor. Çocuk yaşta annelik, hem anne hem de bebek için büyük risk taşıyor.<br />
“Çocuklari Koru” isimli sivil toplum grubunun yayınlanan yıllık raporuna göre, her yıl doğum yapan 15-19 yaşları arasındaki 70 bin genç anne ve 1 milyonun üzerinde bebek, doğum ve çocuk bakımındaki yanlışlıklara bağlı sebeplerden hayatını kaybediyor.<br />
Doğum sağlığı danışmanı Mary Beth Powers, anne ölümlerinin yüzde 99′unun gelişmekte olan ülkelerde meydana geldiğini belirtirken, kızların erken doğum yaparken ölme riskinin özellikle Afrika’nın güney bölgelerinde yüksek olduğunu belirtti. Afrika dışında ise Afganistan, Bangladeş, Hindistan, Nepal, Yemen, Guatemala, Haiti ve Nikaragua’nın en riskli ülkeler olduğu kaydedildi.<br />
<strong> Gelişmiş ülkeler de var</strong><br />
Her yıl 119 ülkede annelerin sağlık, eğitim ve siyasi durumuna dair araştırma yapan grup, “Dünya Annelerinin Durumu” başlıklı raporlar hazırlıyor. Gelişmiş ülkeler arasında çocuk yaştahamilelik konusunda ABD birinci sırayı alırken, bu ülkeyi Rusya ve Yeni Zelanda takip ediyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/erken-yasta-anne-olmak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeğinizi kundaktan koruyun</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/bebeginizi-kundaktan-koruyun.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/bebeginizi-kundaktan-koruyun.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Aug 2009 20:00:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[anne sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bebek bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[bebek sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kalça çıkığı]]></category>
		<category><![CDATA[kalça çıkıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[sakatlık riski]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=313</guid>
		<description><![CDATA[Anadolu’da hala yaygın olan bebekleri kundaklama alışkanlığının kalça çıkığına neden olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, bebeklerde kundak uygulamasının kalça çıkıklığına yol açtığını söyleyerek önemli uyarılarda bulunuyor… Sakatlık riski sözkonusu “Anneden geçen hormonların etkisiyle eklemlerde gevşeklik olur. Anne karnında yeterli gelişim gösteremeyen bebeklerin, doğumdan sonra kundağa sarılması kalça çıkıklığına yol açıyor. Bu tür durumlarda zaman kaybetmeden hekime başvurulmalıdır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Anadolu’da hala yaygın olan bebekleri kundaklama alışkanlığının kalça çıkığına neden olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, bebeklerde kundak uygulamasının kalça çıkıklığına yol açtığını söyleyerek önemli uyarılarda bulunuyor…</p>
<p><strong>Sakatlık riski sözkonusu<br />
</strong>“Anneden geçen hormonların etkisiyle eklemlerde gevşeklik olur. Anne karnında yeterli gelişim gösteremeyen bebeklerin, doğumdan sonra kundağa sarılması kalça çıkıklığına yol açıyor. Bu tür durumlarda zaman kaybetmeden hekime başvurulmalıdır. Erken teşhis sakatlık riskini azaltır. Aksi halde cerrahi müdahale gerekebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/bebeginizi-kundaktan-koruyun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bronşit çocukları ölüme götürebiliyor</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/bronsit-cocuklari-olume-goturebiliyor.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/bronsit-cocuklari-olume-goturebiliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Aug 2009 13:00:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer iltihaplanması]]></category>
		<category><![CDATA[akciğerlerde zar delinmesi]]></category>
		<category><![CDATA[bronşiolit]]></category>
		<category><![CDATA[bronşiolleri genişletici ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[bronşit]]></category>
		<category><![CDATA[hışırtılı solunum]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp yetmezliği]]></category>
		<category><![CDATA[kış hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[nefes darlığı]]></category>
		<category><![CDATA[nemli oksijen tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[öksürük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=311</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanlar, ailelerin çocuklardaki kış hastalıkları konusunda dikkatli olmalarını istedi. Uzmanlar, yetişkinlerde akciğerlerdeki büyük hava yollarının iltihaplanmasına bronşit, çocuklarda ise küçük hava yollarının iltihaplanmasına bronşiolit adı verildiğini ve özellikle kış aylarında bu tür hastalıkların çok sık görüldüğünü kaydediyor. Kayseri Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Kendirci, çocuk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, ailelerin çocuklardaki kış hastalıkları konusunda dikkatli olmalarını istedi. Uzmanlar, yetişkinlerde akciğerlerdeki büyük hava yollarının iltihaplanmasına bronşit, çocuklarda ise küçük hava yollarının iltihaplanmasına bronşiolit adı verildiğini ve özellikle kış aylarında bu tür hastalıkların çok sık görüldüğünü kaydediyor.</p>
<p>Kayseri Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Kendirci, çocuk bronşitleri için uyardı. Kendirci, bronşite yakalanan çocukların, balgam çıkaramayacakları için nefes borularının tıkanarak ölebileceklerini bildirdi.</p>
<p>Süt çocuklarında bronşiolite daha çok rastlandığını ifade eden Kendirci, “Öksürük, nefes darlığı, hışırtılı solunum ile kendini gösteren bronşiolit, küçük çocuklar için tehlikeli bir hastalıktır. Bronşiolite yakalanan süt çocukları, balgamı çıkaramayacakları için nefes boruları tıkanarak ölebilirler. Akciğerlerde zar delinmesi gelişebilir ve bir parçası sönebilir.</p>
<p>2 yaşın altındaki çocukların tedavisinde geç kalınmamalıdır. Akut bronşiolit, astım gelişme riskine karşı takip edilmelidir.” dedi. Kendirci, bronşiolit için nemli oksijen tedavisi ve kalp yetmezliğine sebep olmayacak bronşiolleri genişletici ilaçlar verilmesi gerektiğini kaydetti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/bronsit-cocuklari-olume-goturebiliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğru emzirme için annelere tavsiyeler</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/dogru-emzirme-icin-annelere-tavsiyeler.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/dogru-emzirme-icin-annelere-tavsiyeler.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Aug 2009 08:00:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[annelere tavsiyeler]]></category>
		<category><![CDATA[bebek bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[bebek sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[doğru emzirme]]></category>
		<category><![CDATA[emzirmek]]></category>
		<category><![CDATA[iyi emzirme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=309</guid>
		<description><![CDATA[Hem anneye hem bebeğe sayısız faydası olan emzirme, doğru yapılmadığında yarar yerine zarar getirebilir. Uzmanlar, emzirmenin bebekle anne arasında sağladığı yakın temas nedeniyle özel bir bağ oluşmasına neden olduğunu ve bu sebeple ciddiye alınması gerektiğini belirtip, iyi emzirmenin püf noktalarını söyle sıralıyor… - Bebeğinizi her ağladığında emzirin. - Bebeğinizin yüzü, omuzları ve vücudu bir çizgide, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hem anneye hem bebeğe sayısız faydası olan emzirme, doğru yapılmadığında yarar yerine zarar getirebilir. Uzmanlar, emzirmenin bebekle anne arasında sağladığı yakın temas nedeniyle özel bir bağ oluşmasına neden olduğunu ve bu sebeple ciddiye alınması gerektiğini belirtip, iyi emzirmenin püf noktalarını söyle sıralıyor…</p>
<p>- Bebeğinizi her ağladığında emzirin.<br />
- Bebeğinizin yüzü, omuzları ve vücudu bir çizgide, sizin vücudunuza paralel ve yakın olacak şekilde memenize yaklaştırın.<br />
- Bebeğinizin burnunu meme ucu hizasında getirin.<br />
- Memeyi yakaladığında ağzını kocaman açmış olması ve yalnızca meme ucunu değil çevresindeki kahverengi alanı da mümkün olduğunca alttan ağzına almasını sağlayın.<br />
- Bebeğiniz memeden, kendiliğinden ayrılana kadar emzirin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/dogru-emzirme-icin-annelere-tavsiyeler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anne sütü çocuğun IQ’sunu etkiliyor</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/anne-sutu-cocugun-iq%e2%80%99sunu-etkiliyor.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/anne-sutu-cocugun-iq%e2%80%99sunu-etkiliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Aug 2009 03:00:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[anne sütü]]></category>
		<category><![CDATA[beyin gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[emzirme süresi]]></category>
		<category><![CDATA[hodgin hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[IQ seviyesi]]></category>
		<category><![CDATA[lentome]]></category>
		<category><![CDATA[lösemi]]></category>
		<category><![CDATA[suni beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[zeka gelişimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=307</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanlar, anne sütünün sadece besin değil, aynı zamanda önleyici, tedavi edici bir madde olduğunu ve içindeki maddelerin ileriye dönük IQ seviyesini etkilediğini belirtiyor. Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülden Köksal, şunları söyledi: ”Anne sütü, bebeğin bağışıklık sistemi için çok önemli. İçindeki maddeler, göz ve beynin gelişmesi ile ileriye dönük IQ [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, anne sütünün sadece besin değil, aynı zamanda önleyici, tedavi edici bir madde olduğunu ve içindeki maddelerin ileriye dönük IQ seviyesini etkilediğini belirtiyor.</p>
<p>Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülden Köksal, şunları söyledi: ”Anne sütü, bebeğin bağışıklık sistemi için çok önemli. İçindeki maddeler, göz ve beynin gelişmesi ile ileriye dönük IQ seviyesini etkiler. Anne sütü almayan çocuklarda, lösemi ve lentome görülme sıklığı yükseliyor. Suni beslenme, hodgin hastalığı için bir risk oluşturmaktadır. Emzirme süresinin 12 ay olması gerekir.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/anne-sutu-cocugun-iq%e2%80%99sunu-etkiliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Otizm anne karnında tespit edilebilecek</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/otizm-anne-karninda-tespit-edilebilecek.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/otizm-anne-karninda-tespit-edilebilecek.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Aug 2009 22:00:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kürtaj]]></category>
		<category><![CDATA[kürtaj izni]]></category>
		<category><![CDATA[otistik]]></category>
		<category><![CDATA[otistik çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[otizm]]></category>
		<category><![CDATA[oyun biçimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=305</guid>
		<description><![CDATA[İngiltere Cambridge Üniversitesi bilim adamının yaptığı araştırma ile geliştirilen yöntemle, anne karnındaki bebeğe otizm testinin yapılmasının olası hale geldi. Bilim adamlarına göre, otizm testiyle ilgili süreç down sendromunun anne karnında tespitine olanak sağlayan amniyosentez yöntemiyle mümkün olabilecek. Cambridge Üniversitesi Otizm Merkezi tarafından 235 çocuğun doğumdan 8 yaşına gelene kadarki dönemlerinin izlendiği ve sonuçta bu çocukların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere Cambridge Üniversitesi bilim adamının yaptığı araştırma ile geliştirilen yöntemle, anne karnındaki bebeğe otizm testinin yapılmasının olası hale geldi. Bilim adamlarına göre, otizm testiyle ilgili süreç down sendromunun anne karnında tespitine olanak sağlayan amniyosentez yöntemiyle mümkün olabilecek.</p>
<p>Cambridge Üniversitesi Otizm Merkezi tarafından 235 çocuğun doğumdan 8 yaşına gelene kadarki dönemlerinin izlendiği ve sonuçta bu çocukların arasında, annelerinin gebelikleri sırasında amniyo sıvısında yüksek oranda testesteron bulunanlarda, sosyalleşme eksikliği, konuşma güçlüğü gibi otizmin karakterine uyan özelliklerin tespit edildiği açıklandı.</p>
<p>Bilim adamları, şimdi bu konuda ulusal düzeyde bir tartışma ortamı yaratılması ve konunun etik açıdan değerlendirilmesinin ardından, etik olduğu sonucuna varılması halinde testin yaygın biçimde uygulanmasına ve otizm tehlikesi görülen hallerde de kürtaj yapılmasına izin verilmesini öneriyor.</p>
<p>Bilim adamlarını tek düşündüren ise testin sonrasında bebeğin otistik doğabileceğinin tespiti halinde, kürtaja izin verilmesi gerekip gerekmediği sorusunun yanıtının bulunması. Zira bilindiği gibi otistik çocuklar görebiliyorlar, hatta içlerinden ünlü matematikçiler ve müzisyenler bile çıkabiliyor.</p>
<p>Bunun yanı sıra otistik olup hiçbir şekilde hayatla bağlantı kuramayan ve bütün yaşamını otistik hastalar için dizayn edilmiş özel kurumlarda geçirenlere de rastlanabiliyor.</p>
<p>Bilim adamları, bu nedenle toplumun ve otistik bir bebek sahibi olma olasılığı yüksek tespit edilen ebeveynlerin bu tür vakaların kürtajla sonlandırılması gerekip gerekmediği konusunda karar vermesinin güçlüğüne dikkat çekiyor.</p>
<p>Öte yandan otistik çocuk sahibi ailelerin büyük çoğunluğunun ise teste daha şimdiden karşı çıktıkları ve bu testin serbest bırakılması halinde hem otistiklere yönelik ayrımcılığın artmasından hem de devletin otistik çocuk sahibi ailelere verdiği desteğin azalmasından korktukları belirtiliyor.<br />
“Oyuncakla oyun biçimi otizmi işaret edebilir”<br />
Bebeklerin oyuncaklarla alışılmışın dışında bir biçimde oynamasının otizm belirtisi olabileceği bildirildi.</p>
<p>Amerikalı bilim adamlarının yaptığı ve “Autism” dergisinde yayımlanan araştırmada, bu bulgunun, otistik olma ihtimali bulunan çocukların durumunun ailelerce önceden saptanması ve tedaviye daha erken başlanmasını sağlayabileceği bildirildi.</p>
<p>California Üniversitesinden Sally Ozonoff ve ekibi, otistik bebeklerin oyuncakları diğer çocuklardan çok daha fazla eğip büktüğünü, evirip çevirdiğini ve şişe gibi objelere gözlerinin ucuyla veya sabit bakışlarla baktığını saptadı.</p>
<p>Ozonoff, oyuncaklarla alışılmadık şekilde oynanmasının, otizm belirtileri listesine eklenebileceğini belirterek, “Otistik bir çocuk ne kadar erken tedavi edilirse, bu çocuğun geleceği üzerinde o kadar etkiniz olur” dedi.<br />
Ozonoff ve ekibi araştırmalarını, kardeşleri otistik olduğu için otizm riski bulunduğu düşünülen 1 yaşındaki 66 bebek üzerinde yaptı.<br />
Bu bebeklerden 9′una daha sonra otizm tanısı konuldu. Tanı konulanların 7’sinin oyuncakları çok daha uzun süreler eğip büktüğü, evirip çevirdiği ve objelere yandan baktığı görüldü.</p>
<p>Amerikan Pediatri Birliği, 2 yaşına gelmeden önce bütün çocukların otizm bulunup bulunmadığını anlamak için incelenmesi tavsiyesinde bulunuyor.<br />
Otizmin nedeni bilinmiyor, ancak genetik ve çevresel faktörlerden kaynaklandığı tahmin ediliyor. Hastalık genellikle 3 yaşa kadar teşhis ediliyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/otizm-anne-karninda-tespit-edilebilecek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sezaryen bebekler solunum sorunları yaşıyor</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/sezaryen-bebekler-solunum-sorunlari-yasiyor.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/sezaryen-bebekler-solunum-sorunlari-yasiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Aug 2009 20:00:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bebek bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[bebek gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[bebek sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklerde solunum sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[komplikasyon riski]]></category>
		<category><![CDATA[sezaryen]]></category>
		<category><![CDATA[sezaryen bebekler]]></category>
		<category><![CDATA[sezaryen doğum]]></category>
		<category><![CDATA[solunum sorunu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=303</guid>
		<description><![CDATA[Sezaryen ameliyatlarının üçte birinden fazlasının çok erken safhada yapıldığı ve bunun bebekleri solunum ve başka sorunlarla karşı karşıya bıraktığı bildirildi. Amerikalı bilim adamlarının 13 bin 258 doğum üzerinde yaptıkları araştırmaya göre, sezaryenlerin yarısından çoğu, gebelerin isteğine bağlı olarak yapılıyor. Ancak sezaryen keyfi olarak 37. haftada yapılırsa, bebekteki komplikasyon riski iki katı oluyor. New England Journal [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sezaryen ameliyatlarının üçte birinden fazlasının çok erken safhada yapıldığı ve bunun bebekleri solunum ve başka sorunlarla karşı karşıya bıraktığı bildirildi.<br />
Amerikalı bilim adamlarının 13 bin 258 doğum üzerinde yaptıkları araştırmaya göre, sezaryenlerin yarısından çoğu, gebelerin isteğine bağlı olarak yapılıyor. Ancak sezaryen keyfi olarak 37. haftada yapılırsa, bebekteki komplikasyon riski iki katı oluyor.<br />
New England Journal of Medicine’de yayımlanan araştırmaya göre, 38′inci haftada yapılan sezaryen ise komplikasyon riskinin yüzde 50 artmasına yol açıyor.<br />
Amerikan Kadın-Doğum Uzmanlığı Okulu (ACOG) ise 39′uncu haftayı güvenli olarak ilan ediyor.<br />
Alabama Üniversitesinden Dr. Alan Tita, “Doğum 39′uncu haftadan 3 gün önce yapılsa bile, bu olumsuz sonuçlarda artış görülüyor” dedi.<br />
ACOG’un önerilerine karşın, bebeklerin yüzde 36’sı erken dünyaya getiriliyor. Tita, neden erken sezaryen yapıldığına ilişkin olarak, 37′nci haftada bebeğin gelişimini tamamladığını inancının hâkim, bunun da standart uygulama olduğunu söyledi.</p>
<p>Tita, kadınların, gebelikten sıkıldıkları ve bebeği bir an evvel görme heyecanı içinde oldukları için de sezaryenin yapılmasını talep ettiklerini belirtti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/sezaryen-bebekler-solunum-sorunlari-yasiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocukların gece sık uyanmasının önüne geçebilirsiniz</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/cocuklarin-gece-sik-uyanmasinin-onune-gecebilirsiniz.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/cocuklarin-gece-sik-uyanmasinin-onune-gecebilirsiniz.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Aug 2009 13:00:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[deliksiz uyku]]></category>
		<category><![CDATA[kötü rüyalar]]></category>
		<category><![CDATA[sık uyanma]]></category>
		<category><![CDATA[uyku sorunları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=301</guid>
		<description><![CDATA[3-6 yaş arasındaki çocuğunuz gece sık sık uyanıp yanınıza geliyor veya tekrar uykuya dalana kadar sizi yanında istiyorsa ona nasıl yardım edebileceğinizi ve kendinizi bu eziyetten nasıl kurtaracağınızı bilmelisiniz. İşte yapmanız gerekenler… “Benim çocuklarım ne zaman akşam yatacak, sabah kalkacak ve ben bu ziyaretler sırasında nasıl bir tavır takınmalıyım?” diye merak eden annelere doktorların verecekleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>3-6 yaş arasındaki çocuğunuz gece sık sık uyanıp yanınıza geliyor veya tekrar uykuya dalana kadar sizi yanında istiyorsa ona nasıl yardım edebileceğinizi ve kendinizi bu eziyetten nasıl kurtaracağınızı bilmelisiniz. İşte yapmanız gerekenler…</p>
<p>“Benim çocuklarım ne zaman akşam yatacak, sabah kalkacak ve ben bu ziyaretler sırasında nasıl bir tavır takınmalıyım?” diye merak eden annelere doktorların verecekleri cevap oldukça basit; çocukların uykularından sık uyanmaları olağanüstü bir durum değil.</p>
<p>Uzmanlar, gece boyunca yetişkinlerin bile deliksiz uyumadığını, ancak bizim tekrar uykuya dalmayı bildiğimizi söyledi. Oysa çocukların bu yeteneği kazanabilmek için biraz pratik yapmaları ve bu sırada bizim onlara destek olmamız gerekiyor.<br />
Çocukların uykularından sık uyanmalarının nedeni, okul öncesi çocuklarının çoğunda olan canavar, hayalet, karanlık gibi korkular, kötü rüyalar, rutinlerindeki değişiklikler veya hastalıklar gibi başka birçok nedenler de olabilir.<br />
İşte uzmanların, gece uykuları 3-6 yaş arasındaki çocukları tarafından bölünen anne ve babalara önerileri:<br />
- 3-6 yaş arasındaki birçok çocuk uykuya dalmak için ninniye, yumuşak bir oyuncağa ya da masala ihtiyaç duyar. Ancak gece uykusundan uyanan çocuğu tekrar uyutmak için bu yöntemler işe yaramayabilir.</p>
<p>- Çocuğunuzu rahatlatacak ne varsa yapın. Mesela uykuya dalana kadar, Ege karnını okşamamdan, Defne elini tutmamdan hoşlanıyor. Ancak bu yardımın süresini her gece kademe kademe azaltın. Sonra sadece üstünü örtüp, “Bir şey yok, geçti. Hadi tekrar uyu bakalım” diyerek, sadece bir iki dakika onu sakinleştirdikten sonra, uykuya dalmasını beklemeden odadan çıkın. Böylece gözünü tekrar açtığında sizin orada olmanızı beklemez. Bu bir gecede olacak iş değildir. Sabırlı ve kararlı olmanız gerekir.</p>
<p>- Eğer odanıza geliyor ve yanınızda yatmak konusunda ısrar ediyorsa, izin vermeyin. Bunu bir kere yaparsanız, gece ziyaretlerinin devamı gelir. Ve bir süre sonra bu durum gözünüze hiç de sevimli gözükmez.</p>
<p>- Yanınıza geldiğinde, onu kararlı bir şekilde odasına geri götürün, iyi geceler öpücüğü verin ve hemen kendi odanıza dönün. Eğer yanında çok oyalanırsanız, bu sefer sizin, odasında kamp kurmanıza alışacaktır. Tabii çocuğunuz hastaysa veya rutininde herhangi bir değişiklik varsa, kuralları esnetin.</p>
<p>- Bu yaşlardaki çocukların bazı korkuları olması normaldir. Karanlıktan korkuyorsa, holün ışığını açık bırakın veya odasına bir gece lambası takın. Eğer hayalet veya canavardan korkuyorsa, yatmadan önce canavar avına çıkın. Yatakların altına, dolapların içine, perdelerin arkasına bakın ve odada canavar olmadığına onu ikna edin.</p>
<p>- Basit ödüller, çocuğunuzu cesaretlendirebilir. Gece yatağından kalkmadan ve sizi çağırmadan uyuduğu her gece için ona bir çıkartma hediye edin. 5 çıkartma biriktirirse, beraber parka gideceğinizi vaat edin. Kendi kendine uykuya dalmak çocuk için zor bir iştir. Ancak bunu sağlamak için verilen ödüle değer.</p>
<p>- Birçok çocuk anneye yanaşacağı zamanı bilirse, akşam tutturmalarından vazgeçer. Mesela hava aydınlandığında yatağı terk edip yanınıza gelebileceğini veya sizi çağırabileceğini söyleyin. Sabah kahvaltısından önce, çocuğunuza sarılarak biraz keyif yapın.</p>
<p>- Odaya gelmekte çok ısrar eden çocuklar için başka bir yöntem de şu: Yatağınızı değil ama yatak odanızı paylaşın. Çocuğa basit bir yer yatağı yapın. Bebeğini yanına koyun ve orada yatabileceğini söyleyin. Birkaç gün sonra kendi rahat yatağını tercih edecektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/cocuklarin-gece-sik-uyanmasinin-onune-gecebilirsiniz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda böbrek yetmezliği idrar kaçırtıyor</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/cocuklarda-bobrek-yetmezligi-idrar-kacirtiyor.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/cocuklarda-bobrek-yetmezligi-idrar-kacirtiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Aug 2009 08:00:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek yetmezliği]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli çiş yapma]]></category>
		<category><![CDATA[gece altına kaçırma]]></category>
		<category><![CDATA[idrar kaçırma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=299</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanlar, çocukların idrar kesesindeki çalışma bozukluğunun böbreklere yük bindirdiğini belirterek, bu rahatsızlığın erken teşhis edilmemesi halinde böbrek yetmezliğine yol açabileceğini söylüyor. Böbrek taşlarına kanamasız ve ağrısız çözüm Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Ürolojisi Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Ulman, yaptığı açıklamada, çocuklarda en sık görülen ürolojik sağlıkprobleminin “idrar kaçırma” olduğunu, küçük yaşlarda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, çocukların idrar kesesindeki çalışma bozukluğunun böbreklere yük bindirdiğini belirterek, bu rahatsızlığın erken teşhis edilmemesi halinde böbrek yetmezliğine yol açabileceğini söylüyor.</p>
<p><strong> Böbrek taşlarına kanamasız ve ağrısız çözüm</strong><br />
Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Ürolojisi Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Ulman, yaptığı açıklamada, çocuklarda en sık görülen ürolojik sağlıkprobleminin “idrar kaçırma” olduğunu, küçük yaşlarda başlayan idrar kaçırmaların önemsenmesi gerektiğini vurguladı.<br />
Anne babaların muhakkak çocuklarının düzenli olarak çiş yaptığını görmesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Ulman şöyle konuştu:</p>
<p>“Doğumdan itibaren çocuğun nasıl çiş yaptığını görmek çok önemli. Aileye bebeğin çiş yapmasının nasıl olduğunu, bunu görüp görmediklerini sorarız. Birçoğu ‘bir problem yok’ diyor. Ama bebecin sadece bezinin ıslanması, çocuğun düzenli ve sorunsuz çiş yapma olarak algılanmamalı. Bizim için önemli olan, idrarın fışkırarak dışarıya atılmasının gözle görülmesidir.”</p>
<p><strong> Bir uzmandan yardım alın</strong><br />
Sorun daha fazla ilerlemeden bir uzmandan yardım alınması gerektiğini belirten Prof. Dr. Ulman, “Anne babalar mutlaka çocuklarının düzenli çiş yaptığını gözleriyle görmeli. Bebek bezini ıslatıyorsa, bu ıslaklık düzenli çiş yapma nedeniyle deşil, idrar kaçırma nedeniyle de olabilir. Buna dikkat edilmeli, aile bunu hiç görmediyse hemen şüphelenmeli ve bir çocuk ürolojisi uzmanına başvurmalıdır.” dedi.</p>
<p><strong> “Böbrek yetmezliğine neden oluyor”</strong><br />
Çocukların altına kaçırmasının nedeni ortaya konulduktan sonra tedavi edilebileceğini kaydeden Prof. Dr. Ulman, “çocukların idrar kesesindeki Çalcıma bozukluğu nedeniyle böbreklere yük biniyor ve böbrekleri tahrip ediyor. Bu rahatsızlık erken telhis edilmezse böbrek yetmezliğine neden olur” diye konuştu.</p>
<p><strong> ‘Çocuk büyüyünce geçer’ demeyin</strong><br />
İdrar kaçırmanın çok farklı nedenden kaynaklandığını, gece altına kaçırmaların çoğunun kalıtsal olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ulman, “basit bir cerrahi tedaviyle düzelecek idrar bozukluğu, ‘çocuk büyüyünce geçer’ denilerek oyalanıyor. Bu çok tehlikelidir” dedi.’, ‘Çocuklarda böbrek yetmezliği idrar kaçırtıyor</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/cocuklarda-bobrek-yetmezligi-idrar-kacirtiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebek ateşlenmelerinde yapılması gerekenlerl</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/bebek-ateslenmelerinde-yapilmasi-gerekenlerl.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/bebek-ateslenmelerinde-yapilmasi-gerekenlerl.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Aug 2009 03:00:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bebek ateşlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[koltuk altı]]></category>
		<category><![CDATA[vücudun savunma mekanizması]]></category>
		<category><![CDATA[vücut ısısı]]></category>
		<category><![CDATA[vücut ısısını ölçmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=296</guid>
		<description><![CDATA[Normal vücut ısısının genel olarak 36.1 – 37.8 derece olarak kabul edildiğini belirten uzmanlar, ateş derecesinin sabah erken saatlerde en düşük, saat 16.00 – 18.00-arasında ise en yüksek düzeyde olduğunu söylüyor. Uzmanlar, bebek ateşlenmeleri konusunda aileleri uyarıyor. Uzmanlar, “Çocuklarda vücut ısısı erişkinlerden daha yüksektir ve ısı bu saatlerde 38.5 dereceye kadar yükselebilir. Ağız, rektal yol [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Normal vücut ısısının genel olarak 36.1 – 37.8 derece olarak kabul edildiğini belirten uzmanlar, ateş derecesinin sabah erken saatlerde en düşük, saat 16.00 – 18.00-arasında ise en yüksek düzeyde olduğunu söylüyor. Uzmanlar, bebek ateşlenmeleri konusunda aileleri uyarıyor.</p>
<p>Uzmanlar, “Çocuklarda vücut ısısı erişkinlerden daha yüksektir ve ısı bu saatlerde 38.5 dereceye kadar yükselebilir. Ağız, rektal yol (makat), koltuk altı veya çok nadir olarak da kulak yolu vücut ısısını ölçmek için kullanılan yollardır. Çocuklarda koltuk altından alınan ateş ölçümü çok güvenilir değildir.” uyarısında bulunuyor.</p>
<p>Ateşin, çeşitli enfeksiyon hastalıklarının sık görülen bir belirti olduğuna dikkat çeken uzmanlar, ateşin vücudun savunma mekanizmaları üzerinde olumlu etkileri olduğunu, ancak yüksek ateşin zararlı da olabileceğini belirtiyor. Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü uzmanları, yüksek ateşin zararları içinde en iyi bilinenin ateşli havale olduğunu açıkladı.</p>
<p>Genel müdürlükten yapılan uyarı yazısında şu bilgilere yer verildi: “Bebek bir aydan küçük ise ateş tek ve en erken bulgu olabilir. Ancak, yeni doğan olarak adlandırılan yaşamın ilk bir aylık döneminde bebek vücut ısısını tam ayarlayamadığından ağır hasta yeni doğanlarda enfeksiyona rağmen, ateşin normal, hatta düşük bile olabileceği de akılda tutulmalıdır.</p>
<p>Ağız, rektal yol (makat), koltuk altı veya çok nadir olarak da kulak yolu vücut ısısını ölçmek için kullanılan yollardır. Çocuklarda koltuk altından alınan ateş ölçümü çok güvenilir değildir. En hassas Ölçüm yeri makattır. Çocuklarda makattan alınan vücut ısısının 38 dereceye kadar çıkması normal olarak kabul edilebilir. Cıvalı termometreler ile yapılan ölçümlerde makat ölçümlerinde 1- 2, koltuk altı için ise 2 -3 dakika tutmak gerekir. Bebeğin ateşini makattan doğru ölçmek için; termometrenin ucu temizlendikten sonra, civa haznesi bulunan ucun kaygan olması için az miktarda vazelin ya da yağlı krem sürülebilir.</p>
<p>Termometre silkelenerek civa kolonunun üst ucunun 36 derece altına gelmesi sağlanır. Yatar pozisyondaki bebeğin her iki ayağı bir elle tutulup bacakları kıvrılarak karnına doğru itilir, diğer elle termometre işaret parmağı ve başparmak arasında civa haznesinden 2- 3 cm uzaktan tutulur. Zorlamadan termometre 2 -2,5 cm ileri doğru itilir.</p>
<p>Termometre 1 -2 dakika kadar makatta tutulduktan sonra çıkarılır ve civa kolonundaki yükselme okunur. Termometre ateş ölçümünden sonra uygun şekilde (alkolle) temizlenir ve kendi kabında saklanır. Ateşli bebek genellikle huzursuzdur, ateşin düşürülmesindeki esas amaç bebeğin rahatlamasını sağlamaktadır.”<br />
Hemen tüm ilaçların gereksiz kullanımlarında zararlı etkileri olabileceğine değinilen yazıda, şöyle denildi: “Bir doktora bebek için gerekli olan doz danışılarak uygun ilaç seçimi yapılmalıdır. Soğuk uygulamaya ateşin düşürülmesinde ilaçlara yardımcı olmak için başvurulabilir.</p>
<p>Soğuk uygulama 29-32 derece arasında ılık su ile yapılmalıdır. Alkol vücut ısısını hızla düşürebileceğinden bebeklerde kesinlikle kullanılmaz. Ateşin 38-39 derece olduğu durumlarda bebek yakından izlenmeli, ateş 24 saat içinde düşmüyorsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Eğer ateş 39 derece ya da üzeri ise vakit geçirilmeden doktora başvurulması uygun olur.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/bebek-ateslenmelerinde-yapilmasi-gerekenlerl.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anomaliler anne karnında belirlenebiliyor</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/anomaliler-anne-karninda-belirlenebiliyor.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/anomaliler-anne-karninda-belirlenebiliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Aug 2009 22:00:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=294</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yunus Söylet, gelişen teknoloji sayesinde bebeklerde sık rastlanan bazı doğumsal anomalilerin, daha anne karnında iken teşhis edilebildiğini, hatta bu aşamada cerrahi müdahalenin mümkün olduğunu belirtti. Üçüncü ay önemli Özellikle çocuk ürolojisi sahasında birçok doğumsal anomalinin anne karnında ultrason yardımıyla teşhis edilebildiğini ifade eden Prof. Söylet, böbreklerin şişmesi ve büyümesine neden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yunus Söylet, gelişen teknoloji sayesinde bebeklerde sık rastlanan bazı doğumsal anomalilerin, daha anne karnında iken teşhis edilebildiğini, hatta bu aşamada cerrahi müdahalenin mümkün olduğunu belirtti.</p>
<p><strong> Üçüncü ay önemli</strong><br />
Özellikle çocuk ürolojisi sahasında birçok doğumsal anomalinin anne karnında ultrason yardımıyla teşhis edilebildiğini ifade eden Prof. Söylet, böbreklerin şişmesi ve büyümesine neden olan değişik idrar yolları problemlerinin veya idrar torbasına ait bazı doğuştan anomalilerin, hamileliğin üçüncü ayından itibaren görülebildiğini belirterek, şu açıklamayı yaptı:<br />
“Bunların özellikle her iki böbreği birden ilgilendiren ve böbrek yetmezliği ile sonuçlanabilecek olanları ile ilgili anne karnında önlem alınabilmektedir. Bir kısmında ise bebeğin erken doğumu gündeme gelmekte ve müdahaleyle böbreklerin kurtarılmasının planlanması yapılmaktadır. Diğer bir kısım hastada ise doğum normal zamanına bırakılmakta, ancak ilk hafta içinde teşhis ve tedavi yöntemleri devreye sokulmaktadır.”</p>
<p>Anne karnında teşhisin konmuş olmasının, bu bebeklerde bir an önce uzman kişilerin devreye girmesini ve tedavinin erken başlayabilmesini sağladığını belirten Prof. Söylet, “Böylece çok değerli vakit kayıpları önlenmektedir.</p>
<p>Bu durumlarda kadın doğum uzmanı, yeni doğan uzmanı ve çocuk cerrahisi uzmanının ortak çalışmaları ile doğumun zamanı, yeri ve doğum sonrası bakım planlanmakta, gerekiyorsa anne karnında iken bazı cerrahi girişimler yapılabilmektedir” şeklinde konuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/anomaliler-anne-karninda-belirlenebiliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Flaş bebeklerin gözlerine zarar veriyor</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/flas-bebeklerin-gozlerine-zarar-veriyor.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/flas-bebeklerin-gozlerine-zarar-veriyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Aug 2009 20:00:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bebeğin fotoğrafını çekmek]]></category>
		<category><![CDATA[bebeğin görme yeteneği]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklerin gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf çekerken]]></category>
		<category><![CDATA[yeni doğmuş bebek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=292</guid>
		<description><![CDATA[Anne ve babalar bebeklerinin her anını ve gelişimini fotoğraflamak ister. Ancak yeni doğmuş bir bebeğin, görme yeteneğinin 3 aylıkken yüzde 50, altı aylıkken ise yüzde 90 oranında gelişmiş olduğu düşünülürse, flaşların bebeğinize vereceği zararı kestirebilirsiniz. Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi GözHastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Özkağnıcı, bebekleri ani ışık parlamasından uzak tutmak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Anne ve babalar bebeklerinin her anını ve gelişimini fotoğraflamak ister. Ancak yeni doğmuş bir bebeğin, görme yeteneğinin 3 aylıkken yüzde 50, altı aylıkken ise yüzde 90 oranında gelişmiş olduğu düşünülürse, flaşların bebeğinize vereceği zararı kestirebilirsiniz.</p>
<p>Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi GözHastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Özkağnıcı, bebekleri ani ışık parlamasından uzak tutmak gerektiğinin önemli olduğunu söyleyerek, şu bilgileri verdi:<br />
“Bebeğin fotoğrafı çekilirken yüzüne patlatılan flaşın görme kayıplarına yol açması, bilimsel açıdan tam olarak ispatı yapılabilmiş bir konu değil.</p>
<p>Ancak, yeni doğmuş bir bebeğin refleksleri de tam olarak gelişmediği için, flaşın yaratacağı ani ve parlak ışığını göz kırpma hareketi ile süzemez. Bebeğin fotoğrafının bebek başka bir tarafa bakarken, uyurken veya flaş kullanılmadan çekilmesi daha doğru olacaktır.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/flas-bebeklerin-gozlerine-zarar-veriyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebekler için ideal oda ısısı</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/bebekler-icin-ideal-oda-isisi.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/bebekler-icin-ideal-oda-isisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Aug 2009 13:00:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ani ölüm riski]]></category>
		<category><![CDATA[bebek bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[bebekler]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli uyku ortamı]]></category>
		<category><![CDATA[ideal oda ısısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=290</guid>
		<description><![CDATA[Bebeklerin bulunduğu ortamın sıcaklığı, 16-20 derece arasında olmalıdır. Ancak, aileler daha sıcak olması gerektiğini düşünüyor. Uzmanların araştırmasına göre ebeveynlerin yüzde 56’sı, bebekleri için ideal oda ısısını bilmiyor. Bir yaşın altında bebek sahibi 187 ebeveynin, sadece üçte birinin bebek odasında termometre bulundurduğu öğrenildi. Gereğinden fazla sıcak tutulan bebeklerin, ani ölüm riskiyle karşı karşıya olduğunu söyleyen İngiltere’de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bebeklerin bulunduğu ortamın sıcaklığı, 16-20 derece arasında olmalıdır. Ancak, aileler daha sıcak olması gerektiğini düşünüyor. Uzmanların araştırmasına göre ebeveynlerin yüzde 56’sı, bebekleri için ideal oda ısısını bilmiyor.</p>
<p>Bir yaşın altında bebek sahibi 187 ebeveynin, sadece üçte birinin bebek odasında termometre bulundurduğu öğrenildi.</p>
<p>Gereğinden fazla sıcak tutulan bebeklerin, ani ölüm riskiyle karşı karşıya olduğunu söyleyen İngiltere’de Bebek Ölümleri Çalışması Derneği’nin (FSID) yöneticisi Joyce Epstein, şu mesajı verdi:</p>
<p>“Aşırı sıcak olup olmadığını görmek için bebeğinize bakın ve dokunun. Basit bir oda termometresi edinmek, bebeğiniz için güvenli bir uyku ortamı yaratır.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/bebekler-icin-ideal-oda-isisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erişkinliğin ilk adımı sünnetin pek çok yararı var</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/eriskinligin-ilk-adimi-sunnetin-pek-cok-yarari-var.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/eriskinligin-ilk-adimi-sunnetin-pek-cok-yarari-var.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Aug 2009 08:00:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[derinin az kesilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[erişkinliğe ilk adım]]></category>
		<category><![CDATA[erişkinliğin ilk adımı]]></category>
		<category><![CDATA[genel anestezi]]></category>
		<category><![CDATA[genital hijyen]]></category>
		<category><![CDATA[idrar yapamama]]></category>
		<category><![CDATA[idrar yolları enfeksiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[sünnet]]></category>
		<category><![CDATA[sünnet sonrası enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[sünnet sonrası kanama]]></category>
		<category><![CDATA[sünnetin yararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=288</guid>
		<description><![CDATA[Erkek çocukların erişkinliğe ilk adımı olarak nitelendirilen sünnet, sağlık açısından da pek çok yararı bulunan bir cerrahi işlem… Aslında tıbben herhangi bir zorunluluğu bulunmayan sünneti, en basit ifadeyle penis başını çevreleyen derinin kesilmesi olarak özetlemek mümkün. Yapılan araştırmalar, bir zorunluluğu bulunmamasına karşın sünnetin başta idrar yolları enfeksiyonunun azaltılması olmak üzere birçok yararının bulunduğunu ortaya koyuyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Erkek çocukların erişkinliğe ilk adımı olarak nitelendirilen sünnet, sağlık açısından da pek çok yararı bulunan bir cerrahi işlem… Aslında tıbben herhangi bir zorunluluğu bulunmayan sünneti, en basit ifadeyle penis başını çevreleyen derinin kesilmesi olarak özetlemek mümkün.</p>
<p>Yapılan araştırmalar, bir zorunluluğu bulunmamasına karşın sünnetin başta idrar yolları enfeksiyonunun azaltılması olmak üzere birçok yararının bulunduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p>Alman Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Alper Soysal, sünnetin 1 yaşındaki bir çocukta meydana gelebilecek idrar yolları enfeksiyonunu 10 kat azalttığını söyleyerek şu bilgileri verdi:<br />
“Genital hijyen de sünnet sayesinde daha kolay sağlanıyor. Sünnet işleminin faydaları çeşitli araştırmalarda belirtilmiştir. Bu faydalardan en önemlisi ise penis kanseri ve cinsel yolla hastalık bulaşma riskini azaltmasıdır.</p>
<p><strong> Sünneti doktor yapmalı</strong><br />
Sünnet komplikasyonları az olmasına karşın, sünnette yara yerinden kanama, enfeksiyon, derinin az kesilmesi ve hatalı iyileşme gibi sorunlar görülebiliyor. Sünnet kararı alırsanız mutlaka doktorunuza haber verin. Bebeğin kanama yönünden riskli olmadığını kanıtlamak için kan örneği alınacaktır. Sünnet eğer yapılacaksa, ilk bir ay içinde yapılmalıdır. Eğer kararınızı geciktirirseniz işlemin genel anestezi altında yapılması gerekir.</p>
<p><strong> Çocuk 1 haftada iyileşir</strong><br />
Sünnet işlemiyle ilgili en son cerrahi teknikleri uyguluyoruz. Sünnet ağrılı bir işlemdir. Bu nedenle işlemden 1 saat önce ağrı kesici bir kremle bu ağrının önüne geçiyoruz. Sünnet işleminden 2-3 saat sonra çocuğu evine gönderiyoruz. Ancak, sünnet sonrasında antibiyotikli bir kremin günde üç kez penis etrafına sürülmesi ve gazlı bezle kapatılması zorunludur. Yara 1 hafta içinde iyileşecektir.”</p>
<p><strong> Hangi durumlarda doktora haber verilmeli?</strong><br />
- Çocuğun işlem sonrası 8 saat içinde idrar yapamama veya damla şeklinde yapması<br />
- Penis başının mor veya siyahımsı renk alması<br />
- Devam eden kanama<br />
- Bebeğin ateşlenmesi veya halsiz görünmesi gibi durumlarda vakit kaybetmeden doktoruna bildirilmelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/eriskinligin-ilk-adimi-sunnetin-pek-cok-yarari-var.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğa en iyi ödül tatlı söz</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/cocuga-en-iyi-odul-tatli-soz-2.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/cocuga-en-iyi-odul-tatli-soz-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Aug 2009 03:00:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğa verilen sözler]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğu ödüllendirmek]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların ödüllendirilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal ödüller]]></category>
		<category><![CDATA[maddi ödüller]]></category>
		<category><![CDATA[söz tutmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=286</guid>
		<description><![CDATA[Psikologlar, çocukların maddi anlamda değil, duygusal anlamda ödüllendirilmeleri gerektiğini önemle belirtiyor. Uzmanlar, çocuğa verilen en iyi ödüllendirmenin, duygusal ödüllendirme olduğunda hemfikir… Çocuğu ödüllendirmenin derecesi ve şekli, genelde yaş ve ailenin durumuna göre değişiklik gösteriyor. Anne babaların genel anlayışı, çocuğa maddi hediye ve bir şeyler almanın sanki en iyi ödüllendirmeymiş gibi algılanmasıdır. Devamlı bir şeyler alınmaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Psikologlar, çocukların maddi anlamda değil, duygusal anlamda ödüllendirilmeleri gerektiğini önemle belirtiyor. Uzmanlar, çocuğa verilen en iyi ödüllendirmenin, duygusal ödüllendirme olduğunda hemfikir…</p>
<p>Çocuğu ödüllendirmenin derecesi ve şekli, genelde yaş ve ailenin durumuna göre değişiklik gösteriyor. Anne babaların genel anlayışı, çocuğa maddi hediye ve bir şeyler almanın sanki en iyi ödüllendirmeymiş gibi algılanmasıdır.</p>
<p>Devamlı bir şeyler alınmaya ve verilmeye alıştırılan çocuk gün gelecek en iyi ve en pahalı hediyelerle bile doyum bulamayacaktır. Ama anne babasının okşaması, kucaklaması, gezdirmesi, ona güzel sözler söylemesi şeklindeki ödüllendirme ise en sağlıklı ve en başarılı ödüllendirmedir.</p>
<p><strong> Verilen söz tutulmalı</strong><br />
Anne babaların bu türlü bir duygusal ödülün yanı sıra imkânları ölçüsünde ek hediyeler vermesi de çocuğu ödüllendirmenin diğer yoludur.<br />
Anne babaların, çocuklara alınan hediyelerde maddi büyüklük yerine, manevi değeri ön plana çıkarmaları uygun olur. Bazı anne babalar bunu yapsa bile günümüzün tüketim toplumunda çevresinden ve arkadaşlarından etkilenen çocukları yönlendirmek anne babalar için hayli zor olacaktır.</p>
<p>Anne babaların ödüllendirmeyi belli bir hedefe ve başarıya yönelik yapmaları, o hedeflere ulaşılmayı kolaylaştıracaktır. Verilen sözlerin de kesinlikle yerine getirilmesi gerekir.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/cocuga-en-iyi-odul-tatli-soz-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda dirsek kırıkları ve dikkat edilmesi gerekenler</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/cocuklarda-dirsek-kiriklari-ve-dikkat-edilmesi-gerekenler.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/cocuklarda-dirsek-kiriklari-ve-dikkat-edilmesi-gerekenler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 Aug 2009 22:00:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[büyüme plağı kırıkları]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda kırık çıkık]]></category>
		<category><![CDATA[Dirsek çıkıntısı kırıkları]]></category>
		<category><![CDATA[dirsek kırığı]]></category>
		<category><![CDATA[dirsek makarası kırıkları]]></category>
		<category><![CDATA[dirsek üstü kırıklar]]></category>
		<category><![CDATA[epikondiler kırıklar]]></category>
		<category><![CDATA[kırıkların tanısı]]></category>
		<category><![CDATA[kırıkların tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[kondiler kırıklar]]></category>
		<category><![CDATA[önkol kırıkları]]></category>
		<category><![CDATA[suprakondiler kırıklar]]></category>
		<category><![CDATA[yaramaz çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek fiziksel aktivite]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=283</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklar yüksek fiziksel aktivite nedeniyle sık sık düşerler. Özellikle kol üzerine düşmeler, sıklıkla dirsek kırığı ile sonlanır ve dikkatli tedavi edilmesi gerekmektedir. İşte çocukların dirseklerinde meydana gelebilecek değişik tiplerde kırıklar ve alınabilecek önlemler… Dirsek üstü (suprakondiler) kırıklar Üst kol kemiği dirseğin hemen üstünden kırılmıştır. Genellikle 8 yaş altında görülür. En sık ve en ciddi kırıktır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklar yüksek fiziksel aktivite nedeniyle sık sık düşerler. Özellikle kol üzerine düşmeler, sıklıkla dirsek kırığı ile sonlanır ve dikkatli tedavi edilmesi gerekmektedir. İşte çocukların dirseklerinde meydana gelebilecek değişik tiplerde kırıklar ve alınabilecek önlemler…</p>
<p><strong> Dirsek üstü (suprakondiler) kırıklar</strong><br />
Üst kol kemiği dirseğin hemen üstünden kırılmıştır. Genellikle 8 yaş altında görülür. En sık ve en ciddi kırıktır. Çünkü sinir hasarına ve dolaşım bozukluğuna neden olabilir.</p>
<p><strong> Dirsek makarası (kondiler) kırıklar</strong><br />
Bu kırıklarda üst kol kemiğinin dirsek eklemini oluşturan makarasının bir parçası kırılmıştır. Bu kırıkların dikkatli tedavisi çok önemlidir. Aksi halde dirsekteki büyüme plağı zedelenerek büyümeyle ortaya çıkan dirsek eğrilikleri görülebilir.</p>
<p><strong> Dirsek çıkıntısı (epikondiler) kırıkları</strong><br />
Dirsek makarasının iki yanındaki epikondil denilen çıkıntıların kırığıdır. 9- 14 yaşlarında ve iç taraftakinde sıktır.<br />
Büyüme plağı kırıkları<br />
Üst kol ve ön kol kemiklerinin büyüme plakları dirseğe yakın kemik uçlarındadır. Bu plaklardaki kırıklarda büyümenin bozulması veya asimetrik olması en önemli komplikasyondur. Bu nedenle çok dikkatli tedavi edilmeleri gerekir. Çok iyi tedavi edilenlerinde bile daha nadir de olsa büyüme plağı kökenli büyüme problemleri görülebilir.</p>
<p><strong> Önkol kırıkları</strong><br />
Bir dirsek zorlanmasında önkolun baş parmak tarafındaki kemiğinin başı kırığı veya ezilmesi görülebilir. Bazen bu kırığa dirsek çıkığı da eklenebilir. Dirsek ucu veya diğer önkol kemiğinin kırığı nadirdir.</p>
<p><strong> Tanı ve tedavi</strong><br />
Zaman geçirmeden doktora başvurun. Öncelikle bir damar ve sinir hasarı olup olmadığına bakılacaktır. Sonra röntgen incelemesi yapılır. Tedavi, kırığın yerine ve derecesine göre değişir.<br />
Kaymamış veya bazı çok az kaymış kırıklarda 3-5 hafta tam veya yarım alçı uygulaması yeterli olabilir. Bu süre içinde zaman zaman kontrol röntgenleri ile kırığın kayıp kaymadığının kontrolü gerekebilir. Kaymışsa onu yerleştirmek gerekir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/cocuklarda-dirsek-kiriklari-ve-dikkat-edilmesi-gerekenler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vücut diliyle iletişim bebekler için yararlı</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/vucut-diliyle-iletisim-bebekler-icin-yararli.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/vucut-diliyle-iletisim-bebekler-icin-yararli.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 Aug 2009 20:00:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bebek sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[geniş kelime haznesi]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim kurmak]]></category>
		<category><![CDATA[vücut dili]]></category>
		<category><![CDATA[vücut hareketleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=281</guid>
		<description><![CDATA[Vücut hareketleriyle iletişim kuran bebeklerin ilerde daha geniş kelime haznesine sahip oldukları bildirildi. Chicago Üniversitesinden bilim adamlarının, farklı sosyal çevreden 50 kadar aileyi kapsayan araştırması, 14 aylıkken iletişim kurmak için geniş bir hareket yelpazesi kullanan bebeklerin, 4,5 yaşında daha zengin kelime hazinesine sahip olduklarını gösterdi. Evde çocukları 90 dakikalık dönemler halinde filme alan bilim adamları, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Vücut hareketleriyle iletişim kuran bebeklerin ilerde daha geniş kelime haznesine sahip oldukları bildirildi. Chicago Üniversitesinden bilim adamlarının, farklı sosyal çevreden 50 kadar aileyi kapsayan araştırması, 14 aylıkken iletişim kurmak için geniş bir hareket yelpazesi kullanan bebeklerin, 4,5 yaşında daha zengin kelime hazinesine sahip olduklarını gösterdi.</p>
<p>Evde çocukları 90 dakikalık dönemler halinde filme alan bilim adamları, çocukların vücut dilinin ailenin sosyoekonomik düzeyine göre farklılıklar gösterdiğini de tespit etti.</p>
<p>Araştırma sonuçlarına göre, ekonomik durumu iyi olan ailelerde 14 aylık çocuklar kendini ifade etmek için en az 24 farklı vücut hareketi yapıyor, dar gelirli ailelerin çocuklarındaysa hareket sayısı ortalama 13′de kalıyor.</p>
<p>Bilim adamları, ekonomik durumu iyi olan ebeveynlerin, çocuklarıyla konuşmak ve çocuklarının hareketlerine “kelime yüklemek” için daha fazla zaman bulduklarını, böylece daha fazla kelime öğrettiklerini vurguladılar.</p>
<p>Araştırmaya imza atanlardan Susan Goldin Meadow, dil öğrenmenin ilk evresinde çocukların hareketlerinin sosyal ortama bağlı olarak farklılık gösterdiğini görmenin kendilerini şaşırttığını belirtti.</p>
<p>Çocukların vücut hareketlerinin, ebeveynlerin tepkisini alması halinde, kelime öğrenmede dolaylı bir rol oynayabileceğini ifade eden Meadow, tepkiye örnek olarak bir çocuk oyuncak bebeği gösterdiğinde annenin “evet, bu bir oyuncak bebek” demesini gösterdi.</p>
<p>Science dergisinde yayımlanan araştırmada, kelime bilgisinin çocuğun okuldaki başarısında anahtar etken olduğuna da dikkat çekildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/vucut-diliyle-iletisim-bebekler-icin-yararli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocukların zekası anne-babayla doğru orantılı</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/cocuklarin-zekasi-anne-babayla-dogru-orantili.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/cocuklarin-zekasi-anne-babayla-dogru-orantili.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 Aug 2009 13:00:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk zekası]]></category>
		<category><![CDATA[zeka gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[zeka seviyesi]]></category>
		<category><![CDATA[zeki çocuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=279</guid>
		<description><![CDATA[Çocukların zekâ seviyesinin anne ve babanın eğitim düzeyine göre de farklılık gösterdiğini belirten uzmanlarca yapılan incelemelerde, geç yaşta anne baba olanların çocuklarının zekâ seviyesinin daha yüksek olduğu sonucuna ulaşıldı. İzmir Sıdıka Akdemir Bilim ve Sanat Merkezi Müdür Yardımcısı Uzman Psikolojik Danışman Ahmet Bildiren, yaptığı açıklamada, üstün yetenekli çocukların zekâ düzeylerinin ailelerin bazı değişkenlerine göre incelediklerini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukların zekâ seviyesinin anne ve babanın eğitim düzeyine göre de farklılık gösterdiğini belirten uzmanlarca yapılan incelemelerde, geç yaşta anne baba olanların çocuklarının zekâ seviyesinin daha yüksek olduğu sonucuna ulaşıldı.</p>
<p>İzmir Sıdıka Akdemir Bilim ve Sanat Merkezi Müdür Yardımcısı Uzman Psikolojik Danışman Ahmet Bildiren, yaptığı açıklamada, üstün yetenekli çocukların zekâ düzeylerinin ailelerin bazı değişkenlerine göre incelediklerini belirtti.<br />
Anne ve babaların yaşları, eğitim düzeyi ve çocukların kardeş sayısı değişkenlerinin çocukların zekâ düzeylerine etkisini belirlemeyi amaçladıklarını ifade eden Bildiren, incelemeye merkezin Temel Kabiliyet Testinde yeterli performansı göstermiş 11 ilçe ve 62 okuldan 2 ve 3. sınıfta olan 326 öğrencinin katıldığını söyledi.</p>
<p>Ahmet Bildiren, değişkenlerle ilgili bilgileri elde etmek amacıyla “Veli Bilgi Formu” dağıttıklarını ve bulguları analiz ettiklerini kaydederek, şöyle devam etti:<br />
“Biz kendi öğrencilerimiz arasında bir araştırma yaptık. Araştırmanın sonucunda örneklem grubundaki çocukların zekâ seviyesinin anne ve baba yaşlarına göre anlamlı düzeyde farklılaştığı saptandı. Anne yaşı 40-49 yaş arasında olan çocukların zekâ seviyesinin anne yaşı 18-29 ve 30-39 yaş arasında olan çocukların zekâ seviyesine göre, baba yaşı 40-49 arası olan çocukların zekâ seviyesinin baba yaşı 30-39 yaş arasında olan çocukların zekâ seviyesine göre daha yüksek olduğu saptanmıştır.”</p>
<p><strong> Anne ve babanın eğitimi de çocuğun zekâ seviyesinde etkili</strong><br />
Sıdıka Akdemir Bilim ve Sanat Merkezi Müdür Yardımcısı Ahmet Bildiren, incelemede, örneklem grubundaki çocukların zekâ seviyesinin anne ve babanın eğitim düzeyine göre de farklılık gösterdiğini gördüklerini ifade etti.</p>
<p>Eğitim düzeyi yüksek anne ve babanın çocukların zekâ seviyesinin daha yüksek olduğunun görüldüğünü belirten Bildiren “Eğitim düzeyi lisansüstü ve lisan olan annenin çocuğunun zekâ seviyesi, anne eğitim düzeyi orta öğretim olan çocukların zekâ seviyesine göre daha yüksek. Baba için de aynı sonuç geçerli” diye konuştu.</p>
<p>Bildiren, incelemenin sonuçlarını Eskişehir’de gerçekleştirilecek Üstün Yetenekli Çocuklar 2. Ulusal Kongresi’nde katılımcılarla paylaşacaklarını kaydetti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/cocuklarin-zekasi-anne-babayla-dogru-orantili.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeğiniz anne karnında astım olmasın</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/bebeginiz-anne-karninda-astim-olmasin.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/bebeginiz-anne-karninda-astim-olmasin.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 Aug 2009 08:00:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ACLS3 geni]]></category>
		<category><![CDATA[astım hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[astım tehlikesi]]></category>
		<category><![CDATA[bebek sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çevre kirliliği]]></category>
		<category><![CDATA[egzoz gazı]]></category>
		<category><![CDATA[göbek kordonu]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[hava kirliliği]]></category>
		<category><![CDATA[kirlilik]]></category>
		<category><![CDATA[zehirli gazlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=277</guid>
		<description><![CDATA[Yapılan bir araştırma, egzoz gazının ana rahmindeki çocuğun astıma yakalanma riskini artırdığını ortaya koydu. 56 çocuğun göbek kordonundan alınan kanı inceleyen araştırmacılar, trafikte zehirli gazlara maruz kalınmasıyla bağlantılı olarak akciğerdeki “ACSL3″ adlı bir gende değişiklik saptadı. PLoS One dergisinde çıkan araştırmanın sonuçlarına göre, bu gen ile 5 yaşındaki çocuklarda astım hastalığının belirtileri arasında bağlantı kuruldu. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yapılan bir araştırma, egzoz gazının ana rahmindeki çocuğun astıma yakalanma riskini artırdığını ortaya koydu. 56 çocuğun göbek kordonundan alınan kanı inceleyen araştırmacılar, trafikte zehirli gazlara maruz kalınmasıyla bağlantılı olarak akciğerdeki “ACSL3″ adlı bir gende değişiklik saptadı.</p>
<p>PLoS One dergisinde çıkan araştırmanın sonuçlarına göre, bu gen ile 5 yaşındaki çocuklarda astım hastalığının belirtileri arasında bağlantı kuruldu.<br />
Araştırma, kirliliğin genleri etkilediğini ilk kez göstermiş oldu.</p>
<p>Bulguların kanıtlanması için daha geniş araştırmalara ihtiyaç duyulduğuna dikkati çeken araştırmacılar, “ACLS3″ genindeki değişikliklerin kirliliğin neden olduğu astım hastalığının erken teşhis edilmesine yardımcı olmasını umuyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/bebeginiz-anne-karninda-astim-olmasin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

