<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kankalarim.net &#187; Sağlık</title>
	<atom:link href="http://www.kankalarim.net/category/saglik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kankalarim.net</link>
	<description>Kankalarim.net</description>
	<lastBuildDate>Mon, 07 Feb 2011 23:11:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>PUVA, sedefin en iyi tedavi yöntemi</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/puva-sedefin-en-iyi-tedavi-yontemi.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/puva-sedefin-en-iyi-tedavi-yontemi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 Aug 2009 13:00:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[atopik ekzema]]></category>
		<category><![CDATA[boyun peelingi]]></category>
		<category><![CDATA[cildin yaşlanması]]></category>
		<category><![CDATA[cilt gençleştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Dar-bant UVB tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[deri hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[göğüs peelingi]]></category>
		<category><![CDATA[hücre yenilenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kimyasal peeling]]></category>
		<category><![CDATA[kırışıklık tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[mantar]]></category>
		<category><![CDATA[PUVA tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sedef]]></category>
		<category><![CDATA[sedef hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[suni güneş ışığı]]></category>
		<category><![CDATA[vitiligo]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı cilt]]></category>
		<category><![CDATA[yüz peelingi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=954</guid>
		<description><![CDATA[Teknolojinin hızla gelişmesi, elbette ki tıp literatürüne de yeni tanı tedavi seçenekleri ekliyor. Suni güneş ışığının kullanıldığı bu tedavi şekli; sedef, atopik ekzema ve vitiligo gibi hastalıkların tedavisinde uygulanır. Deri hastalıkları uzmanları, İlk defa 1948 yılında kullanılmaya başlayan PUVA tedavisi hakkında bilgiler veriyor… Sedef hastalığına çözüm PUVA tedavisi ağızdan psoralen yani çok sayıda bitkide mevcut [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Teknolojinin hızla gelişmesi, elbette ki tıp literatürüne de yeni tanı tedavi seçenekleri ekliyor. Suni güneş ışığının kullanıldığı bu tedavi şekli; sedef, atopik ekzema ve vitiligo gibi hastalıkların tedavisinde uygulanır. Deri hastalıkları uzmanları, İlk defa 1948 yılında kullanılmaya başlayan PUVA tedavisi hakkında bilgiler veriyor…<br />
<strong> Sedef hastalığına çözüm</strong><br />
PUVA tedavisi ağızdan psoralen yani çok sayıda bitkide mevcut olan deriyi ve gözü, güneş ışığına daha hassas hale getiren ilaçlar tablet şeklinde alınarak, UVA (suni güneş ışığı) ile birlikte uygulanan bir tedavidir. Genellikle sedef, atopik ekzema, vitiligo ve benzeri pek çok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. Psoralenler sayesinde, deri ışığa daha duyarlı hale getirilerek renklenmeyi sağlar ve savunma sisteminin işleyişinin düzenlenmesini kontrol eder. PUVA tedavisi, özellikle sedef hastalığının kronik ve büyük plaklı tiplerin de en iyi tedavi seçeneğidir.<br />
<strong> Çocuklarda da güvenli</strong><br />
Dar-bant UVB tedavisi ile sedef hastalığı, atopik ekzema gibi deri hastalıklarının tedavisinde etkili bir biçimde kullanılmaya başlanmıştır. Bu tedavi ağızdan bir ilaç gerekmemesi, gebelik, emzirme, karaciğer ve böbrek hastalarının da kullanabilmesi, ucuz olması çocuklarda da güvenli olması, tedavi sonrası göz korumasının gerekli olmaması, deri kanseri riskinin çok az olması ve hastaneye yatış gerektirmemesi sebebiyle, giderek hekimler tarafından tercih edilir olmuştur.<br />
<strong> Kimyasal peeling</strong><br />
Deri hastalıkları uzmanları, deriyi canlandırmak, gençleştirmek, görünüşünü iyileştirmek için bazı kimyasal solüsyonların uygulanabileceğini belirtiyorlar. Aktif aknede iyileşmeye ve akne izlerinde düzelmeye yardımcıdır. Deride oluşturulan soyulmanın ardından yeni deri gelir ve yeni gelen cildin dokusu ve rengi daha düzgün, daha homojendir. Güneş, yanık ve herediter faktörlerin deride oluşturduğu kırışıklar, güneşe ve yaşa bağlı lekeler, karaciğer lekeleri, çiller, kanser potansiyeli taşıyan kabuklu kızarıklık veya yüzdeki koyu renkli lekeler, melazma denilen hormonal veya gebelik lekeleri peeling ile düzeltilebilir hatta iyileştirilebilir.<br />
Kimyasal peeling işlemi yüz, boyun, göğüs, eller ve kollara doktorun seçimi ve hastanın derisinin durumuna göre bir asit solisyonu seçilerek sadece hastane şartlarında uygulanabilmektedir. Deri, yağlarından arındırıldıktan sonra tedavi alanına uygulama yapılır. İşlem esnasında 5-10 dakika sürebilen hafif yanma ve batma olabilir. İşlem sonrası normal günlük yaşama dönülebilir. İstenilen sonuçlar için birkaç seans gerekebilir.<br />
<strong> Mantara dikkat!</strong><br />
Deri hastalıkları uzmanları yaz aylarında artan mantar hastalıklarından korunma yöntemleri hakkında bilgi verdiler… Mantar enfeksiyonlarının çoğunluğu için; PH bozukluğu, nemlenme ve vücut ısısı, uygun yaşama ortamı oluşturur. Yaz aylarında günde iki kez, kış aylarında ise günde bir kez duş yapmak, bu anlamda deri sağlığının korunmasında çok önemli rol oynar.<br />
Teknolojinin hızla gelişmesi, elbette ki tıp literatürüne de yeni tanı tedavi seçenekleri ekliyor. Suni güneş ışığının kullanıldığı bu tedavi şekli; sedef, atopik ekzema ve vitiligo gibi hastalıkların tedavisinde uygulanır. Deri hastalıkları uzmanları, İlk defa 1948 yılında kullanılmaya başlayan PUVA tedavisi hakkında bilgiler veriyor…<br />
<strong> Sedef hastalığına çözüm</strong><br />
PUVA tedavisi ağızdan psoralen yani çok sayıda bitkide mevcut olan deriyi ve gözü, güneş ışığına daha hassas hale getiren ilaçlar tablet şeklinde alınarak, UVA (suni güneş ışığı) ile birlikte uygulanan bir tedavidir. Genellikle sedef, atopik ekzema, vitiligo ve benzeri pek çok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. Psoralenler sayesinde, deri ışığa daha duyarlı hale getirilerek renklenmeyi sağlar ve savunma sisteminin işleyişinin düzenlenmesini kontrol eder. PUVA tedavisi, özellikle sedef hastalığının kronik ve büyük plaklı tiplerin de en iyi tedavi seçeneğidir.<br />
<strong> Çocuklarda da güvenli</strong><br />
Dar-bant UVB tedavisi ile sedef hastalığı, atopik ekzema gibi deri hastalıklarının tedavisinde etkili bir biçimde kullanılmaya başlanmıştır. Bu tedavi ağızdan bir ilaç gerekmemesi, gebelik, emzirme, karaciğer ve böbrek hastalarının da kullanabilmesi, ucuz olması çocuklarda da güvenli olması, tedavi sonrası göz korumasının gerekli olmaması, deri kanseri riskinin çok az olması ve hastaneye yatış gerektirmemesi sebebiyle, giderek hekimler tarafından tercih edilir olmuştur.<br />
<strong> Kimyasal peeling</strong><br />
Deri hastalıkları uzmanları, deriyi canlandırmak, gençleştirmek, görünüşünü iyileştirmek için bazı kimyasal solüsyonların uygulanabileceğini belirtiyorlar. Aktif aknede iyileşmeye ve akne izlerinde düzelmeye yardımcıdır. Deride oluşturulan soyulmanın ardından yeni deri gelir ve yeni gelen cildin dokusu ve rengi daha düzgün, daha homojendir. Güneş, yanık ve herediter faktörlerin deride oluşturduğu kırışıklar, güneşe ve yaşa bağlı lekeler, karaciğer lekeleri, çiller, kanser potansiyeli taşıyan kabuklu kızarıklık veya yüzdeki koyu renkli lekeler, melazma denilen hormonal veya gebelik lekeleri peeling ile düzeltilebilir hatta iyileştirilebilir.<br />
Kimyasal peeling işlemi yüz, boyun, göğüs, eller ve kollara doktorun seçimi ve hastanın derisinin durumuna göre bir asit solisyonu seçilerek sadece hastane şartlarında uygulanabilmektedir. Deri, yağlarından arındırıldıktan sonra tedavi alanına uygulama yapılır. İşlem esnasında 5-10 dakika sürebilen hafif yanma ve batma olabilir. İşlem sonrası normal günlük yaşama dönülebilir. İstenilen sonuçlar için birkaç seans gerekebilir.<br />
<strong> Mantara dikkat!</strong><br />
Deri hastalıkları uzmanları yaz aylarında artan mantar hastalıklarından korunma yöntemleri hakkında bilgi verdiler… Mantar enfeksiyonlarının çoğunluğu için; PH bozukluğu, nemlenme ve vücut ısısı, uygun yaşama ortamı oluşturur. Yaz aylarında günde iki kez, kış aylarında ise günde bir kez duş yapmak, bu anlamda deri sağlığının korunmasında çok önemli rol oynar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/puva-sedefin-en-iyi-tedavi-yontemi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cildinizi yaşlandıran etkenlerden kurtulun</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/cildinizi-yaslandiran-etkenlerden-kurtulun.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/cildinizi-yaslandiran-etkenlerden-kurtulun.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 Aug 2009 08:00:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[açık tenliler]]></category>
		<category><![CDATA[deri kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[koyu tenliler]]></category>
		<category><![CDATA[sigaranın zararları]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[uykusuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanmak]]></category>
		<category><![CDATA[yetersiz beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=952</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanlar, yaşlanmayı durdurmanın imkânsız olduğunu, ancak cildin erken yaşlanmasına neden olan etkenlerin bilinmesi halinde süreci geciktirmenin mümkün olduğunu, yeşil çay ve soyanın yaşlanmayı geciktirdiğini belirtiyor. İşte cildin yaşlanmasına neden olan 8 etken: sigara, alkol, güneş, yetersiz beslenme, stres, uykusuzluk, soğuk ve genetik yatkınlık. Açık tenliler korunmalı Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Emel Erdal şunları söyledi: “Güneş, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, yaşlanmayı durdurmanın imkânsız olduğunu, ancak cildin erken yaşlanmasına neden olan etkenlerin bilinmesi halinde süreci geciktirmenin mümkün olduğunu, yeşil çay ve soyanın yaşlanmayı geciktirdiğini belirtiyor. İşte cildin yaşlanmasına neden olan 8 etken: sigara, alkol, güneş, yetersiz beslenme, stres, uykusuzluk, soğuk ve genetik yatkınlık.</p>
<p><strong> Açık tenliler korunmalı</strong><br />
Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Emel Erdal şunları söyledi:<br />
“Güneş, deri yaşlanmasını artıran en önemli faktör. Ülkemizde güneş, kışın bile kuvvetlidir. Hem yaz hem de kış öğlen saatlerinde (11:00 – 15:00 arası) güneşten kaçınmalı ve koruyucu ürünler kullanmalıyız. Hele açık tenliler güneşe çıkmamalıdır.”</p>
<p><strong> Koyu tenliler de dikkat</strong><br />
Güneş, koyu tenlilerde de kırışıklık ve lekelere yol açar. Bu lekeler gebelik, hormonal tedavi ve doğum kontrol haplarının kullanılması ile daha da belirgin hale gelir. Güneşte uzun süre kalmak deri kanseri riskini de artırır. Bebek ve çocuklar da korunmalıdır.</p>
<p><strong> Sigara cilde zararlı</strong><br />
Önemli bir deri yaşlanması nedeni de sigara ve alkol kullanımıdır. Günde beşten fazla ve 10 yıldan daha uzun süreli sigara içenlerde deri kırışıklıkları çok daha erken yaşlarda ortaya çıkar ve derin olur. Kış aylarında deri kuruluğu artar. Kuru deri kolay yaşlanır.</p>
<p><strong>Yaşa uygun kozmetikler</strong><br />
Dermatolog tavsiyesi ile yaşa uygun kozmetiklerin kullanımı deri yaşlılığını geciktirebilir. 35 yaş üzerindeki bayanlarda deri tipine uygun nemlendirici ürün sabah kullanılmalıdır. Yaşlanmayı geciktirici gece kremleri de deri yaşlılığını azaltabilir.</p>
<p><strong> Soya ve yeşil çay</strong><br />
Çin’de yoğun olarak tüketilen yeşil çay ve soyanın, içerdikleri fenol ve genistein maddeleri nedeniyle yaşlanmayı geciktirdiği kanıtlanmıştır. Yeşil çay ve soyanın deri kanseri oluşumunu engellediği de biliniyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/cildinizi-yaslandiran-etkenlerden-kurtulun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sıcak suyla banyo yapmak cildi kurutuyor</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/sicak-suyla-banyo-yapmak-cildi-kurutuyor.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/sicak-suyla-banyo-yapmak-cildi-kurutuyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 Aug 2009 03:00:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[banyo yapma]]></category>
		<category><![CDATA[cilt güzelliği]]></category>
		<category><![CDATA[cilt hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[cilt temizliği]]></category>
		<category><![CDATA[cilt yapısı]]></category>
		<category><![CDATA[deri kuruluğu]]></category>
		<category><![CDATA[sentetik temizleyici]]></category>
		<category><![CDATA[Simbet ürünler]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[vücut temizliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=949</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanlar, banyo yapmanın ciltteki nem miktarının azalmasında önemli bir etken olduğunu belirterek, sık banyo yapmanın, banyo yaparken sıvı sabun ve duş jelleri gibi kuvvetli deterjan özelliğine sahip temizleyiciler kullanmanın ve sıcak suyla yıkanmanın ciltteki kuruluğu daha da artırdığını vurguluyor. Vücut temizliği için kullanılacak ürünlerin, cilt yapısına zarar vermeyen özellikte olmasına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Ankara [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, banyo yapmanın ciltteki nem miktarının azalmasında önemli bir etken olduğunu belirterek, sık banyo yapmanın, banyo yaparken sıvı sabun ve duş jelleri gibi kuvvetli deterjan özelliğine sahip temizleyiciler kullanmanın ve sıcak suyla yıkanmanın ciltteki kuruluğu daha da artırdığını vurguluyor.</p>
<p>Vücut temizliği için kullanılacak ürünlerin, cilt yapısına zarar vermeyen özellikte olmasına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rana Anadolu, “Sentetik temizleyici anlamında olan ‘Simbet’ ürünleri kullanılmalı. Bu ürünler, PH ve asit açısından deriye zarar vermeyecek şekildedir. Temizleyicinin üstünde ’simbet’ olup olmadığı yazar. Simbetler çok güçlü deterjan özelliğine sahip değiller. Bu yüzden, bunların kullanılmasını öneriyoruz” bilgisini verdi.</p>
<p>Prof. Dr. Rana Anadolu, ürünlerin çok köpürmesinin, “temizleyicinin kalitesinden değil kuvvetinden” kaynaklandığına işaret ederek, “Bu ürünler de deri yüzeyindeki bütün lipitleri, koruyucu tabakayı hatta derinin kendine özgü hücresel konfolentlerini eritmektedir.” dedi.</p>
<p>Deri kuruluğunun ilerlemesi halinde kaşıntının şiddetinin artacağını, ciltte şişme, tahriş ve çatlama gibi olumsuzlukların görülebileceğini dile getiren Anadolu, “Tedavi edilmediğinde ciltte kırışıklara yol açar, derinin geçirgenliği artar. Dış ortamdaki tahriş edici ve alerjik olma özelliğindeki maddeler deriye daha kolay girerler” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong> Banyo zamanları kısa tutulmalı</strong><br />
Anadolu, deri kuruluğunu önlemek için banyo suyunun ılık olması ve vücudun defalarca sabunlanmamasına özen gösterilmesi gerektiğini belirterek, diğer önerilerini şöyle sıraladı:<br />
- Yıkanma süreleri, özellikle kış aylarında kısa tutulmalı.<br />
- Banyo sonrasında nemlendiriciler kullanılmalı. Nemlendiriciler, derinin özelliğine göre seçilmeli. Bunun için pahalı ürünlere de gerek yok. Her yerde rahatlıkla bulunabilen ve çok ucuz olan ‘vazelin’ kullanılabilir.<br />
- Radyatörlerin kenarlarına su rezervuarları takılabilir, sobanın-kaloriferin üzerine bir kap içine su konulabilir ya da ıslak havlu asılabilir.<br />
- Dış ortama çıkarken, cildi koruyabilen atkı, şapka, bere gibi giysiler kullanılmalı.<br />
- Cildin doğrudan rüzgar almamasına dikkat edilmeli.<br />
- Kuşkusuz, tüketilen sıvı miktarı yüksek tutulmalı. Gün içerisinde en az 3 litre sıvı tüketilmeli.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/sicak-suyla-banyo-yapmak-cildi-kurutuyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sık nefes almak yaşlanmayı hızlandırıyor</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/sik-nefes-almak-yaslanmayi-hizlandiriyor.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/sik-nefes-almak-yaslanmayi-hizlandiriyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Aug 2009 22:00:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[antioksidan]]></category>
		<category><![CDATA[genç kalmak]]></category>
		<category><![CDATA[gençleşmek]]></category>
		<category><![CDATA[hücre içi oksidasyon]]></category>
		<category><![CDATA[kaliteli ömür]]></category>
		<category><![CDATA[oksidasyon]]></category>
		<category><![CDATA[sık nefes almak]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanmak]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanmanın geciktirilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanmayı yavaşlatmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=947</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanlar, çok fazla nefes alıp verildiğinde hücre içi oksidasyonu artıran oksijenin, yaşlanmaya ve yaşlanma belirtilerinin ortaya çıkmasına neden olduğunu söylüyor. Fazla oksijen cildi kırıştırıyor Vücudun doğal bir fonksiyonu olan yaşlanmanın geciktirilmesi ya da kaliteli ömür süresinin uzatılmasının, yaşlanmanın temel mekanizmasını öğrenmeden geçtiğini söyleyen Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Sağlık Yüksekokulu Öğretim Üyesi Prof. Dr. Günhan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, çok fazla nefes alıp verildiğinde hücre içi oksidasyonu artıran oksijenin, yaşlanmaya ve yaşlanma belirtilerinin ortaya çıkmasına neden olduğunu söylüyor.</p>
<p><strong> Fazla oksijen cildi kırıştırıyor</strong><br />
Vücudun doğal bir fonksiyonu olan yaşlanmanın geciktirilmesi ya da kaliteli ömür süresinin uzatılmasının, yaşlanmanın temel mekanizmasını öğrenmeden geçtiğini söyleyen Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Sağlık Yüksekokulu Öğretim Üyesi Prof. Dr. Günhan Erdem, şöyle konuştu:<br />
“Yaşlanmanın temelinde oksijenden kaynaklanan oksidasyon yatıyor.</p>
<p>Oksijenin, yenilen yiyeceklerde bulunan yağ, protein, şeker gibi enerji kaynaklarındaki enerjiyi açığa çıkarmasının yanında zararlı etkisi de vardır. Yani bizim için hayati önem taşıyan oksijen, aynı zamanda toksik bir maddedir.</p>
<p>Çok fazla nefes alıp verdiğimiz zaman hücre içi oksidasyonu artıran oksijen, yaşlanmaya ve yaşlanma belirtilerinin ortaya çıkmasına neden olur, yüzdeki kırışıklıklar meydana gelir.” Yaşlanmanın geciktirilmesi için “antioksidan” denilen faktörlerin devreye sokulması gerektiğini ifade eden Prof. “C ve E vitaminini bol miktarda almaya gayret edin” dedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/sik-nefes-almak-yaslanmayi-hizlandiriyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mükemmel cilt için doğru ürünü seçmelisiniz</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/mukemmel-cilt-icin-dogru-urunu-secmelisiniz.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/mukemmel-cilt-icin-dogru-urunu-secmelisiniz.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Aug 2009 20:00:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[akneli yağlı ciltler]]></category>
		<category><![CDATA[arı sütü takviyesi]]></category>
		<category><![CDATA[cilt bakım sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[cilt güzelliği]]></category>
		<category><![CDATA[doğru ürün seçimi]]></category>
		<category><![CDATA[dudaklara gençlik bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[göz altı morlukları]]></category>
		<category><![CDATA[hassas ciltler için]]></category>
		<category><![CDATA[karma ciltler için]]></category>
		<category><![CDATA[kuru ciltler]]></category>
		<category><![CDATA[kuru ciltler için]]></category>
		<category><![CDATA[kusursuz ciltler]]></category>
		<category><![CDATA[mükemmel cilt]]></category>
		<category><![CDATA[mükemmel cilt için]]></category>
		<category><![CDATA[olgun ciltler]]></category>
		<category><![CDATA[pahalı kozmetik ürünler]]></category>
		<category><![CDATA[parlak cilt]]></category>
		<category><![CDATA[pürüzsüz ciltler]]></category>
		<category><![CDATA[saç bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[saçlar]]></category>
		<category><![CDATA[yağlı ciltler için]]></category>
		<category><![CDATA[yetişkin sivilceleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=944</guid>
		<description><![CDATA[Tüm kadınlar gibi pürüzsüz, muhteşem bir cilde sahip olmak istiyorsunuz. Peki, bunun için tek çare mucizeler vaat bir kreme küçük bir servet yatırmak mı? Uzmanlar, “Sadece doğru ürün seçin” diyor. Genç ve güzel bir yüze sahip olmanın ışıl ışıl parlayan, gergin bir ciltle aynı anlama geldiğini artık hepimiz biliyoruz… Böyle bir cilde sahip olmak içinse, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tüm kadınlar gibi pürüzsüz, muhteşem bir cilde sahip olmak istiyorsunuz. Peki, bunun için tek çare mucizeler vaat bir kreme küçük bir servet yatırmak mı? Uzmanlar, “Sadece doğru ürün seçin” diyor.</p>
<p>Genç ve güzel bir yüze sahip olmanın ışıl ışıl parlayan, gergin bir ciltle aynı anlama geldiğini artık hepimiz biliyoruz… Böyle bir cilde sahip olmak içinse, önümüze her gün yeni bir yol seriliyor: mucizeler vaat eden kremler, küçük estetik girişimler, besin takviyeleri ve cerrahi operasyonlar… Bunların arasından bir seçim yapmak pek de kolay değil. Özellikle, kozmetikler en iddialı ve zahmetsiz vaatlerle her gün karşımıza çıkıyorlar. Ancak o küçük kavanozların pek çoğu adeta bir mücevher değerinde…<br />
Peki, “Pahalı kozmetik gerçekten etkili kozmetik midir?” Uzmanların bu soruya yanıtı; “en iyi kozmetik cildinize en uygun olandır” şeklinde.</p>
<p>Pahalı kozmetikler, elbette bu alanda yapılan en son araştırmaların ışığında en iyi etken maddeler kullanarak uzun çalışmalar sonucu üretiliyorlar. Fakat sizin cilt tipinize uymayan birini seçtiğinizde fayda sağlamanız pek de olası değil. Kısaca yapmanız gereken, önce tam olarak cilt tipinizin nasıl olduğunu öğrenmek ve bu cilt tipi için önerilen ürünleri tercih etmek.</p>
<p>Dermatoloji uzmanı Dr. Makbule Dündar, sizler için önce her bir cilt tipinin özelliklerini sıraladı sonra da bu doğrultuda hangi ürünün, nasıl kullanacağını anlattı.<br />
<strong> Cilt tiplerine göre ürün seçimi</strong><br />
<strong> Normal cilt:</strong> Görünümü şeffaf, nem ve yağ durumu dengeli, gözenekler kapalı ve pürüzsüz bir cilt tip normal cilt olarak kabul ediliyor. Kullanılabilecek ürünler: Krem veya süt tipi temizleyici, alkol oranı normal tonik (yüzde 5-7.5) hafif bir nemlendirici ve peeling krem. Otuzlu yaşlarda itibaren haftada 1-2 günden başlayarak uygulanan besleyici gece kremi, göz çevresi kremi ve maskeler.</p>
<p><strong> Kuru cilt:</strong> Görünümü mat, yağ salgılanması normalin altında ve nem oranı çok düşük bir cilt tipi. Gözenekler ufak ve kapalı. Kullanılabilecek ürünler: Krem veya süt tipi temizleyici, alkolsüz tonik, yoğun bir nemlendirici, yoğun yağ ihtiva eden besleyici gece kremi, nem ve yağ depo edici maskeler, göz çevresi ve boyun kremleri, peeling krem, yaş ilerledikçe serumlar ve ampuller.</p>
<p><strong> Karma cilt:</strong> T bölgesi (alın, burun ve çene) yağlı, yanaklar ve göz çevresi daha normal ve kurudur. Nemsizlik söz konusu olabilir. Yağlı kısımlarda gözenekler açık olabilir, siyah nokta ve sivilce görülebilir. Diğer bölgelerde gözenekler kapalıdır. Kullanılabilecek ürünler: Süt ve jel tipi temizleyici, alkol oranı düşük tonik (yüzde 3-5), cildin ihtiyacına göre nemlendirici, temizleyici, sıkılaştırıcı maskeler, peeling krem, otuzlu yaşlardan itibaren cildin ihtiyacına göre gece kremi ve göz çevresi kremi.</p>
<p><strong> Hassas cilt</strong>: Deri, damarları gösterecek kadar incelmiştir. Kızaran, kaşınan dalga dalga olan ve yanan bir cilt türüdür. Kötü koşullara hemen reaksiyon gösterir. Susuz ve çok gerilen ciltlerdir. Kullanılabilecek ürünler: Süt tarzı temizleyici, alkolsüz tonik ve hassasiyet giderici bakım kremi.</p>
<p><strong> Yağlı cilt:</strong> Görünümü parlak ve yağlıdır. Gözeneklerin içi dolu ve açık, siyah noktalı, sivilceye müsait cilt tipidir. Yağlı cildi 3’e ayırmak mümkün: Problemsiz yağlı cilt: Cilt parlak, nem oranı normal, gözenekler açık ve içleri genellikle siyah noktalıdır. Kullanılabilecek ürünler: Jel tipi temizleyici, alkollü tonik, çok hafif nemlendirici, temizleyici- sıkılaştırıcı maskeler ve peeling krem.</p>
<p><strong> Yağlı ve hassas cilt</strong>: Cilt yağlı olmasına rağmen nemsizdir. Geniş gözenekler boş da olabilir. Deri hassasiyete bağlı hafif kırmızıdır; pul pul kalkabilir. Kullanılabilecek ürünler: Süt tipi temizleyici, alkolsüz tonik, çok hafif nemlendirici, hassasiyet giderici kremler, pomatlar, hassasiyet giderici ve yağ dengeleyici maskeler.<br />
<strong> Akneli yağlı cilt: </strong>Yağ salgısı normalin üstünde olduğundan devamlı parlayan bir cilttir. Sivilce, akne ve siyah nokta yoğundur. Gözenekler genişlemiş, içleri doludur. Nem oranı normaldir. Kullanılabilecek ürünler: Akne; mutlaka bir dermatolog denetiminde, medikal olarak tedavi edilmelidir. Medikal tedaviye ek olarak günlük bakımda verilebilecek ürünler; sabun veya jel tipi temizleyici, alkol oranı yüksek tonik, çok hafif nemlendirici, temizleyici ve sıkılaştırıcı maskeler.</p>
<p><strong> Olgun cilt:</strong> Olgun cilt, hücrenin yaşam ritminin yavaşlaması sonucu oluşan bir cilt tipidir. 60’lı yaşlara doğru yağ bezeleri ifrazatında yüzde 50’nin üzerinde azalma olur. Deride incelme, sarkma, derin çizgiler ve cilt lekeleri meydana gelir. Özellikle 35 yaşından itibaren uygulanan kürler, cildin güzelliği için önemlidir. Kullanılabilecek ürünler: Süt veya krem tipi temizleyici, alkolsüz tonik, yoğun nemlendirici, besleyici, hücre yenileyici bakım kremi, yağ ve nem depo edici hücre yenileyici maskeler, serim, ampuller ve peeling krem.Günümüzde oldukça etkili anti aging programları dermatologlar gözetiminde uygulanmakta ve doğru medikal kozmetik ürünler dermatolog denetiminde kullanıldığı zaman yüz güldürücü sonuçlar elde edilmektedir.</p>
<p><strong> Birini seçin</strong><br />
Retro modern renk seçenekleri varClarins’in Jazzy Sonbahar Makyaj Koleksiyonu’ndan “Joli Rouge” rujlar, koleksiyonun ana temalarına sadık kalınarak hazırlanmış. Koleksiyonun ana temalarının ne olduğuna gelince; Clarins, bu sezon tüm kadınları 1920’li yıllara götürmeyi hedeflemiş ve retro renkleri paletine taşımış. Joli Rouge’ların da 10 farklı renk seçeneğinin bulunduğunu hemen hatırlatalım. 45 YTL<br />
Ambalajıyla dikkat çekiyorLancome tarafından sunulan Rouge Absolu Desir, bir rujdan isteyeceğinizden çok daha fazlasına sahip: saten gibi bir doku, dudaklarda tam 6 saat boyunca süren konfor ve yeni pigment teknolojisiyle birbirinden harika yepyeni renk seçenekleri… Rouge Absolu Desir, bir mücevher kutusunu andıran altın rengi ambalajıyla da dikkat çekiyor. 65 YTL</p>
<p><strong> Dudaklara gençlik bakımı yapıyor</strong><br />
Sadece eczanelerde bulabileceğiniz M. Asam Vinolift Dolgunlaştırıcı &amp; parlatıcı rujun içeriğindeki “Maxi-Lip” formülü dudaklara dolgunluk kazandırıyor, E vitamini ise serbest radikallere karşı koruma sağlıyor. Ürün, anti-aging bakımı da yapıyor. 3’lü set 35 YTL</p>
<p><strong> İlk ben gördüm</strong><br />
Yetişkin sivilcelerine yoğun bakımABD’nin ilk profesyonel cilt bakım sisteminin yaratıcısı Dermalogica, MediBac Clearing System ile bu kez sivilceye karşı savaş açıyor. Dermalogica’nın Türkiye’deki tek dağıtıcısı Antis Kozmetik tarafından piyasaya sürülecek MediBac Clearing System, yüz temizlemeden bakım kremine kadar pek çok üründen oluşuyor.</p>
<p><strong> Aşkın üç hali</strong><br />
Rebul, kadınların parfüm tutkularına seslenen, göz alıcı parfüm serisi “Aşkın 3 Hali”ni rengarenk kalpli ambalajlarda, deodorant hediyesi ile birlikte sunuyor. Parfüm ve deodorantın yanı sıra bir de çantanın bulunduğu setlerin fiyatı:17 ve 19.90 YTL arasında değişiyor</p>
<p><strong> Sorun göz altı morluklarıysa</strong><br />
Neutrogena, gözaltlarındaki koyu renk halkalardan şikâyetçi olanlar için özel bir kremi piyasaya sunuyor. Uzmanlarının verdiği bilgiye göre, Neutrogena’nın göz kremini düzenli olarak kullandığınızda göz çevresindeki siyah halkalar ve şişliklerin azaldığını görebiliyorsunuz. Fiyatı: 17.99YTL</p>
<p><strong> Saçlara arı sütü takviyesi</strong><br />
Doğanın en zengin doğal besinlerinden birisi olan arı sütü mucizesi şimdi de saçlarınızı güçlendiriyor. Formülünde arı sütü bulunan Elseve Re-Nutrition Serisi, diriliği ve parlaklığı azalmış, sert ve kuru saçlara, “yeniden hayat kazandırma” sözü veriyor. Seride, şampuan ve saç kreminin yanı sıra, besleyici gündüz bakım kremi ve gece serumu da bulunuyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/mukemmel-cilt-icin-dogru-urunu-secmelisiniz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zamana meydan okumanın püf noktaları</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/zamana-meydan-okumanin-puf-noktalari.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/zamana-meydan-okumanin-puf-noktalari.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Aug 2009 13:00:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[belirgin çiller]]></category>
		<category><![CDATA[cildin yıpranması]]></category>
		<category><![CDATA[cilt güzelliği]]></category>
		<category><![CDATA[cilt lekeleri]]></category>
		<category><![CDATA[gözeneklerin genişlemesi]]></category>
		<category><![CDATA[ışın terapileri]]></category>
		<category><![CDATA[kimyasal peeling]]></category>
		<category><![CDATA[lazer terapileri]]></category>
		<category><![CDATA[melanin]]></category>
		<category><![CDATA[renk pigmenti]]></category>
		<category><![CDATA[sivilceler]]></category>
		<category><![CDATA[UVA ışınları]]></category>
		<category><![CDATA[UVB ışınları]]></category>
		<category><![CDATA[yetişkin akneleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=942</guid>
		<description><![CDATA[Her kadın mükemmel bir ciltle doğuyor. Ancak zaman ilerledikçe sivilce, gözenek ve lekeler cildin güzelliğini tehdit ediyor. Bunlarla savaşın yolu ise bilinçli bakımdan geçiyor. Cildinizle temas eden her şey, cildinizin yıpranmasına neden oluyor. Lekeler, sivilceler, gözenekler ve siyah noktalar cildimizin dış faktörlerden etkilendiğinin en büyük kanıtı. Birçok uzman, çevresel faktörlerin cildimizin yaşlanmasına sebep olduğunu söylüyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her kadın mükemmel bir ciltle doğuyor. Ancak zaman ilerledikçe sivilce, gözenek ve lekeler cildin güzelliğini tehdit ediyor. Bunlarla savaşın yolu ise bilinçli bakımdan geçiyor.</p>
<p>Cildinizle temas eden her şey, cildinizin yıpranmasına neden oluyor. Lekeler, sivilceler, gözenekler ve siyah noktalar cildimizin dış faktörlerden etkilendiğinin en büyük kanıtı. Birçok uzman, çevresel faktörlerin cildimizin yaşlanmasına sebep olduğunu söylüyor. Bu etkenlerin hiç olmadığı varsayıldığında, normal insan cildinin 40-50 yaşına gelene kadar kırışık, yıpranma gibi sorunlarla karşılaşmayacağı biliniyor. Yani bu bilgiye göre bu etkileri en aza indirmek ve cildimizin kaderini değiştirmek elimizde.</p>
<p><strong> Lekeler</strong><br />
Uzun süre güneşe maruz kalan ciltler UVA ve UVB ışınlarından zarar görüyor ve deride güneşin olumsuz etkileri ortaya çıkıyor. Bu etkiler güneşe bağlı deri yaşlanması, ciltte ince veya kalın çizgilenme, kuruluk, ince kırmızı damarcıklar, renk bozukluğu, derinin esnekliğinin azalması, gözeneklerin ve siyah noktaların büyümesi şeklinde sıralanabilir. Her gün düzenli olarak güneş koruyucusu kullanırsanız, uzun yıllar sonra bile genç bir cilde sahip olabilirsiniz.</p>
<p><strong> Belirginleşen çiller</strong><br />
Çiller açık ve daha koyu lekeler olarak en çok yanak, alın ve çene bölgesinde görülüyor. Genelde güneşli mevsimlerde artarken güneşsiz mevsimlerde azalma fark edilebiliyor. Açık renk tenli kişilerde özellikle de kızıl saçlı kişilerde daha çok çil oluyor.<br />
Kış aylarında derinin renk pigmenti olan melanin daha az üretilirken, güneşli havalarda üretim artıyor. Çiller yaz aylarında bu nedenle daha belirginleşiyor. Çiller için her zaman güneşten korumanın dışında bakıma gerek yok. Yüksek koruma faktörlü kremler devamlı ve dikkatli bir şekilde kullanılırsa çillerin rengi de solabiliyor. Ayrıca bazı leke giderici kremlerin düzenli kullanımı da fayda sağlıyor. Kimyasal peeling de, lazer ve ışın terapileri yenilenmeyi hızlandıracağından, çillerden kurtulmanızı da hızlandırabiliyor.</p>
<p><strong> Yetişkin akneleri</strong><br />
Sivilceler yağ bezelerinin fazla çalışmasından, hormon veya metabolizma bozukluklarından kaynaklanıyor. Sivilcelerle oynamamak ve sıkmamak, yüzü günde 3-4 kez temizlemek gerekiyor.<br />
Ergenlik döneminden sonra sivilceler genellikle âdet döneminde yaşanan hormonal bozukluklar ve stresle ortaya çıkabiliyor. Stresli hissettiğimiz dönemlerde, böbrekler kortizol denen hormonları salgılıyor ve bu hormonlar cildin yağlanmasına neden oluyor. Bunun için sivilcelere karşı temizleyici bir ürün kullanarak hafif ovalamayla ciltteki ölü tabakaların atılması şart.</p>
<p><strong> Genişleyen gözenekler</strong><br />
Gözeneklerin yağ üretme ve salgılama görevi cildi alerjiden ve çevre kirliliğinden korur. Gözeneksiz bir cilt yapısına sahip olsaydık, yağlar derinin altına iner, yüzde kistler oluşur ve deri altında enfeksiyonlar meydana gelirdi. Bu nedenle gözeneksiz bir cilt hayali kurmak pek doğru değil. Bazen gözenekler fazla yağlanma nedeniyle tıkanabilir. Gözenekleri kapatmaya çalışmak yerine, fazla yağlanmayı engellemek ya da dengelemek gerekiyor.<br />
35 yaşın altındaki dengeli ve genç ciltlerde gözeneklerin kapanması kolaydır. Ama 35 yaşın üzerinde biraz zorlaşır. Çünkü deri kalınlaşmış, çizgiler belirginleşmiştir. Gözenekleri kapatmak için mücadele vermek yerine, daha fazla büyümelerini önlemek gerekir. Cildi türüne göre süt ve tonikle temizlemek en doğrusudur. Ardından sürülecek bir nemlendirici kremle bakım tamamlanabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/zamana-meydan-okumanin-puf-noktalari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Siyah noktalardan kurtulma tüyoları</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/siyah-noktalardan-kurtulma-tuyolari.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/siyah-noktalardan-kurtulma-tuyolari.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Aug 2009 08:00:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[buhar banyosu]]></category>
		<category><![CDATA[cilt problemleri]]></category>
		<category><![CDATA[cilt temizliği]]></category>
		<category><![CDATA[ölü hücreler]]></category>
		<category><![CDATA[sebum]]></category>
		<category><![CDATA[siyah noktalar]]></category>
		<category><![CDATA[siyah noktalardan kurtulmak]]></category>
		<category><![CDATA[yağ bezleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=940</guid>
		<description><![CDATA[Siyah noktalardan kurtulmanın çok basit bir formülünü öğrenmek ister misiniz? O zaman evinizde, mutfağınızda her zaman elinizin altında bulunan basit malzemelere bir göz atın… 1. Yüzünüzü iyice temizleyin Yağ bezleri tarafından salgılanan fazla sebumun sebep olduğu siyah noktalar cilt problemlerinin başında geliyor. Deri altındaki yağ hücrelerinin salgıladığı bu sebum gözenekleri tıkıyor, havayla temas ettiğinde de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Siyah noktalardan kurtulmanın çok basit bir formülünü öğrenmek ister misiniz? O zaman evinizde, mutfağınızda her zaman elinizin altında bulunan basit malzemelere bir göz atın…</p>
<p><strong> 1. Yüzünüzü iyice temizleyin</strong><br />
Yağ bezleri tarafından salgılanan fazla sebumun sebep olduğu siyah noktalar cilt problemlerinin başında geliyor. Deri altındaki yağ hücrelerinin salgıladığı bu sebum gözenekleri tıkıyor, havayla temas ettiğinde de oksitlenerek rengi koyulaşıyor ve siyah noktalara dönüşüyor. Bu sorunu önlemek için yumuşak bir sünger yardımıyla ölü hücrelerin ve siyah noktaların üzerini hafif masaj yaparak temizleyin. Parmak ucunuza bir miktar parçacıklı jel (peeling jeli)sürerek haftada bir ya da iki kere özellikle burnunuzu, alnınızı ve çene bölgenizi masaj yaparak ovalayın.</p>
<p><strong> 2. Buhar banyosu yapın</strong><br />
Siz de evinizde kolayca buhar banyosu yapabilirsiniz. Nasıl mı? Önce temiz bir kabın içine kaynamış suyu dökün, ardından başınızın üstüne bir örtü örterek yüzünüzü bir süre bu suyun buharına tutun. Bu yöntem, cildinize yumuşaklık kazandırmakla birlikte gözeneklerinizi açacak ve siyah noktalara müdahale edebilmeniz için en uygun ortamı sağlayacak.</p>
<p><strong> 3. Pamuktan yardım alın</strong><br />
Buhar banyosundan sonra siyah noktaları çıkarmak daha kolay olur. Bunun için elinize iki parça temiz pamuk alın. Ardından tırnağınızın ucuyla en belirgin siyah noktaların üzerine hafifçe bastırın. (Bu işlemi yaparken tırnağınızın direkt olarak cildinize değmemesine dikkat edin, pamuklardan yardım alarak cildinize dokunun!) Siyah noktaları çıkarırken son derece nazik olun ve cildinize zarar vermemeye özen gösterin. İşlem sırasında cildinizde kırmızılıklar oluşmaya başlıyorsa bir hafta ara vermeniz yerinde olacaktır.</p>
<p><strong> 4. Gözenekleri sıkılaştırın</strong><br />
Sıkı gözenekler siyah noktanın baş düşmanıdır. Bu yüzden, sebum üretimini dengeleyici ve gözeneklerinize derinlemesine etki sağlayacak bir ürün, örneğin doğal gülsuyu kullanın. Böylelikle siyah noktaların oluşumu azalacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/siyah-noktalardan-kurtulma-tuyolari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yüzünüz ve cildiniz için kolay maskeler</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/yuzunuz-ve-cildiniz-icin-kolay-maskeler.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/yuzunuz-ve-cildiniz-icin-kolay-maskeler.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Aug 2009 03:00:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[antioksidan maskesi]]></category>
		<category><![CDATA[badem maskesi]]></category>
		<category><![CDATA[ballı salatalık maskesi]]></category>
		<category><![CDATA[çikolata maskesi]]></category>
		<category><![CDATA[cilt güzelliği]]></category>
		<category><![CDATA[cilt maskeleri]]></category>
		<category><![CDATA[cilt maskesi]]></category>
		<category><![CDATA[kahveli vücut maskesi]]></category>
		<category><![CDATA[sebze maskesi]]></category>
		<category><![CDATA[yumurta maskesi]]></category>
		<category><![CDATA[yüz maskeleri]]></category>
		<category><![CDATA[yüz maskesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=938</guid>
		<description><![CDATA[Kış mevsiminde güneşten, denizden ve sıcak havalardan zarar gören cildinizi bakıma almanın tam zamanı. İşte vücudunuzun aldığı hasarları giderecek birbirinden kolay ve yararlı maskeler… YÜZ BAKIMI İÇİN MASKELER Çikolata maskesi - Bir su bardağının üçte biri kadar kakao tozu - 3 yemek kaşığı krema - 2 yemek kaşığı peynir - 2 yemek kaşığı bal - [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kış mevsiminde güneşten, denizden ve sıcak havalardan zarar gören cildinizi bakıma almanın tam zamanı. İşte vücudunuzun aldığı hasarları giderecek birbirinden kolay ve yararlı maskeler…</p>
<p><strong> YÜZ BAKIMI İÇİN MASKELER</strong><br />
Çikolata maskesi<br />
- Bir su bardağının üçte biri kadar kakao tozu<br />
- 3 yemek kaşığı krema<br />
- 2 yemek kaşığı peynir<br />
- 2 yemek kaşığı bal<br />
- 3 yemek kaşığı yulaf ezmesi<br />
Malzemelerin hepsini bir blender yardımıyla iyice karıştırın ve yüzünüze sürün. 10 dakika kadar yüzünüzde beklettikten sonra ılık suyla yıkayabilirsiniz. Bu maske sayesinde cildiniz bir bebeğin cildi gibi yumuşacık ve pürüzsüz olacaktır.</p>
<p><strong> Ballı salatalık maskesi</strong><br />
- 3 yemek kaşığı bal<br />
- 1 çay bardağı ıhlamur suyu<br />
- 1 adet doğranmış salatalık<br />
Malzemelerin hepsini karıştırın ve yüzünüze sürün. Bal ve ıhlamur ölü deriden kurtulmanızı sağlarken salatalık da cildinizin sıkılaşmasına neden olur. Maskeyi yüzünüzde 10 dakika beklettikten sonra yüzünüzü yıkayın.</p>
<p><strong> Yumurta maskesi</strong><br />
- 1 adet yumurta beyazı<br />
Yumurtanın beyazını ayırın ve yüzünüze sürerek 15 dakika kadar bekletin. Daha sonra yüzünüzü ılık suyla yıkayın. Bu maske kırışıklıklara karşı etkilidir.</p>
<p><strong> Antioksidan maskesi</strong><br />
- 1 adet yumurta sarısı<br />
Yumurtanın sarısını cildinize sürün ve 15 dakika kadar beklettikten sonra yıkayın. Yumurtanın sarısı bir antioksidandır ve cildinizin yenilenmesini, daha sağlıklı görünmesini sağlar.</p>
<p><strong> Sebze maskesi<br />
</strong> &#8211; 1 adet ezilmiş domates<br />
- 1 yemek kaşığı ezilmiş salatalık<br />
- 3 yemek kaşığı yulaf unu<br />
- 3 adet nane yaprağı<br />
Bu malzemeleri karıştırın ve yüzünüze sürün. 10 dakika kadar yüzünüzde beklettikten sonra iyice yıkayın. Bu maske özellikle yağlı ciltler için uygundur.</p>
<p><strong> VÜCUT BAKIMI İÇİN MASKELER</strong><br />
<strong> Kahveli vücut maskesi</strong><br />
- 2 kahve fincanın kahve<br />
- 1 fincan şeker ya da kaya tuzu<br />
- 3 yemek kaşığı vücut yağı<br />
Bütün malzemeleri birbirine karıştırın. İlk olarak sıcak bir duş alarak derinizdeki gözeneklerin açılmasını sağlayın daha sonra da bu karışımı tüm vücudunuza sürün. Dairesel hareketlerle masaj yaparak sürdüğünüz bu maske cildinizin daha parlak görünmesini sağlayacaktır. Maskeyi sürdükten 5 dakika sonra vücudunuzu yıkayabilirsiniz.</p>
<p><strong> Badem maskesi</strong><br />
- 1 kahve fincanı badem<br />
- 1 kahve fincanı yulaf ezmesi<br />
- 2 yemek kaşığı papatya yağı<br />
Malzemelerin hepsini bir mikser yardımıyla krem haline gelene kadar karıştırın. Bir kavanoza koyun ve kullanana kadar buzdolabında saklayın. Bu karışımı kullanmak istediğinizde kavanozun dörtte birini bir kaba boşaltın ve bir kahve fincanı yoğurt ya da sütü.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/yuzunuz-ve-cildiniz-icin-kolay-maskeler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cilt hastalıklarını dikkate alın</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/cilt-hastaliklarini-dikkate-alin.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/cilt-hastaliklarini-dikkate-alin.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 Aug 2009 22:00:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[akne]]></category>
		<category><![CDATA[akneli yağlı ciltler]]></category>
		<category><![CDATA[anemi]]></category>
		<category><![CDATA[ayakta kaşınma]]></category>
		<category><![CDATA[ayakta mantar]]></category>
		<category><![CDATA[ayakta soyulma]]></category>
		<category><![CDATA[ayakta sulanma]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak parazitleri]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek yetmezliği]]></category>
		<category><![CDATA[cilt hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[deri kızarıkları]]></category>
		<category><![CDATA[deri kuruluğu]]></category>
		<category><![CDATA[dermatolojik rahatsızlar]]></category>
		<category><![CDATA[guatr]]></category>
		<category><![CDATA[kan hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[karaciğer hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[lenfoma]]></category>
		<category><![CDATA[lösemi]]></category>
		<category><![CDATA[multipl skleroz]]></category>
		<category><![CDATA[parazitler]]></category>
		<category><![CDATA[polisitemi]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatrik hastalılar]]></category>
		<category><![CDATA[retionik asit]]></category>
		<category><![CDATA[saç dökülmesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=936</guid>
		<description><![CDATA[Vücutta oluşan kızarıkların, kaşıntının, saç dökülmesinin ve sıkça görülen daha birçok rahatsızlığın çeşitli nedenleri olabiliyor. Siz siz olun geç olmadan önleminizi alın… Dermatoloji Uzmanı Dr. Buket Pençe dermatolojik rahatsızların teşhisi için bazı testlerin yapılması gerektiğini vurguluyor. Tüm vücutta hissedilen kaşıntının nedeni nedir? Kaşıntının ne kadar süredir ve daha çok hangi bölgelerde olduğunun teşhis için önemi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Vücutta oluşan kızarıkların, kaşıntının, saç dökülmesinin ve sıkça görülen daha birçok rahatsızlığın çeşitli nedenleri olabiliyor. Siz siz olun geç olmadan önleminizi alın…</p>
<p>Dermatoloji Uzmanı Dr. Buket Pençe dermatolojik rahatsızların teşhisi için bazı testlerin yapılması gerektiğini vurguluyor.</p>
<p><strong> Tüm vücutta hissedilen kaşıntının nedeni nedir?</strong><br />
Kaşıntının ne kadar süredir ve daha çok hangi bölgelerde olduğunun teşhis için önemi bulunmaktadır. Ancak yine de genel olarak bu nedenleri şu şekilde sıralayabiliriz:<br />
- Karaciğer hastalıkları<br />
- Böbrek yetmezliği<br />
- Guatr<br />
- Bağırsak parazitleri<br />
- Bazı parazitleri<br />
- Bazı kan hastalıkları (anemi, polisitemi)<br />
- Bazı kanserler (lösemi, lenfoma)<br />
- Multipl skleroz<br />
- Bazı psikiyatrik hastalılar<br />
- Deri kuruluğu</p>
<p><strong> Deride oluşan kızarıkların sebebi nasıl anlaşılır? Vücudumuzun neye alerjisi olduğunu nasıl anlarız?</strong><br />
Kızartı ve kaşıntılar kısa süredir varsa, en önemli neden alınan ilaçlar ve yenilen bazı yiyecekler olmalıdır. Diğer gördüğümüz nedenler ise çeşitli enfeksiyonlar, stres, lenfoma ve lösemi gibi kanserler, parazitler ve alkol alımıdır. Bazı testlerle, nedenin alerjik reaksiyon olduğu kesinleştikten sonra neye karşı alerji olunulduğu deri testleri ile belirlenebilir.</p>
<p><strong> Saç dökülmesinin nedenleri nelerdir?</strong><br />
Saça uygulanan travmalar (sürekli sıkı bağlama, çok sık sıcak fön, boya, perma) gebelik ve sonrası, hormonal sorunlar, guatr, anemi, ateşli hastalıklar, bazı ilaçlar, yanlış diyet uygulamaları, ameliyatlardan sonra, stres, bazı ramotolojik hastalıklar(SLE, dermatomyozit), kanser hastalıkları, böbrek diyalizi, A vitamini fazlalığı, normali günde ortalama 100 tel olan saç dökülmesini artıran nedenlerdir.</p>
<p><strong> Akne ve izlerin tedavisi hakkında bilgi verir misiniz?</strong><br />
Akne tedavisi, hastalığın şiddetine göre değişiklik göstermektedir. Hafif aknede siyah ve beyaz noktalar(açık ve kapalı komedonlar) bulunmaktadır. Tedavisinde temizlik(özel sabunlarla), salisilik asit, retionik asit, azelaik asit, benzoil peroksit, glikolik asit kullanılmaktadır. Orta şiddette aknede iltihaplanmalar da gözlenmektedir. Tedaviye dıştan veya sistemik antibiyotikler eklenmektedir. Şiddetli aknede nodüller ve kistler de bulunmaktadır. Tedavide sistemik retionik asit (roaccutane) kullanılmaktadır. Zamanında ve doğru tedavi izleri büyük ölçüde engellemektedir. Ancak yine de kırmızı, kahverengi lekeler ve çukurluklar şeklinde oluşabilen izler için leke lazeri ve değişik derinliklerde peeling(soyma) uygulanabilmektedir.</p>
<p><strong> Ayaklarda oluşan mantarın (soyulma, kaşınma, bazen sulanma) kesin tedavisi var mıdır?</strong><br />
Ayaklarda görülen mantarın kesin tedavisi için dikkat edilmesi gereken koşullar şunlardır:<br />
- Uygulanan tedaviye en az 4 hafta(1 ay) devam edilmesi<br />
- Tırnaklarda mantar varsa onların tedavi edilmesi<br />
- Derinin kuru tutulmasına(özellikle parmak aralarının) özen gösterilmesi<br />
- Başkalarının terlik, ayakkabı, havlu, tırnak makası ve törpüsünün kullanılmaması<br />
- Toplu kullanılan yerlerde(havuz, deniz kenarı, duş, sauna, otel odaları gibi) çıplak ayakla gezilmemesi<br />
- Terlik, çorap, ayakkabıların dezenfekte edilmesi</p>
<p><strong> Benlerin hangilerinin alınması, hangilerinin alınmaması gerekir?</strong><br />
Tüm benler doktor uygun görünce çıkartılabilir. Bu konuda dikkat edilmese gereken konu, çıkartılması gereken benin gecikmeden çıkartılmasıdır. Gecikmelerin engellenmesi de ancak yeni oluşan benlerin ve eski benlerde olan tüm değişikliklerin farkında olmak ve bunları bir dermatoloji uzmanına muayene ettirmekle mümkündür.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/cilt-hastaliklarini-dikkate-alin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cildinizi soğuktan koruyun</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/cildinizi-soguktan-koruyun.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/cildinizi-soguktan-koruyun.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 Aug 2009 20:00:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[cildin nemlendirilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[cilt bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[cilt çatlakları]]></category>
		<category><![CDATA[cilt güzelliği]]></category>
		<category><![CDATA[cilt lekeleri]]></category>
		<category><![CDATA[cilt uzmanları]]></category>
		<category><![CDATA[kan dolaşımı]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[soğuktan korunmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=934</guid>
		<description><![CDATA[Cilt uzmanları cildimiz soğuktan mutlaka korumamızı öneriyorlar. Uzmanlar, cildini soğuk havalardan korumak isteyenlere, kuruyan ciltleri, daha sağlıklı ve daha güzel hale getirebilmek için başta turunçgillerle, palamut ve lüfer gibi yağlı balık tüketilmesi gerektiğini söylüyor. Kış mevsiminde insanların ciltlerini koruyabilmek, güzelleştirmek için neler yapmaları gerektiğini de anlatan Cilt hastalıkları uzmanı Dr. Betül Şengör, havaların soğumasıyla birlikte [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cilt uzmanları cildimiz soğuktan mutlaka korumamızı öneriyorlar. Uzmanlar, cildini soğuk havalardan korumak isteyenlere, kuruyan ciltleri, daha sağlıklı ve daha güzel hale getirebilmek için başta turunçgillerle, palamut ve lüfer gibi yağlı balık tüketilmesi gerektiğini söylüyor.</p>
<p>Kış mevsiminde insanların ciltlerini koruyabilmek, güzelleştirmek için neler yapmaları gerektiğini de anlatan Cilt hastalıkları uzmanı Dr. Betül Şengör, havaların soğumasıyla birlikte kurumaya başlayan cildin bakımının zor olduğunu, nemlendirilmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:<br />
“Kurumayla birlikte çatlaklar ve lekeler oluşan cildin nemlendirilmesi gerekir. Bunun için de ilk önerim işin uzmanlarına başvurulması olacaktır. Kliniklerde uygulanacak kimyasal soyma yöntemi, cildi nemlendirmede en etkili yönetimdir. Bunun yanı sıra yine uzmanlık merkezlerinde uygulanacak maskelerle ışık tedavileri aracılığıyla cildin dış etkenlere karşı savunması artırılabilir, hücre üretimi hızlandırılabilir.”</p>
<p>Dr. Şengör, maddi yetersizlikler nedeniyle evinde cilt bakımı yapmak zorunda kalanlara da eczanelerde satılan nemlendirici kremleri tercih etmelerini önererek, “(Bitki, her ilacın ana maddesi) dememek lazım. Çünkü hangi bitkinin neye iyi geldiği konusunda bilimsel bir veri yok. Bitkiyi cilde yararlı hale getireyim derken, tam tersine zarar görebilirsiniz. Yan etkileri oluşabilir” dedi</p>
<p><strong> Cildiniz için bunları yiyin</strong><br />
Dr. Şengör, daha güzel ve daha sağlıklı bir cilt için soğuk havaların hüküm sürdüğü zamanlarda tüketilmesini önerdiği besinleri ve faydalarını da şöyle sıraladı…<br />
Turunçgiller (portakal, greyfurt, limon, mandalina): İçerdikleri A ve C vitaminleri, kış güneşinin olumsuz etkilerini yok eder. Hücrelerinin yeniden yapılanmasına katkı sağlayarak cildin lekelenmesini engeller.</p>
<p>Cilt uzmanları cildimiz soğuktan mutlaka korumamızı öneriyorlar. Uzmanlar, cildini soğuk havalardan korumak isteyenlere, kuruyan ciltleri, daha sağlıklı ve daha güzel hale getirebilmek için başta turunçgillerle, palamut ve lüfer gibi yağlı balık tüketilmesi gerektiğini söylüyor.</p>
<p>Kış mevsiminde insanların ciltlerini koruyabilmek, güzelleştirmek için neler yapmaları gerektiğini de anlatan Cilt hastalıkları uzmanı Dr. Betül Şengör, havaların soğumasıyla birlikte kurumaya başlayan cildin bakımının zor olduğunu, nemlendirilmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:<br />
“Kurumayla birlikte çatlaklar ve lekeler oluşan cildin nemlendirilmesi gerekir. Bunun için de ilk önerim işin uzmanlarına başvurulması olacaktır. Kliniklerde uygulanacak kimyasal soyma yöntemi, cildi nemlendirmede en etkili yönetimdir. Bunun yanı sıra yine uzmanlık merkezlerinde uygulanacak maskelerle ışık tedavileri aracılığıyla cildin dış etkenlere karşı savunması artırılabilir, hücre üretimi hızlandırılabilir.”</p>
<p>Dr. Şengör, maddi yetersizlikler nedeniyle evinde cilt bakımı yapmak zorunda kalanlara da eczanelerde satılan nemlendirici kremleri tercih etmelerini önererek, “(Bitki, her ilacın ana maddesi) dememek lazım. Çünkü hangi bitkinin neye iyi geldiği konusunda bilimsel bir veri yok. Bitkiyi cilde yararlı hale getireyim derken, tam tersine zarar görebilirsiniz. Yan etkileri oluşabilir” dedi</p>
<p><strong> Cildiniz için bunları yiyin</strong><br />
Dr. Şengör, daha güzel ve daha sağlıklı bir cilt için soğuk havaların hüküm sürdüğü zamanlarda tüketilmesini önerdiği besinleri ve faydalarını da şöyle sıraladı…<br />
<strong> Turunçgiller (portakal, greyfurt, limon, mandalina): </strong>İçerdikleri A ve C vitaminleri, kış güneşinin olumsuz etkilerini yok eder. Hücrelerinin yeniden yapılanmasına katkı sağlayarak cildin lekelenmesini engeller.</p>
<p><strong>Koyu yeşil sebzeler:</strong> Salatalık, roka gibi koyu yeşil renkli sebzeler, ciltteki ter bezlerini çalıştırır, bol vitamin ve madeni madde vererek cildin taze ve pürüzsüz olmasını sağlar.<br />
<strong> Kekik ve nane: </strong>Kan dolaşımını canlandırdığı cildin sağlıklı bir görünüm kazanmasına katkı sağlar.<br />
Bitki çayları (ada çayı, kuşburnu ve yeşil çay): Bunlar da kan dolaşımın yanı sıra sindirim sisteminin düzenli çalışmasına yardım ederek cilde sağlık görünüm kazandırır.<br />
<strong> Yağlı balıklar: </strong>Özellikle lüfer ve palamudun içerdikleri Omega-3 yağ asitleri cilt hücrelerini saran zarı güçlendirir, kırışıklıkları önleyen kusursuz dengeler oluşturmaya katkı sağlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/cildinizi-soguktan-koruyun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nem ciltte yaralara neden oluyor</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/nem-ciltte-yaralara-neden-oluyor.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/nem-ciltte-yaralara-neden-oluyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 Aug 2009 13:00:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[cilt güzelliği]]></category>
		<category><![CDATA[ciltte kaşıntı]]></category>
		<category><![CDATA[ciltte yaralar]]></category>
		<category><![CDATA[dış ortam sıcaklığı]]></category>
		<category><![CDATA[nem oranı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=932</guid>
		<description><![CDATA[Nem oranı yüksek yörelerde, cilt soğuktan olumsuz etkileniyor. Soğuk nedeniyle parmak, kulak, burun ve bacaklarda yaralar oluşabileceğini belirten uzmanlar, ortamdaki ısı dengesinin çok iyi kurulması gerektiğini vurguluyor. Nem oranının yüksek olduğu yörelerde soğuk havanın cildi adeta ısırıyor ve parmak, kulak, burun ve bacaklarda kırmızı, kaşıntılı yaralara yol açabiliyor. Soğuktan korunma, cilt sağlığı açısından da büyük [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Nem oranı yüksek yörelerde, cilt soğuktan olumsuz etkileniyor. Soğuk nedeniyle parmak, kulak, burun ve bacaklarda yaralar oluşabileceğini belirten uzmanlar, ortamdaki ısı dengesinin çok iyi kurulması gerektiğini vurguluyor.</p>
<p>Nem oranının yüksek olduğu yörelerde soğuk havanın cildi adeta ısırıyor ve parmak, kulak, burun ve bacaklarda kırmızı, kaşıntılı yaralara yol açabiliyor.<br />
Soğuktan korunma, cilt sağlığı açısından da büyük önem taşıyor.</p>
<p>Cildin soğuktan etkilenmesi için dış ortam sıcaklığının çok düşük olması gerekmediğini, nem oranı yüksek yörelerde cildin soğuktan kolayca etkilendiğini kaydeden uzmanlar, açık havada çalışan kişilerde cilt etkilenmesine çok sık rastlandığını, ancak büyük kapalı mekânlarda da masa altı gibi bölgelerde ısının düşük olduğunu hatırlatıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/nem-ciltte-yaralara-neden-oluyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sedefin çaresi bitki özlerinde</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/sedefin-caresi-bitki-ozlerinde.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/sedefin-caresi-bitki-ozlerinde.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 Aug 2009 08:00:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bitki özleri]]></category>
		<category><![CDATA[bitkisel droglar]]></category>
		<category><![CDATA[bitkisel iksirler]]></category>
		<category><![CDATA[bitkisel kremler]]></category>
		<category><![CDATA[cilt lekeleri]]></category>
		<category><![CDATA[ciltteki lekeler]]></category>
		<category><![CDATA[doğadaki iksirler]]></category>
		<category><![CDATA[doğal iksirler]]></category>
		<category><![CDATA[egzama]]></category>
		<category><![CDATA[saf bitki özleri]]></category>
		<category><![CDATA[sedef hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[sedef hastalığının çaresi]]></category>
		<category><![CDATA[Şeker Hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[şeker yükselmesi]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek şeker]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=930</guid>
		<description><![CDATA[Kainatın eczanesi, tıbbın çare bulmak için yıllardır çalıştığı sedef hastalığında çok olumlu sonuçlar sağlıyor. Saf bitki özleri, bitkiler ve bitkisel kremler kullanarak dört ay içinde bu sorundan kurtulabilirsiniz. Bitkisel sağlıkta, Precelsus’un “Bütün dağlar, tepeler ve otlaklar birer eczanedir” sözünü kendisine ilke edinen Herbalist Tarkan Güveloğlu, özellikle sedef ve vitiligo gibi bir çok insanın yaşadığı cilt [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kainatın eczanesi, tıbbın çare bulmak için yıllardır çalıştığı sedef hastalığında çok olumlu sonuçlar sağlıyor. Saf bitki özleri, bitkiler ve bitkisel kremler kullanarak dört ay içinde bu sorundan kurtulabilirsiniz.</p>
<p>Bitkisel sağlıkta, Precelsus’un “Bütün dağlar, tepeler ve otlaklar birer eczanedir” sözünü kendisine ilke edinen Herbalist Tarkan Güveloğlu, özellikle sedef ve vitiligo gibi bir çok insanın yaşadığı cilt sorunları üzerine çalışıyor. Herbalist Tarkan Güveloğlu’nun uyguladığı bitki özleri ile iyileşen sedef hastası Mustafa Eryılmaz uzun yıllardır taşıdığı sedeflerinden kurtuldu.</p>
<p>“Geçmez” diye bilinen bu hastalıkların saf bitki özleri ile tedavi edildiğini vurgulayan bitki uzmanı Güveloğlu, “Bu cilt sorunları toplumun yüzde 2’sinde mevcut” diyor. Saf bitki özleri, bitkiler ve bitkisel kremler kullanarak dört ay içinde bu sorunların giderildiğini belirten uzman, on beş yıldır bitkilerle ilgilendiğini ve bu yöntemle söz konusu hastalıklardan kurtulan bir çok insan bulunduğunu anlatıyor.</p>
<p>Bu konular üzerine araştırmalar yapan, bir bitki özleri fabrikası bulunan ve Avrupa’ya da bitki özü ihraç etmeye hazırlanan Tarkan Güveloğlu, özellikle cilt sorunları konusunda yıllardır bitki formülleri üzerine emek harcıyor.</p>
<p><strong> Sedef için sonuç iyi</strong><br />
En büyük başarı şansını sedef hastalığında yakalamış. Bugüne kadar çok sayıda kendisine gelen sedef hastasının durumuyla ilgilendiğini ve büyük çoğunluğunda sorunu çözdüğünü belirten Güveloğlu, “Özellikle saf bitki özleri, tıbbın çare bulmak için yıllardır çalıştığı sedef hastalığında çok iyi bir sonuç sağlıyor.</p>
<p><strong> Öncesi ve sonrası</strong><br />
Tesisat İşçisi Mustafa Eryılmaz da başarılı sonuç alınan sedef vakalarından biri… Fotoğraflarla da iyileşmeyi kayda alan herbalist, gelişme hakkında şu bilgileri veriyor: Deriye renk veren hasta hücrelere sinirsel uyarı gitmediğinden vücutta beyaz lekeler oluşuyor , ancak sabırlı bir bitkisel uygulama sürecinden sonra lekeler yok olabiliyor. “Ancak Vitilgo’da iyileşme oranı sedef”e göre daha az, yüzde 50 başarı şansı var” diyor uzman. Hazırladığı bitki özü tedavisinin çok yaşlılar, çok sigara ve alkol kullananlar ile ağır depresyon geçirenlerde etkili olamayabileceğinin altını çiziyor. Güveloğlu’nun yararlandığı “kainatın eczanesi”, tıbbın çare bulmak için yıllardır çalıştığı sedef hastalığında olumlu sonuçlar sağlıyor.</p>
<p>Uyguladığı bitki özleri ile iyileşen sedef hastası Mustafa Eryılmaz, hastalığı bu yolla yenenlerden biri. “Doğaya inanmak çok önemli. Sabırla bitkisel tedaviyi uyguladım ve bu hastalıktan kurtuldum” diyen Eryılmaz 25 yaşında bir tesisat işçisi ve ilk kez bir doğal yöntemi denemiş.<br />
<strong> Önce doktor raporu</strong><br />
Sedef ve egzama genellikle aşırı stres ve üzüntü ile paralel gelişiyor Sedef’te da planlı bir bakım süreci uyguluyor Güveloğlu. Bitki özleri, bitkisel kremler ve bitkisel losyondan oluşan terkibi uygulamak içir önce doktor raporu isteyen Güveloğlu, “önce teşhis konulmalı. ‘Ülserim’ diye gelen birisini doktora gönderiyorum, bana tekrar geldiğinde ‘midemdeki ağrı kanserdenmiş’ diyebiliyor. Dolayısıyla bu konuda çok hassas davranıyorum” diyor. Herbalist, doğada bütün hastalıkları giderecek bilginin saklı olduğunu ve kendilerinin yeni çalışmalar içinde olduklarını ifade ediyor.</p>
<p>Rastgele bitki kullanımının yanlışlığına da değinen herbalist Tarkan Güveloğlu, örneğin bir şeker hastasının meyan kökü kullanması durumunda şekeri yükselteceğine dikkat çekiyor. Güveloğlu, bitkisel tedavinin 3 bin yıllık bir serüven olduğunu, tarih boyunca tüm uygarlıkların bu yöntemden yararlandıklarını söylüyor. Sedef hastalığında az da olsa netice alınamayan insanlar da olduğunu, hiçbir bitkisel tedavide yüzde 100 kesin sonuçlardan söz edilemeyeceğini vurguluyor.<br />
<strong> Çağlar boyunca doğadaki iksirler</strong><br />
M.Ö.3 000 yıllarına ait tabletlerde de bitkisel ilaçlarla tedavilerin kullanıldığını belirten Güveloğlu Mezopotamya Uygarlığı döneminde, bilinen bitkisel drogların miktarının 250 dolayında olduğunu, bu döneme ait tabletlerde adamotu, eğir kökü, hardal, kekik, meşe mazısı, rezene ve safran gibi bitkisel droglardan söz edildiğini belirtiyor.<br />
Grek uygarlığında da bitkisel tedavi ve bitkisel droglar hakkında çok önemli eserler yazıldığının altını çiziyor. “Doğa çağlar boyunca insanı yanıltmadı” görüşünü savunan Herbalist, hekimliğin babası Hipokrat’ın, 150 ‘ye yakın eserinde, tedavi amaçlı yaklaşık 400 drogtan söz edildiğini ve bunların büyük çoğunun bitkisel droglardan oluştuğunu hatırlatıyor. “Örneğin bu bilgiler arasında güçlü müshil olarak hintyağı, mahmude ve ebucehil karpuzu gibi bitkilerden yararlanılarak yapılan tedavi yer alır. İdrar arttırıcı olarak da sarımsak, soğan, salatalık, kavun, karpuz ve rezeneden söz edilir.<br />
Uykusuzluk çekenler için haşhaş ve adamotu gibi bitkisel drogları tavsiye eden Tıbbın Babası, boğaz hastalıklarında ise kereviz, nane ve kekik bitkileri ile yapılan gargaralardan söz eder.”<br />
M.Ö.3000 yıllarında Sümerlere ait tabletlerdeki bilgiler içinde bitkisel ilaçlarla tedavilerin mevcut olduğunu, bitkisel ürünlere olan bu ilginin çağlar boyu kuşaklardan kuşaklara günümüze kadar aktarıldığını vurguluyor Herbalist Güveloğlu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/sedefin-caresi-bitki-ozlerinde.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Göz çevrenizi doğal yöntemlerle besleyin</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/goz-cevrenizi-dogal-yontemlerle-besleyin.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/goz-cevrenizi-dogal-yontemlerle-besleyin.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 Aug 2009 03:00:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[cilt bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[cilt güzelliği]]></category>
		<category><![CDATA[dinlenme]]></category>
		<category><![CDATA[göz çevresi bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[göz çevresi kırışıklıkları]]></category>
		<category><![CDATA[göz çevresi sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[göz çevresi temizliği]]></category>
		<category><![CDATA[gözaltı morlukları]]></category>
		<category><![CDATA[gözaltı torbaları]]></category>
		<category><![CDATA[güzel gözler]]></category>
		<category><![CDATA[kirpikleri gürleştirmek için]]></category>
		<category><![CDATA[kirpikleri uzatmak için]]></category>
		<category><![CDATA[makyaj temizliği]]></category>
		<category><![CDATA[şiş gözler]]></category>
		<category><![CDATA[yağsız nemlendiriciler]]></category>
		<category><![CDATA[yorgun gözler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=928</guid>
		<description><![CDATA[Gözler, ruhun ve sağlığın aynası ama aynı zamanda yüzün en nazik bölgesi. Çünkü göz çevresindeki deri yüzün diğer kısımlarından 7 kat daha ince. Dış etkenlere aşırı duyarlı ve kırışıklıklara açık bir yapısı olduğundan yüze uygulanan her türlü krem ya da maske göz çevresi derisine zarar veriyor. Bu bölgeye özel ürünlerin kullanılması gerekiyor. En doğru seçim, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gözler, ruhun ve sağlığın aynası ama aynı zamanda yüzün en nazik bölgesi. Çünkü göz çevresindeki deri yüzün diğer kısımlarından 7 kat daha ince. Dış etkenlere aşırı duyarlı ve kırışıklıklara açık bir yapısı olduğundan yüze uygulanan her türlü krem ya da maske göz çevresi derisine zarar veriyor. Bu bölgeye özel ürünlerin kullanılması gerekiyor.<br />
En doğru seçim, tahriş etmeyen ve alerjik olmayan yağsız nemlendiriciler kullanmak ve doğal yöntemlerle cildi beslemektir. Beslenmekten dinlenmeye, temizlikten göz jimnastiğine ve evde hazırlanan doğal kremlere kadar pek çok konuda bazı temel kurallara uymak gerekiyor.<br />
<strong> Beslenme</strong><br />
Dengeli beslenmek sağlık kadar güzellik için de yararlı. Vücudumuz için gereken her türlü besini her gün düzenli olarak yemek gerekiyor. Bunun yanı sıra gözlerin dostu olan A vitamini deposu yiyeceklere günlük öğünlerde mutlaka yer verin. Özellikle havuç, balkabağı, ıspanak, pazı, kereviz, maydanoz, dereotu, roka, kayısı, şeftali, kavun, et, balık ve yumurta gibi A vitamini kaynağı besinleri sofranızdan eksik etmeyin.<br />
<strong> Dinlenme</strong><br />
Uykunun azı da fazlası da zararlı. Her gün 8 saatlik düzenli uyku göz sağlığı için çok yararlı. Her akşam aynı saatlerde uyumak yorgun gözleri dinlendiriyor. Özellikle yoğun tempoda çalışanların düzenli uyku uyumaları ve mümkünse öğle yemeğinden sonra gözlerini 5-10 dakika dinlendirmeleri gerekiyor.<br />
<strong> Temizlik</strong><br />
Göz makyajı her akşam yatmadan önce mutlaka temizlenmeli. Ancak temizleme işlemini göz çevresini tahriş etmeden yumuşak hareketlerle yapın. Rimel ya da far kalıntıları veya uygun olmayan temizleme ürünleri gece boyunca cilde zarar verebiliyor hatta kirpiklerin dökülmesine neden olabiliyor.<br />
<strong> Göz çevresi sorunları ve önlemler</strong><br />
<strong> Yorgun ve şiş gözler:</strong> Çok az ya da çok fazla uyku, bir gece önce alınan alkol, aşırı kafein tüketimi, stres ile yapay ışıklar bilgisayar ve televizyon gibi olumsuz etkenlere uzun süre maruz kalmak sabahları şiş gözlerle uyanmanın başlıca nedenidir. Ertesi sabah aynada hoş olmayan görüntülerle karşılaşmak istemiyorsanız bir gece önceden almanız gereken birkaç basit önlem var.<br />
<strong> Ne yapmalı?: </strong>Zambak, papatya, ıhlamur ve lavanta çaylarıyla yapılan güzellik kürleri gözlerdeki yorgunluk ve şişlikleri gideriyor. Bunun için örneğin bir tutam ıhlamuru 1 çay fincanı kaynar suya ilave edip 10 dakika bekletin. Süzüp soğumaya bırakın. 2 makyaj pamuğunu çaya batırıp göz kapaklarınıza uygulayın. 10 dakika bekleyip, yıkayın. 2 dilim çiğ patatesi göz kapaklarınıza yerleştirip 15 dakika bekleyin. Yıkayıp kurulayın. Gözaltı şişliklerine antioksidan özellikli göz kremleri de sürebilirsiniz.<br />
Sorununuz kronikleştiyse ve ne yaparsanız yapın şiş gözlerle uyanmaktan kurtulamıyorsanız kalp-damar sistemini etkileyen sporlar yapın. Yürüme, koşma, bisiklet ve aerobik gibi sporlar, vücutta ödeme yol açan tuz ve toksinlerin atılmasını sağlıyor. Bu sporlar tüm vücuttaki şişliklerin giderilmesine yardımcı oluyor. Şişliklerin inmesini beklemek için yeterli zamanınız yoksa bir parça buzu göz çevresine gezdirerek sürün.<br />
Şiş gözleri makyajla kamufle etmek için ten renginize uygun kapatıcıyı elmacık kemiklerinize kadar geniş bir bölgeye ince bir kat halinde sürün. Farınızı koyu renklerden seçin. Koyu renkli bir rimeli sadece üst kirpiklerinize sürün.<br />
<strong> Göz torbaları:</strong> Gözaltı torbaları ya dengesiz bir yaşam stili ve kötü alışkanlıklar sonucunda oluşuyor ya da genetik yapıdan kaynaklanıyor. Bazen az uyku ya da adet dönemlerinde de ortaya çıkabiliyor.<br />
Hiçbir kozmetik ürünü ya da doğal ürün bu sorunu çözmeye yeterli değil. Ancak damar duvarlarını ve kılcal damarları güçlendirici yöntemlerle gözaltı torbalarını hafifletmek mümkün.</p>
<p><strong>Ne yapmalı?:</strong> Günlük öğünlerinizi C, PP ile E vitaminli ve bioflavonoidli besinleri içeren gıdalarla ve orman ürünleriyle zenginleştirin. Yağlı yemeklerden ve stresli ortamlardan uzak durun. Günde en az 8 saat uyuyun. Gözaltı torbalarını hafif makyaj hileleriyle kapatın. Bunun için uygun kapatıcılar kullanabilirsiniz.<br />
<strong> Kaz ayakları:</strong> Genelde ilerleyen yaşla artan bu kırışıklıkların bir nedeni gülüş şeklidir. Gözlerini iyice kısarak gülmek kaz ayaklarının erken yaşlarda ortaya çıkmasına neden oluyor.<br />
<strong> Ne yapmalı?:</strong> Retinol çeşitlerini içeren göz kremlerini kullanabilirsiniz. Güneş ışınlarına karşı özel kremler kullanın. Göz çevresini sürekli nemlendiren doğal kremler hazırlayın. Göz egzersizlerini her gün düzenli olarak yapın. Göz Çevresini canlandırmak için 2 salatalık dilimini göz kapaklarınıza yerleştirip 15 dakika bekletin. Göz çevresine ayda bir veya iki kez bademyağı içeren doğal kremler kullanın.<br />
Doğal reçeteler<br />
<strong> Yorgun gözler için: </strong>2 poşet çayı yarım çay fincanı kaynar suda 15 dakika demlendirip soğutun. 2 parça pamuğu çaya batırıp elinizle sıkın. Göz kapaklarınızın üzerine yerleştirip 10 dakika bekletin ve yıkayın.<br />
<strong> Gözaltı torbaları için: </strong>2 çay fincanı kaynar suya 2 çorba kaşığı fındık yaprağı ekleyip 15 dakika bekletin. Süzüp buzdolabında soğutun. 2 parça pamuğu çaya batırıp elinizle sıkın ve göz kapaklarınızın üzerine yerleştirin. 10 dakika bekletip yüzünüzü yıkayın.<br />
Bir bardak kaynatılmış rezene çayını soğutun. 2 parça pamuğu çaya batırıp göz kapaklarınıza yerleştirin ve 15 dakika bekleyin.<br />
<strong> Gözaltı morlukları için:</strong> Papatya çayı ya da lavanta çayını soğutun. 2 parça pamuğu çaya batırıp elinizle sıkın. Göz kapaklarınıza uygulayın.<br />
<strong> Göz çevresi kırışıklıkları için:</strong> 1 kahve fincanı soya yağı, 1 kahve fincanı bademyağı ve yarım kahve fincanı avokado yağını bir kapta karıştırın. Parmak uçlarınızı bu karışıma batırıp göz çevresine masaj yaparak sürün. Bu uygulamayı akşamları yatmadan evvel yapın. Sabahları yüzünüzü yıkayıp kurulayın.<br />
<strong> Kirpikleri uzatmak için:</strong> 1 bardak suyu kaynatın. 1 çay kaşığı Hint yağı ve 12 gr kakao yağı ekleyip karıştırın. Kabı sıcak su dolu bir başka kabın içine yerleştirip krem kıvamına gelene kadar ısıtın. Karışımı soğutup 15 gün boyunca yatmadan önce gözlerinize kaçırmamaya dikkat ederek kirpiklerinize sürün. Sürme işlemini kirpik kökünden uca doğru uygulayın.<br />
Kirpikleri gürleştirmek için: Eşit ölçüde Hint yağı ve badem yağını bir şişede karıştırıp 15 gün boyunca akşamları yatmadan önce gözlerinize kaçırmamaya dikkat ederek kirpiklerinize dipten uca doğru sürün.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/goz-cevrenizi-dogal-yontemlerle-besleyin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Varisleri hafife almayın</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/varisleri-hafife-almayin.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/varisleri-hafife-almayin.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Aug 2009 22:00:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[cilt güzelliği]]></category>
		<category><![CDATA[damar genişlemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[damar hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[fazla kilo]]></category>
		<category><![CDATA[genetik kan pıhtılaşması]]></category>
		<category><![CDATA[kan pıhtılaşması]]></category>
		<category><![CDATA[kilo vermek]]></category>
		<category><![CDATA[risk faktörü]]></category>
		<category><![CDATA[varis ülseri]]></category>
		<category><![CDATA[varis ülserleri]]></category>
		<category><![CDATA[varisler]]></category>
		<category><![CDATA[varislerin tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[zayiflamak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=926</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanlar, tek başına varisin bir risk faktörü olmadığını, ancak başka faktörlerle birleşince hayati risk oluşturabileceğini belirterek, varislerinin önemli bir risk faktörü olduğu uyarısında bulunuyor. Başlangıçta küçük kılcal damarlardaki mavi-yeşil renkteki damar genişlemelerinin, ileri safhalarda kahverengi renge dönüşüp varis ülserleri yapabilir. Damar hastalığı göstergesi Bengisun, toplardamarın uzayıp kıvrılması, genişlemesi ve deri altında mavi-yeşil kesecikler halinde belirginleşmesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, tek başına varisin bir risk faktörü olmadığını, ancak başka faktörlerle birleşince hayati risk oluşturabileceğini belirterek, varislerinin önemli bir risk faktörü olduğu uyarısında bulunuyor. Başlangıçta küçük kılcal damarlardaki mavi-yeşil renkteki damar genişlemelerinin, ileri safhalarda kahverengi renge dönüşüp varis ülserleri yapabilir.<br />
<strong> Damar hastalığı göstergesi</strong><br />
Bengisun, toplardamarın uzayıp kıvrılması, genişlemesi ve deri altında mavi-yeşil kesecikler halinde belirginleşmesi şeklinde ortaya çıkan varislerin en yaygın görülen damar hastalıklarının başında geldiğini söyledi.<br />
Varislerin erken safhada tedavi edilmesinin büyük önem taşıdığını ifade eden Bengisun, başlangıçta küçük kılcal damarlardaki mavi-yeşil renkteki damar genişlemelerinin, ileri safhalarda kahverengi renge dönüşüp varis ülserlerine dönüşebildiğini bildirdi.<br />
<strong> Yeterli toplumsal bilinç yok</strong><br />
Yeterli toplumsal bilinç oluşmadığı için bu tür rahatsızlıkların göz ardı edildiğini anlatan Bengisun, hastada belirgin bir ağrı ortaya çıkmadıkça sorunun önemsenmediğini, bunun da hastalığın ilerlemesine yol açtığını söyledi. Bengisun, şunlara dikkati çekti:<br />
“Tek başına varis bir risk faktörü değildir. Ancak başka faktörlerle birleşince hayati risk oluşturabilir. Kişinin varislerinin olması ve hareket kısıtlılığı önemli bir risk faktörüdür. Dizler bükülü durumda uzun süre oturulursa, bacaktaki derin toplardamarda pıhtı oluşabilir. Bu pıhtıdan kopan parçanın akciğere ulaşarak ani solunum yetmezliği ortaya çıkmasıyla kişi hayatını kaybedebilir. Kopan pıhtının büyük olması, ölüm riskini artırır.”<br />
<strong> Genetik kan pıhtılaşması</strong><br />
Menopoz sonrası ya da meme kanserinde hormon tedavisi ile gebeliğin varise neden olabileceğini kaydeden Bengisun, “Genetik açıdan toplumumuzun yüzde 5’inde kan pıhtılaşmasına meyil söz konusu. Bu durum söz konusu faktörlerle birleşince, varis oluşumu daha kolaylaşabiliyor” diye konuştu.<br />
Büyük bir ameliyat geçirmesi gereken hastalarda, varis ya da kanın pıhtılaşması sorununun bulunması durumunda da riskin yüksek olduğuna işaret eden Bengisun, bu riskle karşı karşıya olan hastaların ilgili uzman tarafından değerlendirilerek, altta yatan nedenin giderilmesinin yerinde olacağını söyledi.<br />
<strong> “Varisi olanlar uzun süre hareketsiz kalmamalı”</strong><br />
Bengisun, varis sorunu yaşayanlara şu önerilerde bulundu:<br />
- İş yerinde çalışırken veya uzun yolculuklarda hareketsiz kalmamalı, bacak hareketleri yapıp, sık sık mola vermeliler.</p>
<p>- Fazla kilosu olanlar kilo vermeli.<br />
- Ağrıları artanlar soğuk suyla duş almalı.<br />
- Sıcağa maruz kalmamalı.<br />
- Fizik tedavi yaptırmamalı.<br />
- Ayakta uzun süre çalışanlar topuklu ayakkabı giymemeli.<br />
<strong> Varislerin tedavisi</strong><br />
Varisin, cerrahi operasyonun yanı sıra, damar içi lazer yöntemiyle tedavi edilebildiğini belirten Uğur Bengisun, bu yöntemin genel anestezi gerektirmediğini, iş gücü kaybını önlediğini ve hastanede kalış süresini azalttığını kaydetti.</p>
<p>Hastaya lokal anestezi uygulanarak gerçekleştirilen lazer yöntemiyle bacağın iç yüzeyi ve üst kısmının uyuşturulduğunu belirten Bengisun, özel bir kataterle (ince plastik boru) içine girilen varisli damarın ultrason altında işaretlenerek yok edildiğini anlattı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/varisleri-hafife-almayin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Antidepresanlar cildi yaşlandırıyor</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/antidepresanlar-cildi-yaslandiriyor.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/antidepresanlar-cildi-yaslandiriyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Aug 2009 20:00:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[antidepresanlar]]></category>
		<category><![CDATA[cilt hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[cilt yaşlanması]]></category>
		<category><![CDATA[güneş ışınları]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=924</guid>
		<description><![CDATA[Güneş ve sigaranın yanı sıra, stresin ve antidepresan kullanımının da insan vücudunu cildi biçimde yaşlandırdığı ortaya çıktı. Uzmanlarca yapılan araştırmalar, güneş, sigara, stres ve antidepresan kullanımının cildi yaşlandırdığını gösterdi. Cleveland Üniversitesinden Dr. Bahman Guyuron, genetik olarak aynı şekilde yaşlanmaya programlanmaları nedeniyle araştırma için ikizlerin seçildiğini, ikizlerin görünümlerindeki farklılıkların çevre ve yaşam tarzının cildi nasıl değiştirdiğini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Güneş ve sigaranın yanı sıra, stresin ve antidepresan kullanımının da insan vücudunu cildi biçimde yaşlandırdığı ortaya çıktı. Uzmanlarca yapılan araştırmalar, güneş, sigara, stres ve antidepresan kullanımının cildi yaşlandırdığını gösterdi.</p>
<p>Cleveland Üniversitesinden Dr. Bahman Guyuron, genetik olarak aynı şekilde yaşlanmaya programlanmaları nedeniyle araştırma için ikizlerin seçildiğini, ikizlerin görünümlerindeki farklılıkların çevre ve yaşam tarzının cildi nasıl değiştirdiğini anlamaya yardımcı olduğunu kaydetti.</p>
<p>İlk olarak araştırmacılar, ikiz kardeşlerin fotoğraflarını çekti ve bir bağımsız uzman grubundan kardeşlerden her birine bir yaş vermelerini istedi. Daha sonra bilim adamları, her katılımcının yaşam tarzını, beslenme alışkanlığını, sigara kullanıp kullanmadığını, depresyona yakalanıp yakalanmadığını ve ne kadar güneşe maruz kaldığını öğrendi. Son olarak katılımcıların yaşam tarzı ve göründükleri yaş arasında bağlantı kuruldu.<br />
Araştırma sonunda, daha önce de bilinen, sigara kullanımı ve güneşe maruz kalmanın cildi yaşlandırdığı doğrulandı. Buna göre araştırmacılar, 10 yıl sigara kullanan ikiz kardeşin, sigara içmeyen kardeşinden 2,5 yaş büyük göründüğünü belirtti.</p>
<p>İşi gereği ya da uzun yıllar açık havada golf veya tenis oynadığı için fazla güneşe maruz kalan kadınların da kardeşlerine göre yaşlı göründüğü belirlendi.</p>
<p>Ancak araştırmada ilginç olarak, boşanmış olanların, evli ya da eşi ölmüş kardeşlerine göre ortalama 2 yaş büyük göründüğü ortaya çıktı.<br />
Antidepresan kullanımının da “daha yaşlı görünmeye” neden olduğu görüldü. Ancak “antidepresana bağlı yaşlı görünmenin” depresyonun mu, yoksa ilaçların bir sonucu mu olduğu henüz bilinmiyor.</p>
<p>Araştırma, yüzdeki değişim ile kilo arasında bağlantı bulunduğunu da ortaya koydu. 40 yaşın altındaki kadınlarda fazla kilonun daha yaşlı bir yüzle bağlantılı olduğu, 40 yaşından sonra ise bu fazla kilonun yüzü genç gösterdiği belirlendi.</p>
<p>Dr. Guyuron, 40 yaşından sonra, 16 yıldan fazla olmak koşuluyla hormon tedavisinin yüzün görünüşünü iyileştirebildiğini, ancak 5 yılın üzerindeki hormon tedavisinin meme kanseri riskini artırdığının bilindiğini vurguladı.<br />
Bu tür araştırmaların, görünüşleriyle daha çok ilgilendikleri için kadınlar üzerine yoğunlaştığını belirten Guyuron, erkeklerin de artık görünüşleriyle eskiye göre daha fazla ilgilenmeye başlaması nedeniyle, aynı araştırmayı ikiz erkekler üzerinde de yapacaklarını ifade etti.</p>
<p>“Plastic and Reconstructive Surgery” dergisi, nisanda yayımlanacak araştırmanın bu ilk sonuçlarına internet sitesinde yer verdi. Konuya ilişkin makale, Fransız Le Figaro gazetesinin internet sitesinde de yayımlandı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/antidepresanlar-cildi-yaslandiriyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Limonlu çay cilt kanserini önlüyor</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/limonlu-cay-cilt-kanserini-onluyor.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/limonlu-cay-cilt-kanserini-onluyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Aug 2009 13:00:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[cildi güneşten korumak]]></category>
		<category><![CDATA[cilt kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[doğru beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[limonlu çay]]></category>
		<category><![CDATA[polifenol maddesi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam tarzı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=922</guid>
		<description><![CDATA[Bilim adamlarınca yapılan araştırmalar, her gün iki bardak çay içmenin cilt kanseri riskini yüzde 65 oranında azalttığını ortaya çıkardı. Yapılan açıklamalara göre, çayın limonlu olarak tüketilmesi halinde ise bu risk daha da düşüyor. Amerikalı bilim adamları, cilt kanserine yakalanmış bin 400 kişiyle 700 sağlıklı deneğin beslenme ve yaşam şekillerini karşılaştırdı. Araştırma ile günde iki fincan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bilim adamlarınca yapılan araştırmalar, her gün iki bardak çay içmenin cilt kanseri riskini yüzde 65 oranında azalttığını ortaya çıkardı. Yapılan açıklamalara göre, çayın limonlu olarak tüketilmesi halinde ise bu risk daha da düşüyor.<br />
Amerikalı bilim adamları, cilt kanserine yakalanmış bin 400 kişiyle 700 sağlıklı deneğin beslenme ve yaşam şekillerini karşılaştırdı. Araştırma ile günde iki fincan yeşil veya siyah çay içen deneklerin cilt kanserine yakalanma riskinin yüzde 65′e kadar azalabildiği belirlendi. Çaya limon katmanın ise bu içeceğin kanserden koruyucu özelliğini daha da artırdığı tespit edildi.</p>
<p>Araştırmanın sonuçlarını “European Journal of Cancer Prevention” (Avrupa Kanser Önleme Dergisi) adlı tıp dergisinde yayımlayan Dartmouh Tıp Fakültesi araştırmacıları, çayın içinde bulunan “polifenol” maddesinin antioksidan özelliği sayesinde kanserden korunmaya yardımcı olduğunu belirtti.</p>
<p>Ancak kanser uzmanları, yalnızca çay içerek cilt kanserinden korunmanın mümkün olmadığı uyarısında bulundu. Uzmanlar, bu hastalığı önlemenin en iyi yolunun cildi güneşten korumak olduğunu söyledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/limonlu-cay-cilt-kanserini-onluyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yanlış bilinen mucize formüller</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/yanlis-bilinen-mucize-formuller.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/yanlis-bilinen-mucize-formuller.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Aug 2009 08:00:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[aç karına limon suyu]]></category>
		<category><![CDATA[demir eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[kepek ekmeği]]></category>
		<category><![CDATA[kilo almak]]></category>
		<category><![CDATA[lahana hapları]]></category>
		<category><![CDATA[maydanoz suyu]]></category>
		<category><![CDATA[yağları yakmak]]></category>
		<category><![CDATA[zayiflamak]]></category>
		<category><![CDATA[zeytinyağı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=920</guid>
		<description><![CDATA[Zayıflamak isteyenlerin arasında dönem dönem salgın bir hastalık gibi hızla yayılan mucize formüller türer. Kısa zamanlarda çok güçlü etkilere sahip olduğu söylenen bu formüllerin ne kadarının doğru olduğunu biliyor musunuz? Şu sıralar lahana suyu hapları popüler mucize formüllerin başında geliyor. Sabahları aç karına içilen ılık limon suyu, en meşhur formül. Maydanoz sapı suyu, beyaz lahana [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Zayıflamak isteyenlerin arasında dönem dönem salgın bir hastalık gibi hızla yayılan mucize formüller türer. Kısa zamanlarda çok güçlü etkilere sahip olduğu söylenen bu formüllerin ne kadarının doğru olduğunu biliyor musunuz?<br />
Şu sıralar lahana suyu hapları popüler mucize formüllerin başında geliyor. Sabahları aç karına içilen ılık limon suyu, en meşhur formül. Maydanoz sapı suyu, beyaz lahana suyu ve de kekik suyundan bıkmıştık ki şimdi de hapları çıktı. Bir de herkesin emin bir edayla “aman ha diye!” söze başladığı önerileri var ki, kilo almamak için, doğru yanlış bilmeden birçoğumuz uymuştur bunlara. Patates kilo aldırır, kepek ekmek zayıflatır, ıspanak diyet için iyidir… Bu tarz örnekleri çoğaltmak mümkün.<br />
Biz de işin uzmanına doğru bildiğimiz yanlışların şu sıralar en popüler olanlarını sorduk. Memorial Hastanesi’nin beslenme ve diyet bölümünden diyetisyen İpek Ağaca, 7 madde halinde sıraladığımız ve artık neredeyse sloganlaşmış diyet formülleri hakkında bakın neler söylüyor.<br />
<strong> Sabah aç karına içilen limon suyu yağları yakar. YANLIŞ!</strong><br />
Sabahleyin içtiğiniz bir bardak ılık su, metabolizmanızı hızlandırıp kendinizi tok hissetmenizi sağlar, ancak limon suyunu aç karnına içtiğiniz için midenize zarar vereceği gibi yağları yakıcı bir özelliği de yoktur.<br />
<strong> Maydanoz ve lahana suları/hapları zayıflatır. YANLIŞ-DEĞİŞKEN!</strong><br />
Maydanoz ve lahana, çok fazla tüketildiğinde ya da suları kaynatılıp içildiğinde iyi ödem atıcı özellik gösterirler, dolayısıyla tartıya çıktığınızda 2-3 kiloluk kayıplarla yüzünüzü güldürürler. Ancak bu kayıp, yağlardan değil de vücudunuzdaki sudan olacağı için gerçekten zayıflamış olmazsınız. Yani bu haplarla verilen kilolar gerçek kilo değil. Kalıcı bir şekilde kilo vermek için diyetisyeninizin size özel hazırladığı sağlıklı beslenme programı ile kilo vermenizi öneririz.<br />
<strong> Kepek ekmeği zayıflatır. YANLIŞ!<br />
</strong> Öncelikle bilinmesi gereken nokta, kepekli ekmeğin kalorisinin beyaz ekmekten pek de farklı olmadığıdır. Bu sebeple diyet yaparken kalorisinin düşük olduğu düşünülerek kepekli ekmeğe yüklenmek size kilo verdirmek yerine kilo aldıracaktır. Kepekli ekmek yüksek posa içeriği sayesinde hem tokluk hissi sağlayacak, hem de kan şekerinizin çabuk düşmesini önleyerek, yemekten sonraki tatlı krizlerinizi önleyecektir.</p>
<p><strong>Zeytinyağı kilo aldırmaz. YANLIŞ!</strong><br />
Zeytinyağı, kalp ve damar sağlığımız açısından tercih etmemiz gereken yağların başında gelse de unutulmamalıdır ki, bütün yağların 1 gramı 9 kaloridir ve fazla tüketildiği takdirde kilo almamıza yol açar.<br />
<strong> Diyet sırasında karbonhidratlarla proteinler asla karıştırılmamalıdır. YANLIŞ!</strong><br />
Sadece karbonhidrat ya da sadece protein üzerine kurulu diyetler kesinlikle sağlıklı değildir. Çünkü vücudumuzun yapıtaşı olarak proteinlere ihtiyacı olduğu kadar, enerji sağlamak için karbonhidratlara da ihtiyacı vardır. Aksine öğünlerinizi tüketirken tabağınızda hem protein hem de karbonhidratlara birlikte yer vermelisiniz, bu tip beslenme kan şeker düzeyinizin ayarlanmasında yararlıdır.<br />
<strong> Patates şişmanlatır. DEĞİŞKEN!</strong><br />
Patates, her ne kadar sebze olsa da yapı olarak ekmek grubuna daha yakın olduğu için tüketilirken ekmek gibi düşünülmelidir. Doğal olarak fazla miktarda tüketeceğiniz patates, size yağ deposu olarak geri döner. Bu yüzden miktara dikkat edilmeli.<br />
<strong> Ispanak, demir yönünden çok zengin olduğundan diyet sırasında sık sık tüketilmelidir. DEĞİŞKEN!<br />
</strong> Ispanaktaki demir miktarı yüksektir ancak ıspanaktaki demirin yararı kırmızı et, yumurta ya da kuru baklagiller kadar yüksek olmadığından demir açısından iyi bir kaynak sayılmaz. Ama sağlıklı bir besin olması açısından bakıldığında sık sık tüketilmesinde bir sakınca bulunmaz. Diğer sebzelerle aynı sıklıkta tüketilmesi çok daha uygun olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/yanlis-bilinen-mucize-formuller.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Baharı çiçekler gibi karşılayın</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/bahari-cicekler-gibi-karsilayin.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/bahari-cicekler-gibi-karsilayin.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Aug 2009 03:00:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[aromatik masaj]]></category>
		<category><![CDATA[cilt bakım reçeteleri]]></category>
		<category><![CDATA[cilt lekeleri]]></category>
		<category><![CDATA[cilt losyonu]]></category>
		<category><![CDATA[cilt metabolizmasını hareketlendirmek]]></category>
		<category><![CDATA[detoks]]></category>
		<category><![CDATA[detoks programı]]></category>
		<category><![CDATA[doğal cilt bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[doğal peeling]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal arınma]]></category>
		<category><![CDATA[güzel olmak]]></category>
		<category><![CDATA[güzellik sırları]]></category>
		<category><![CDATA[kırışıklar]]></category>
		<category><![CDATA[lekelere karşı maske]]></category>
		<category><![CDATA[meditasyon]]></category>
		<category><![CDATA[namaz]]></category>
		<category><![CDATA[oruç tutmak]]></category>
		<category><![CDATA[pürüzsüz ten]]></category>
		<category><![CDATA[saç dökülmesi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[yoga]]></category>
		<category><![CDATA[yumuşacık eller]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=918</guid>
		<description><![CDATA[Ruhunuzu ve bedeninizi rahatlatacak bir detoks programıyla iki haftada forma girebilir ve bu bahar çiçek gibi açabilirsiniz. Uzmanlar, güzelliğinize güzellik katmak için kolayca uygulayabileceğiniz doğal cilt bakım reçeteleri hakkında bilgiler veriyor. İşte Cilt Bakımı ve Güzellik Uzmanı Suna Dumankaya’dan ruhunuzu ve bedeninizi rahatlatacak muhteşem bir detoks programının sırları… “Sevgili okurlarım, Hepimiz normal hayatlarımızda çok değişik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ruhunuzu ve bedeninizi rahatlatacak bir detoks programıyla iki haftada forma girebilir ve bu bahar çiçek gibi açabilirsiniz. Uzmanlar, güzelliğinize güzellik katmak için kolayca uygulayabileceğiniz doğal cilt bakım reçeteleri hakkında bilgiler veriyor. İşte Cilt Bakımı ve Güzellik Uzmanı Suna Dumankaya’dan ruhunuzu ve bedeninizi rahatlatacak muhteşem bir detoks programının sırları…<br />
“Sevgili okurlarım,<br />
Hepimiz normal hayatlarımızda çok değişik rollere bürünürüz. İyi bir anne, iyi bir arkadaş, başarılı bir iş kadını veya iş adamı olmaya çalışırken; insan bazen kendini unutup sıkıntıya düşebiliyor. Böyle zamanlarda içimize dönmenin en iyi yollarından biri detokstur. Detoks ve oruç aynı temele dayanır. Oruç tüm ruhani liderlerin hayatında önemli yer tutmuştur. Hepsi aydınlanmadan önce tamamen iç dünyalarına döndükleri, arındıkları 40 günlük bir zaman geçirmişlerdir. Aynı şekilde yoga, meditasyon ve namaz da insanı dinlendirir, huzur verir ve dinginlik kazanmasını sağlar. Başka bir deyişle duygusal arınmayı kolaylaştırır.<br />
<strong> Hem içten hem dıştan tedavi</strong><br />
Bedenimizle zihnimiz bir bütündür. Beslenmemiz ve düşüncelerimiz birbiriyle bağlantılıdır, iç içedir. Bunları birbirinden ayırmamız mümkün değildir. Bu nedenle tamamen rahatlamak için sadece içimize yönelmek ve duygularımızla düşüncelerimizi arındırmak için harekete geçmek yetmez. Bedenimizi özellikle de cildimizi toksinlerden arındırmak için ise hem içten, hem de dıştan detoks yapmak gerekir.<br />
<strong> Havuç ve maydanoz yiyin</strong><br />
Bahara ‘merhaba’ dediğimiz bugün, kendimizi yenilememiz için en ideal zaman. Yenilenmeye ve detoksa bir hafta boyunca meyve ve sebze ağrılıklı beslenerek başlayabiliriz. Ancak bunları çiğ olarak tüketelim. Bol bol greyfurt suyu, sebze suyu, çiğdem suyu ve çim suyu içelim. Yine bol bol kereviz, ıspanak, maydanoz, salatalık, havuç ve lahana yiyelim. Ayrıca her gün tuzsuz badem ve fındık tüketelim. Detoksumuzun ikinci haftasında ise sofralarımıza pişmiş sebzelere, baklagillere ve fındık yağına yer verelim.<br />
<strong> Aromatik masajla rahatlayın</strong><br />
Sağlıklı bir biçimde beslenmeye özen gösterirken aromatik yağlarla masaj yaptırarak kaslarımızı da rahatlatabiliriz. Bu uygulama kendinizi dingin ve rahatlamış hissetmenizi sağlayacaktır. Bu durum ruhunuza da yansır ve zihinsel arınmanıza yardımcı olur. Ayrıca birtakım doğal bakım reçeteleri de cildimizin metabolizmasını hızlandırarak, arınma sürecini hızlandırır. Ben de sizinle detokslanmanızı hızlandıracak bazı özel tarifler veriyorum. Herkese doğal güzelliklerle dolu bir ömür diliyorum…<br />
Cildinizin metabolizmasını buğdayla hareketlendirin<br />
2 çorba kaşığı buğdayı bir litre suda pişirin. Ardından süzüp bir tülbent aracılığıyla cildinize yukarıya doğru masaj yapın. Bu uygulama metabolizmanızı hızlandırıp, cildinizi canlandıracaktır.<br />
<strong> 10 dakikalık doğal peeling</strong><br />
1 kahve fincanı tuz, 1 çorba kaşığı üzüm çekirdeği unu, 1 paket vanilya, 1 portakal kabuğu rendesi, 2 çorba kaşığı susam yağı, 1 çorba kaşığı badem yağı, 1 çay kaşığı kekik yağı ve 2 çorba kaşığı sütü karıştırın. Bu karışımı yuvarlak hareketlerle ovarak vücudunuza yayın. Sadece 5-10 dakika içinde cildinizin ne kadar rahatladığını fark edeceksiniz.</p>
<p><strong>Bu losyon teninizi pürüzsüz kılacak</strong><br />
1 portakalın, 1 limonun ve 1 salatalığın suyunu, 2 çorba kaşığı gül suyu ve 2 çorba kaşığı alkolle karıştırın. Bu karışımı pamuk aracılığıyla cildinize kompres yaparak yayın. Mümkün olduğunca beklettikten sonra yüzünüzü yıkayın. Karışımı 4 gün kullanın. Mutlaka soğuk yerde muhafaza edin.<br />
<strong> Lekeleri yok eden maske</strong><br />
Yarım kabak suyu, 1 tatlı kaşığı kabak çekirdeği yağı, 1 çorba kaşığı beyaz kil ve 1 tatlı kaşığı balı karıştırın. Bu karışımı 20 dakika yüzünüzde beklettikten sonra yıkayın. Bu maske cildinizin renginin açılmasını ve lekelerinizin yok olmasını sağlar.<br />
<strong> Saçlarınız artık dökülmeyecek</strong><br />
1 kahve fincanı zeytinyağı, 1 tatlı kaşığı maydanoz tohumu, 1 çay kaşığı biberiye yağı ve 1 çorba kaşığı defne tohumu yağını karıştırın. Bu karışımı en az 2 saat saçınızda bekletin. Ardından saçlarınızı yıkayıp durulayın. Bu karışım saçlarınızın dökülmesini önler.<br />
<strong> Yumuşacık eller için</strong><br />
1 kahve fincanı susam yağı ılık hale getirilir. Yarım limon suyu, 1 çorba kaşığı gliserin, 1 adet ampul E vitamini ve 1 çorba kaşığı bebek pudrası ile karıştırılır. Bu karışımı her gün sabah-akşam ellerinize sürerseniz, kısa zamanda yumuşacık ellere sahip olursunuz.<br />
<strong> Kırışıklarla vedalaşın</strong><br />
1 çorba kaşığı krema, 1 yumurta sarısı, 1 tatlı kaşığı bal ve 1 tatlı kaşığı süt tozunu karıştırıp 20 dakika yüzünüzde bekletip yıkayın. Bu karışım kırışıklıklarınızdan kurtulmanıza yardımcı olacaktır.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/bahari-cicekler-gibi-karsilayin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kuru ciltlerden korunma yolları</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/kuru-ciltlerden-korunma-yollari.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/kuru-ciltlerden-korunma-yollari.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Aug 2009 22:00:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[atopik egzama]]></category>
		<category><![CDATA[banyo ve duş süresi]]></category>
		<category><![CDATA[cilt hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[cilt kuruluğu]]></category>
		<category><![CDATA[cilt pullanması]]></category>
		<category><![CDATA[ciltte su kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[idrar söktürücü ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyosis]]></category>
		<category><![CDATA[kuru ciltler]]></category>
		<category><![CDATA[kuru ciltten korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[Sedef]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak suda yüzme]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk suda yüzme]]></category>
		<category><![CDATA[stratum korneum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=916</guid>
		<description><![CDATA[Yaşa bağlı olmaksızın meydana gelen cilt kurulukları birçok nedenden dolayı oluşabilir. Ciltteki pullanma ve sıkıntı verici bir gerginlik hissine neden olan kuru ciltlerden kurtulmanın yollarını merak ediyorsanız işte aradığınız cevaplar… Kuru cilt; tüm vücudumuzu bir film tabakası şeklinde örten hücrelerden oluşan stratum korneum denilen tabakadaki suyun kaybı sonucu oluşur. Bu tabaka suyunu kaybedince esnekliğini kaybeder, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşa bağlı olmaksızın meydana gelen cilt kurulukları birçok nedenden dolayı oluşabilir. Ciltteki pullanma ve sıkıntı verici bir gerginlik hissine neden olan kuru ciltlerden kurtulmanın yollarını merak ediyorsanız işte aradığınız cevaplar…<br />
<strong> Kuru cilt;</strong> tüm vücudumuzu bir film tabakası şeklinde örten hücrelerden oluşan stratum korneum denilen tabakadaki suyun kaybı sonucu oluşur. Bu tabaka suyunu kaybedince esnekliğini kaybeder, çatlar ve pullanır. Stratum korneum su tutan maddeler içerir ve cildin daha cildin alt kısımlarından suyun sızmasını engeller. Hücreler ve yağdan oluşan bir film tabakası içeren stratum korneum tarafından su tutulur ve ciltten buharlaşması engellenir.<br />
<strong> Kuru, pullu cildi tetikleyen faktörler nelerdir?</strong><br />
Kuru cilt herhangi bir yaşta ve bir çok nedenden dolayı oluşur. Kuru cilde neden olan koşullar:<br />
- Kuru hava, özellikle kış aylarındaki düşük nem,<br />
- Düşük nem bulunan yerler, özellikle merkezi ısıtmanın olduğu kapalı alanlar, ateşe veya ısıtıcı fanlara yakın oturma,<br />
- Rüzgara maruz kalma,<br />
- Sık yıkanma, duş alma ve yüzme, özellikle bol klorlu aşırı sıcak ve soğuk suda yüzme,<br />
- İdrar söktürücü ilaçlar,<br />
- Kalıtsal faktörler ve artan yaş ile sebum (yağ) gibi doğal nemlendiricilerin azalması,<br />
- Atopik egzama, sedef ve ihtiyosis gibi cilt hastalıkları,<br />
- Metabolik faktörler, tiroid bezinin yeterince çalışmaması veya aşırı kilo kaybı<br />
- Sabun, deterjan ve çözücülere maruz kalma.</p>
<p><strong>Ciltten su kaybı en sık hangi durumlarda olur?</strong><br />
Ciltten su kaybını arttıran diğer önemli bir faktör, ciltten banyo esnasında kaybedilen sıvıdır. Sıcak su ile yıkanma ve sabunlar, ciltteki koruyucu yağ tabakasını azaltırlar. Banyoda azalan yağ eğer dışardan uygulanan bir nemlendirici ve yağ ile dengelenmezse; ciltten su kaybı artar ve banyodan sonraki bir saat içinde, cilt normalde olduğundan daha kuru bir hal alır. Deterjanlar ve çözücüler de benzer şekilde, cildin yağ tabakasını kaldırarak cildi kuruturlar.<br />
<strong> Cilt pullanması nasıl oluşur?</strong><br />
Cilt pullanması stratum korneum dediğimiz cilt yüzeyinden hücrelerin gözle görülebilir şekilde ayrışması ile oluşur. Normal ciltte bu süreç gözle görülmez, çünkü hücreler tek tek dökülür. Pullu ciltte cilt hücreleri birbirlerinden ayrılamazlar ve bu da gözle görülebilen kepeklenmeye neden olur. Bu durum kuru ciltte herhangi bir nedenle gelişebilir; ayrıca seboreik egzama, sedef ve ihtiyosis hastalığında cilt hücrelerinin yapısı bozuktur ve birbirlerinden kolay kolay ayrılamazlar.<br />
<strong> Kuru ciltten korunmanın yolları nelerdir?</strong><br />
Herhangi bir nedenle kuruluğa eğilim gösteren cildin, sabun ve su ile teması azaltılmalı ve nemlendiriciler kullanılmalıdır.<br />
Sıcak sudan ve aşırı su temasından kaçının. Sıcak su cildin doğal yağlarını ortadan kaldırır ve cildi kurutur.<br />
Banyo sıklığını azaltın. İki günde bir veya daha seyrek banyo yapın ve yıkanma sıklığınızı azaltmak için kirlenmemeye dikkat edin.<br />
Banyo ve duş süresini kısa tutun. Kısa bir duş ve banyo cildi nemlendirir, fakat cildi havlu ile ovuşturmak veya ciltten suyun buharlaşması deriyi kurutur. Bu nedenle banyo ve duş süresi uzatılmamalı ve ılık su ile yıkanılmalıdır.<br />
Duştan sonra cildinizi havlu ile ovuşturmayın. Bunun yerine cilde havlu ile hafifçe dokunarak kurulanılmalıdır.<br />
Hafif sabunlar kullanın. Sabunlar cildi kurutur. Hafif, fakat fazla yağ içeren sabunlar veya sabunsuz temizleyiciler (pH seviyesi cildinizin pH seviyesine uygun (5.5) dermokozmetikler) kullanılmalıdır. Bu arada sabun kullanımını da minimale indirilmelidir.<br />
Banyodan sonra cildiniz hemen nemlendirin. Banyodan sonra cilt halen nemli iken, nemlendirici losyon ve kremleri uygulayınız. Banyo sonrasında cildinizi tamamen kurularsanız, cildin doğal nemi de buharlaşarak deriden uzaklaşır. Nemlendirici losyon ve kremler, gün içinde ihtiyaç olduğunda kullanılmalıdır. Çok şiddetli kuruluk olduğunda laktik asit veya üreli nemlendiriciler kullanılmalıdır.</p>
<p><strong> Cilt kuruluğu cilt hastalıklarına neden olabilir mi?</strong><br />
Bazı kişilerde cilt kuruluğu, dermatit (egzama) denen cilt hastalığına neden olabilir. Dermatit cildin inflamasyonuna verilen addır. Bu durum alt bacaklarda egzema craquele; gövde, kollar ve bacaklarda ise numular dermatite neden olur. Bazen de ciltten herhangi bir döküntü olmadan kaşıntı görülebilir. Bu duruma yaşlılığa bağlı kaşıntı veya kış kaşıntısı denir. Dermatit geliştiğinde dermatoloji uzmanları kortizon içeren kremleri reçete ederler. Kortizonlu kremler dermatit bulunan alanlara uygulanır. Dermatit iyileştiğinde uygulamaya son verilmeli, daha sonra dermatitin yenilenmesini engellemek amacıyla nemlendiriciler kullanılmalıdır.<br />
Cildin iyi nemlendirilmesi cilt kuruluğunu düzeltir, eğer cildiniz tüm kurallara uyulmasına rağmen iyileşmiyorsa dermatoloji uzmanına başvurunuz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/kuru-ciltlerden-korunma-yollari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Porselen gibi bir cildin ipuçları</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/porselen-gibi-bir-cildin-ipuclari.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/porselen-gibi-bir-cildin-ipuclari.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Aug 2009 20:00:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[alerjik etki]]></category>
		<category><![CDATA[basen küçültmek]]></category>
		<category><![CDATA[botoks]]></category>
		<category><![CDATA[cilt temizliği]]></category>
		<category><![CDATA[doğal sentez maddeler]]></category>
		<category><![CDATA[göğüs dikleştirmek]]></category>
		<category><![CDATA[güneş lekeleri]]></category>
		<category><![CDATA[küçük basenler]]></category>
		<category><![CDATA[kusursuz cildin ipuçları]]></category>
		<category><![CDATA[mezolift]]></category>
		<category><![CDATA[mezolift tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[mezolift yöntemi]]></category>
		<category><![CDATA[peeling etkisi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanma belirtileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=914</guid>
		<description><![CDATA[Günümüz kadınları zamanın ciltlerinde oluşturduğu acımasız izlerden kurtulmak için teknolojinin tüm nimetlerini cesurca uyguluyorlar. Basenler küçülüyor, göğüsler dikleşiyor, cilt kusursuz bir porselene dönüşüyor. Sürekli gelişen ve yenilenen estetik dünyası, son günlerde ciltteki kırışıklık ve lekelere karşı savaşan yepyeni doğal bir yöntemden bahsediyor: mezolift. Uzmanlar, özellikle orta yaş kadınları için şimdilerde gençlik iksiri haline gelen ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüz kadınları zamanın ciltlerinde oluşturduğu acımasız izlerden kurtulmak için teknolojinin tüm nimetlerini cesurca uyguluyorlar. Basenler küçülüyor, göğüsler dikleşiyor, cilt kusursuz bir porselene dönüşüyor. Sürekli gelişen ve yenilenen estetik dünyası, son günlerde ciltteki kırışıklık ve lekelere karşı savaşan yepyeni doğal bir yöntemden bahsediyor: mezolift.<br />
Uzmanlar, özellikle orta yaş kadınları için şimdilerde gençlik iksiri haline gelen ve yıpranmış ciltlerde adeta doping etkisi yaratan mezolift yöntemiyle yüz, boyun, dekolte ve el bölgesinde oluşan yaşlanma etkilerinin giderilmesinin yanı sıra, sigara ve alkolden zarar gören cildin yeniden yapılanmasının sağlandığını belirtiyor.<br />
Mezoliftin öncelikle orta yaş ve üstündekilerde, sigara kullananlarda, güneşin zararlı etkilerine maruz kalmış, yıpranmış ve bakımsız ciltlerde, beslenmesine dikkat etmeyenlerde ve kuruma, esneme gibi şikâyeti olan kişilerde iyileştirici etkisi oldukça fazla. Fakat sağlık ve estetikte olduğu gibi, ciltte yıpranma etkileri henüz başlamadan, kırışıklık ve çizgiler henüz oluşmadan düzenli olarak mezolift yaptırmak, cildin olduğundan daha genç, canlı ve sağlıklı görünmesini sağlıyor.<br />
<strong> Nasıl bir yöntem izleniyor?</strong><br />
Tedavinin ilk aşamasında profesyonel bir cilt temizliğinin ardından yüzeye sürülen bir krem ile lokal anestezi yapılıyor. İkinci aşamada, alerjik etkisi olmayan doğal sentez maddeler deriye enjekte ediliyor. Mezolift yöntemi ile cilde enjekte edilen A vitamininin peeling etkisi nedeniyle ciltte oluşan güneş lekelerinin de rengi açılıyor.<br />
Özellikle 30 yaş ve üzeri kadın ile erkeklerde yaşlanma belirtilerinin önemli ölçüde gerilemesini sağlayan mezolift tedavisinde, ortalama 6 – 8 seans uygulama yeterli oluyor ve bu işlemin her yıl sonbahar aylarında kür halinde uygulanması öneriliyor.</p>
<p>İlk dört seansın on gün arayla uygulanması ve sonrasında etkinin kısa sürede kendini göstermesi için genellikle ayda bir uygulama yapılması öneriliyor. Ayrıca mezolift seanslarından sonra genellikle 24 saat güneş banyosu yapılmaması, uygulanan bölgelerin 12 saat süreyle yıkanmaması ve herhangi bir maddenin sürülmemesi de dikkat edilmesi<br />
gereken noktalar.<br />
<strong> Botoks mu, mezolift mi?</strong><br />
Özellikle son yıllarda kadınlar arasında hızla yayılan botoksun tahtına göz diken mezolift, tüm yüz bölgesine rahatlıkla uygulanıyor. İki işlem arasında şöyle bir farklılık bulunuyor. Botoks alın ve göz kenarlarına kas içi uygulanan ve sinir iletisini bloke eden bir maddedir. Bu etkisiyle kırışık ve çizgileri oluşturan kas gruplarının hareketini durdurur. Oysa mezoliftin kas veya sinirsel yapılarla ilişiği yoktur. Amacı kaslarda blokaj oluşturmadan ve mimikleri engellemeden cildi beslemek, canlandırmak, diri ve gergin görünmesini sağlamaktır.<br />
Teknik olarak botoks uygulamasına benzeyen mezolift, tüm yüz ve boyun bölgesine de rahatlıkla uygulanıyor. Aslında her iki yöntem birbirini tamamlayan ve birlikte uygulandıklarında çok iyi sonuçlar veren estetik uygulamalardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/porselen-gibi-bir-cildin-ipuclari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Elma sirkesinin cilde yararları</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/elma-sirkesinin-cilde-yararlari.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/elma-sirkesinin-cilde-yararlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Aug 2009 13:00:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[akne tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[cilt lekeleri]]></category>
		<category><![CDATA[ciltteki lekeler]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli kilo vermek]]></category>
		<category><![CDATA[elma sirkesi]]></category>
		<category><![CDATA[kepeksiz saçlar]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıksız saçlar]]></category>
		<category><![CDATA[varisli damarlar]]></category>
		<category><![CDATA[zayiflamak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=912</guid>
		<description><![CDATA[Elma sirkesinin ciltteki lekelerden sağlıksız saçlara kadar birçok derde deva olduğunu biliyor musunuz? Elma sirkesi özellikle pırıl pırıl saçlara, lekesiz bir cilt ve incecik bir vücuda kavuşmada çok önemli katkılar sağlıyor. Elma sirkesiyle cilt güzellik seansını herkes evinde kolayca uygulayabilir. Bugüne kadar sadece sofrada kullanılan elma sirkesinin cilt güzelliği için doğurduğu ‘inanılmaz’ sonuçlar ise söyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Elma sirkesinin ciltteki lekelerden sağlıksız saçlara kadar birçok derde deva olduğunu biliyor musunuz? Elma sirkesi özellikle pırıl pırıl saçlara, lekesiz bir cilt ve incecik bir vücuda kavuşmada çok önemli katkılar sağlıyor.<br />
Elma sirkesiyle cilt güzellik seansını herkes evinde kolayca uygulayabilir. Bugüne kadar sadece sofrada kullanılan elma sirkesinin cilt güzelliği için doğurduğu ‘inanılmaz’ sonuçlar ise söyle sıralanıyor…<br />
<strong> Kepeksiz saçlar</strong><br />
Saçınızı yıkadıktan sonra, son durulama suyuna elma sirkesi ekleyin. Saçlarınızın kepekten arındığını ve parlaklaştığını göreceksiniz.<br />
<strong> Akne tedavisi</strong><br />
Su ile seyreltilmiş elma sirkesi ile yüzünüzü temizleyin ve su ile durulayın. Elma sirkesi cildinizi yumuşattığı gibi, antiseptik özelliği ile akneye neden olan mikropları öldürecektir.</p>
<p><strong>Ciltteki lekelere</strong><br />
Dörtte bir litre suya, üç çorba kasığı elma sirkesi ekleyip, kaynayıncaya kadar ısıtın. Başınıza bir örtü örtüp, yüzünüzü buhara tutun. Yâri yarıya sulandırılmış elma sirkesi ile yüzünüzü silin. Haftada iki kez tekrarlayabilirsiniz.<br />
<strong> Varisli damarlara</strong><br />
Bir bezi elma sirkesine batırıp sıkın. Bezi varisli bölgeye sarın ve 30 dakika bekletin. Bu süre içinde bacaklarınızı yukarı kaldırarak dinlendirin. Sabah-aksam tekrarladığınız da varislerde azalma olduğunu göreceksiniz.<br />
<strong> Zayıflamak için</strong><br />
Bir bardak suya bir-iki kahve kasığı elma sirkesi ve bir kahve kasığı bal ekleyip, karıştırın. Bu karışım uygun bir rejimle birlikte kullanıldığında, düzenli kilo vermenize katkı sağlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/elma-sirkesinin-cilde-yararlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sivilcesiz bir cildin ipuçları</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/sivilcesiz-bir-cildin-ipuclari.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/sivilcesiz-bir-cildin-ipuclari.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Aug 2009 08:00:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[akne tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[cildi sıcak suyla ovalamakj]]></category>
		<category><![CDATA[cilt kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[ciltte kabarma]]></category>
		<category><![CDATA[ciltte kaşıntı]]></category>
		<category><![CDATA[ciltte kuruluk]]></category>
		<category><![CDATA[Sivilce Tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[sivilcelerden kurtulmak]]></category>
		<category><![CDATA[sivilcesiz bir cilt]]></category>
		<category><![CDATA[UV ışınları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=910</guid>
		<description><![CDATA[Ruh halinizi olumsuz etkileyen sivilcelerden ufak ipuçları ile kurtulabilirsiniz. Uzmanlar, kadınların baş belası ve güzellik düşmanı sivilcelerden kurtulmak için yapılması ve yapılmaması gerekenleri madde madde sıralıyor… Aknesiz bir cilt için bunları yapın - Cildinizi yağsız bir temizleyici ile günde iki kere ılık su yardımıyla yıkayın. - Gözeneklerin tıkanmasına yol açan ölü deriyi cildinden uzaklaştırmak için, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ruh halinizi olumsuz etkileyen sivilcelerden ufak ipuçları ile kurtulabilirsiniz. Uzmanlar, kadınların baş belası ve güzellik düşmanı sivilcelerden kurtulmak için yapılması ve yapılmaması gerekenleri madde madde sıralıyor…<br />
<strong> Aknesiz bir cilt için bunları yapın</strong><br />
- Cildinizi yağsız bir temizleyici ile günde iki kere ılık su yardımıyla yıkayın.<br />
- Gözeneklerin tıkanmasına yol açan ölü deriyi cildinden uzaklaştırmak için, yumuşak bir fırça yardımıyla nazikçe ovun.<br />
- Leke tedavisi için, içeriğinde çay ağacı yağı gibi maddeler bulunan ürünler kullanın.<br />
- Aknenin ardından oluşan izleri hafifletmek için C vitaminli ürünleri kullanın.<br />
- Cildini yumuşak, pürüzsüz ve nemli tutmak için su bazlı nemlendiriciler kullanın.<br />
- Saçlarınızı temiz tutun ve cildinize fazla değmemesine özen gösterin.<br />
- Yastık kılıfını ve havlunu sık sık değiştirin.<br />
- Ciltte iritasyona sebep olabilecek maddelerden kaçın, giysilerini yıkamak için kokusuz ve yumuşak deterjan tercih edin.<br />
- Kozmetik süngerleri yerine bakterileri azaltmak için sterilize fırçalar kullanın.</p>
<p>- Bol su iç, dengeli bir diyet uygula ve düzenli egzersiz yapın.<br />
- Her mevsimde yağsız bir güneş kremi kullanın.<br />
- Eğer cildinizin durumunda bir gelişme olmuyorsa bir dermatologun tavsiyelerine başvurun.<br />
<strong> Aknesiz bir cilt için bunları yapmayın</strong><br />
- Tamamıyla harika bir cilde kavuşmak için bakım yapmanın kısa bir sürede tamamlanması gerektiğini düşünmeyin ve aksatmayın.<br />
- Aknelerin şiddetlenmesine sebep olacak şekilde ve sıcak suyla cildinizi ovalamayın.<br />
- Sivilcenizi sıkmayın! Çünkü bu enfeksiyonun yayılmasına neden olur.<br />
- Cildinizi yüksek ısı ve güneş ışınlarına maruz bırakmayın. Güneşteki UV ışınları, ciltte kuruluk, kaşıntı ve kabarmaya sebep olur. Ama en kötüsü cilt kanserine yol açar.<br />
- Gözeneklerin tıkanmasına ve cildi kaplamasına yol açan yağ bazlı kozmetik nemlendiriciler kullanmayın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/sivilcesiz-bir-cildin-ipuclari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Diri ciltler için sebze ve meyve maskeleri</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/diri-ciltler-icin-sebze-ve-meyve-maskeleri.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/diri-ciltler-icin-sebze-ve-meyve-maskeleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Aug 2009 03:00:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[besleyici maske]]></category>
		<category><![CDATA[bezelye maskesi]]></category>
		<category><![CDATA[çilek maskesi]]></category>
		<category><![CDATA[diri ciltler]]></category>
		<category><![CDATA[kayısı maskesi]]></category>
		<category><![CDATA[kuru ciltler]]></category>
		<category><![CDATA[meyve maskeleri]]></category>
		<category><![CDATA[parlak ten]]></category>
		<category><![CDATA[patlıcan maskesi]]></category>
		<category><![CDATA[sebze maskeleri]]></category>
		<category><![CDATA[sivilcelerden kurtulmak]]></category>
		<category><![CDATA[sivilceleri temizlemek]]></category>
		<category><![CDATA[teni temizlemek]]></category>
		<category><![CDATA[yüze canlılık kazandırmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=908</guid>
		<description><![CDATA[Dolmasını ve reçelini yaptığınız besinler, güzel ve diri bir cilt için de şifa dağıtıyor. İşte soframızda afiyetle yediğimiz sebze ve meyvelerden yapılan maskeler ve cildimize sağladığı yararlar… Bezelye maskesi İki su bardağı taze bezelyeyi, ezdikten sonra üzüm pekmezi ile karıştırın. Daha sonra yumurta akı ve yarım fincan ay çiçek yağı ilave edin. Bir miktar un [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dolmasını ve reçelini yaptığınız besinler, güzel ve diri bir cilt için de şifa dağıtıyor. İşte soframızda afiyetle yediğimiz sebze ve meyvelerden yapılan maskeler ve cildimize sağladığı yararlar…<br />
<strong> Bezelye maskesi</strong><br />
İki su bardağı taze bezelyeyi, ezdikten sonra üzüm pekmezi ile karıştırın. Daha sonra yumurta akı ve yarım fincan ay çiçek yağı ilave edin. Bir miktar un koyun ve maske kıvamına gelinceye kadar karıştırın.<br />
Etkisi: Teni parlatır. Yatmadan önce uygulayın.<br />
<strong> Çilek maskesi</strong><br />
Bir avuç taze çileği ezip, yulaf unu ile karıştırın. Daha sonra bir adet yumurta sarısı ve iki çorba kaşığı yoğurt ile çırpıp krem haline getirin.<br />
<strong> Etkisi:</strong> Kuru ciltler için besleyici olan bu maske 20 dakika ciltte kaldıktan sonra ılık su ile yıkanır. Özellikle gözaltlarındaki kırışıklıkların azalmasında önemli rol oynar.</p>
<p><strong>Patlıcan maskesi</strong><br />
Yarım patlıcanı iki bardak suda kaynatın. Hazırlanan karışıma bir diş sarımsak ekleyerek lapa yapın. Buna kaymak katarak krem haline getirin. Bu karışımı iki ay boyunca her gün tekrar edin.<br />
<strong> Etkisi:</strong> Tendeki mikropları arındırır ve yüze canlılık kazandırır.<br />
<strong> Kayısı maskesi</strong><br />
Üç tutam defneyaprağını, bir tutam kayısı suyunda pişirin. Bir adet yumurta ve yarım fincan süt ekleyerek krem haline getirin.<br />
<strong> Etkisi:</strong> Sivilceleri giderir ve tene gözle görülür bir canlılık, tazelik kazandırır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/diri-ciltler-icin-sebze-ve-meyve-maskeleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bronzlaşırken cilt kanserine karşı dikkatli olun</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/bronzlasirken-cilt-kanserine-karsi-dikkatli-olun.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/bronzlasirken-cilt-kanserine-karsi-dikkatli-olun.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Aug 2009 03:00:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[akneler]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı yanma]]></category>
		<category><![CDATA[bronzlaşmak]]></category>
		<category><![CDATA[cildin erken yaşlanması]]></category>
		<category><![CDATA[cilt kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[cilt lekeleri]]></category>
		<category><![CDATA[cilt lekelerinden kurtulmak]]></category>
		<category><![CDATA[cilt yanması]]></category>
		<category><![CDATA[ciltte su toplanması]]></category>
		<category><![CDATA[dudak uçukları]]></category>
		<category><![CDATA[erken yaşlanma]]></category>
		<category><![CDATA[güneş ışığı]]></category>
		<category><![CDATA[güneş ışığının zararları]]></category>
		<category><![CDATA[kozmetik dermatoloji]]></category>
		<category><![CDATA[plaj mevsimi]]></category>
		<category><![CDATA[sivilceler]]></category>
		<category><![CDATA[uçuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=906</guid>
		<description><![CDATA[Plaj mevsimi geliyor diye sevinç içinde olanlara tıbbi uyarı; güneş ışığının altında çok kalmak deri kanserine neden oluyor. Dr. Özüntürk Güneş ışınlarının cildin erken yaşlanmasını sağladığını ve güneş ışığının altında aşırı derecede yanmanın kansere sebep olduğunu söyledi. &#8211; Kozmetik dermatoloji nedir? - Kozmetik dermatoloji derinin bilinen klasik hastalıklarının dışında estetikle ilgili sorunların ele alındığı cildin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Plaj mevsimi geliyor diye sevinç içinde olanlara tıbbi uyarı; güneş ışığının altında çok kalmak deri kanserine neden oluyor. Dr. Özüntürk Güneş ışınlarının cildin erken yaşlanmasını sağladığını ve güneş ışığının altında aşırı derecede yanmanın kansere sebep olduğunu söyledi.<br />
<strong> &#8211; Kozmetik dermatoloji nedir?</strong><br />
- Kozmetik dermatoloji derinin bilinen klasik hastalıklarının dışında estetikle ilgili sorunların ele alındığı cildin daha genç kalmasını sağlayan, daha sağlıklı görünmesine vesile olan bütün uğraşıları içerisine alan bir bilim dalıdır.<br />
<strong> &#8211; İçeriğinde ne gibi uygulamalar var?</strong><br />
- Deride cerrahi olmayan bütün teknik uygulamalar, haricen kremler sürmek, derinin katmanlarına bir takım enjeksiyonlarla tedaviler yapmak, ışık tedavileri ve masaj gibi işlemleri oluşturabilmek kozmetik dermatolojinin estetik amaçlı yaklaşımlarını oluşturmaktadır.<br />
<strong> &#8211; Yani kozmetik dermatoloji kış mevsiminden o yorgunluğu atıp da baharla beraber yaza hazırlanmak isteyenlerin dikkatini daha mı fazla çeker?</strong><br />
- Aslında bütün bu uğraşların arkasında bir yaşlanmama isteği oluşmaktadır. Doğar doğmaz yaşlanmaya başlayan ilk organımız deridir. Ancak 20’li yaş düzeylerine ulaşınca deride yaşlılık belirtilerini yavaş yavaş görmeye başlarız. 30’lu yaşlara ulaştığımızda bu yaşlılık belirtileri farklıdır. 40’lara, 50’lere, 60’lara ulaştığımızda daha belirgin farklılıklar ortaya çıkar. İnsanın derisinin yaşlanmasını ilk ortaya koyan bölgeleri yüz, boyun, dekolte kısımları ve sırtlarıdır. Dolayısıyla insanoğlu daha sağlıklı olarak bu bölgelerin genç ve pürüzsüz gözükmesini arzu eder. Ama yaz mevsiminden kış mevsimine girdiğimizde gözle görülen ya da görülmeyen bölgelerimizde bir takım değişikliklerin olması da o değişikliklerden uzaklaşılmayı gerektiren kaçınılmaz bir istek olur. Bunlar hanımlarda selüloit diye tabir ettiğimiz oluşumlar ya da erkek veya kadında da olabilen yağ birikintileri ve erkeklerde daha fazla ve hanımlarda daha az olan saç dökülmeleri sorunları bizim uğraşı alanlarımızdandır.<br />
<strong> &#8211; İnsanlar en çok hangi şikâyetlerle geliyorlar?</strong><br />
- Böyle bir istatistiksel veri yok ama erkekler çoğunlukla saç dökülmesi şikâyetleriyle geliyorlar. Saç dökülmesini durdurabilmek veya dökülmüş saçların yeniden çıkmasını istiyorlar. Bu arada kozmetik dermatoloji de yine sıklıkla erkeklerin başvurduğu istenmeyen bölgelerdeki tüylerin yok edilmesi oluyor. Örneğin elmacık kemikleri üzerindeki, burun ve kulak üzerindeki kıllardan kurtulabilmek yada bir nebze azaltabilmek erkeklerin çok başvurduğu istekler. Bunun yanında erkekler yağ birikintilerinden kurtulmakta isteyebiliyorlar. Yavaş yavaş erkekler yüzlerinin daha genç gözükmesi için botoks gibi işlemlerin yapılması istekleriyle bizlere gelmeye başladılar.<br />
<strong> &#8211; Cildin erken yaşlanmasında güneşin çok fazla etkisi var mı? Ne gibi önlemler alınabilir?</strong><br />
- Tartışmasız güneş ışınları yaşlanmayı oluşturan fizik etkenlerinin başında yer almakta. Ama sadece güneş ışıkları değil. Genetik faktörler, beslenme alışkanlıkları, kötü alışkanlıklar dediğimiz sigara içmek, alkol almak ve en önemlisi güneş ışınları altında korumasızca kalmak. Malum atmosfer zedelenmekte ve ozon gündeme gelmekte dolayısıyla güneş hasarlanmaları son derece üst düzeyde olmakta. Bunlar güneşe bağlı hemen oluşabilecek değişiklikler olduğu gibi uzun sürede ortaya çıkabilecek değişiklikler de olabilmektedir. Örneğin deri kanserinin oluşması erken yaşlarda korumasızca güneş altında kalmakla tohumları atılan bir süreç içerisinde gelişen, belirli yaş düzeylerine ulaştığımızda aşikâr bir şekilde karşımıza çıkan, hayatı tehdit edebilecek değişikliklerdir. Önceleri güneş altında kalarak bronzlaşma çok rağbet edilen bir deri rengi değişikliğiyken biz deri hekimleri bronz tenin artık hoş olmayan bir görüntü oluşturduğunu, yaşlanmanın belirtisi olduğunu ve güneşin kaçınılmaz zararlı ortaya çıktığından dolayı güneş altında kalmayı pek tasvip etmeyiz ve korumanın gerekli olduğunu söyleriz.<br />
<strong> &#8211; Halk arasında bronzlaşmanın sağlıklı olduğu bilinir. Güneşlenmenin bir ölçüsü var mıdır?</strong><br />
- Güneşlenmek gerçekten çok yararlı. Özellikle mutluluk hormonunun açığa çıkmasında güneşin çok olumlu etkileri var. Güneşli havayı gördüğümüz zaman gevşeriz. Biz güneşten tamamen uzak durun demiyoruz. Koruma önlemleri alarak güneşten yararlanmalıyız diyoruz. Bir de bildiğimiz bir şey var güneş kemiklerimizde D vitaminin vücudumuz sentetize ederek yararlı olur. Ama bilim adamları araştırmalarında bir avuç içini 5 dakika güneşe maruz bırakmakla D vitamininin sentetize edileceğini ifade etmektedirler. Onun için sere serpe saatlerce güneş altında kalmanın yararı yok. Özellikle yaz mevsiminde saat sabah 10 ile akşamüstü 4 arasında güneş altında kalmamak gerekiyor. Üç yaşından küçük çocukları direk güneş ışınlarına maruz bırakmamak çok önemlidir. Eğer bu kurallara riayet edersek ve bu saatlerin dışında kalan zamanlarda güneşten yararlanacağımız zaman güneş koruyucu kremlerimiz kullanırsak çok sağlıklı bir şekilde güneşten yararlanmış oluruz. Mutluluk hormonumuz salgılanır. D vitamini vücudumuzda yine sentetize edilir. Ama bir güneşin oluşturabileceği hasarlanmalarda ileri derecede yanmak kansere yol açabilir.<br />
- Halk arasında en çok bilinen tür uçuktur. Uçuk nedir, neden oluşur?<br />
- Uçuk bir virüsün yol açtığı hastalıktır. Her cinste olur. Vücudumuzun hemen her yerinde ortaya çıkabilir. Genellikle bu virüs vücudumuza girdikten sonra uzun bir süre vücudumuzda kalır. Bazen kış uykusuna yatar ve kendisini unutturur. Kış uykusundan uyandıktan sonra da bulunduğu yerde hastalık tablosunu ortaya çıkartır. Bu virüsün iki tipi vardır. Tiplerden bir tanesi çoğunlukla edep bölgesine yerleşerek kendisini belli eder. Ancak bu virüs ihmal edildiğinde özellikle hanımlarda rahim ağzı kanserine sebep olabilir. Dolayısıyla bunun belirlenmesi ve ona göre tedavi edilmesi gerekir. Çoğunlukla stres bu canlıları kış uykusundan uyandırır. Genellikle şehir ortamında telaşlandığımızda, bir şeye canımız sıkıldığında o olayı takip eden saatlerde virüs kendisini göstermeye başlar. Ateşli hastalıklarda bunların belirtilerini ortaya koyar. Bunun dışında güneş altında korumasız kalmakla da ortaya çıkabilir.<br />
<strong> &#8211; Yazın havuzdan da uçuk olabiliyor mu? Yazın havuzdan mikrop kapmakta etken midir?</strong><br />
- Olabilir ama genellikle bu bizim geleneklerimizde var. Birbirimizle karşılaştığımız zaman kucaklaşıp öpüşürüz. Bu geleneklerimiz de hastalığın bulaşmasına öncülük edebilir. Eğer karşıdakinde varsa bizde bu virüsü alabiliriz. Virüs uzun süreli sessiz kalabilir. Ortam ne zaman müsait olursa kendini gösterir ve belirtilerini verir.</p>
<p><strong>- Uçuğun illa dudak kenarlarında çıkması gerekmiyor, vücudun her yerinde çıkabilir değil mi?</strong><br />
- Çoğunlukla yüz bölgesinde görürüz dudak ve burun çevresinde ama vücudun deri ve derinin mukoza bölgelerinde (ağız içi bölgesi gibi) sıklıkla çıkabilir. Ama önemli olan kanser yapabilme riski bulunan o canlıları organizmadan uzaklaştırmaktır. Bunun içinde belirli bir süre tetkikler yapıldıktan sonra hastalarımızı tedavi altına alırız, başarıyla tedavi ettiğimiz sorunlu olan bu kimselerde de kış uykusundan uyanmamak üzere virüsleri yok ederiz.<br />
<strong> &#8211; Bir de genel olarak halk arasında sivilce adıyla bildiğimiz akneler vardır ki aslında en büyük cilt problemlerinden biridir. Sivilceler neden meydana geliyor, tedavi şekli var mı, uzun süreli mi tedavi gerektiriyor?</strong><br />
- Akne Latince sivilce anlamında kullandığımız bir tabirdir. Genellikle ergenlik sivilcesi olarak görülen oluşumlar ergenlik yaşının başlamasıyla birlikte belirli bir devre şiddetli bir şekilde devam ederek ergenlik yaşının bitmesiyle ortadan kalkarlar. Çoğunlukla halk arasında ben ergenlik devrini geçirdim, evlendim, çoluk çocuk sahibi oldum ama hala sivilcelerim çıkıyor diye yakınmalar vardır. Bunlar olabilir. Ama çoğunlukla 12–13 yaş grubundan itibaren ortaya çıkan yağ bezlerinin hastalığıdır. Yağ bezleri vücudumuzda en çok yüzümüzde bulunur. Yaklaşık 3000 tane yağ bezi yüzümüzü kaplar. Bunların 200 tanesinin hastalanması ciddi anlamda sivilce sorununun ortaya çıkmasına sebep olur. Genellikle gençler o yaşlarda haklı olarak böyle sorunları olsun istemezler. Ben şunu hatırlatmak istiyorum: insanlar dudakların birleştiği yerden kulak memesine doğru bir çizgi çekildiğini varsaysın. Bu çizginin üzerinde kalan sivilceleri sıkmayı hiç önermeyiz. Çünkü bu bölgedeki sivilcelerde yüzün o bölgedeki damarlarının beyinle ilişkileri olduğu için iltihabı çok kolay bir şekilde merkezi sinir sistemi dediğimiz beynin olduğu yere iletirler. Ciddi sorunlara yol açarlar. Onun için bunu hiç unutmayalım. İkincisi biz sivilceleri bildiğimiz yöntemlerle sıktığımız zaman iki parmağımızla yandan bastırarak iltihabı boşaltmaya çalışırız. Bu bastırma esnasında yağ bezelerinin yapısını bozarız ve bu bozulmadan dolayı ilerde sivilce geçse bile ya çukur ya da tümsekçik şeklinde bir iz bırakır. Çoğunlukla sivilcelerden arta kalan izler bu tür uygulamaların sonucunda ortaya çıkan belirtilerdir. Tabi leke olarak tabir ettiğimiz derin izler estetik kusur bırakan, canımızı sıkan sonra ortadan kaldırabilmek için binlerce lira para harcadığımız oluşumlar olarak bizi rahatsız eder.<br />
<strong> &#8211; Yazın sıcaklarda yüzde ve ellerde kızarıklıklar oluyor. Bunun nedeni ne olabilir?</strong><br />
- Güneşin verdiği ultraviyole ışıklar (özellikle ultraviyole A ve ultraviyole B ışıkları) bizim için hem yararlı hem de korunmasını bilmezsek zararlı ışıklardır. Ultraviyole B ışıklarının etkisi hemen ortaya çıkar. Bunlar deride kan damarlarını açarak kanın fazla dolaşmasını sağlarken bu hızlı dolaşım belirli bir zaman sonra kaybolabilen ama güneşin altında ısrarcı bir şekilde kalmaya devam edersek sebat eden kızarıklığı oluşturur. Biz buna dermatoloji dilinde eriten adını veriyoruz ve minimal eriten dozu dediğimiz bir değerlendirme de güneşte ne kadar korunmasız kalabileceğimizin ölçüsü olarak karşımıza çıkar. Kullanılan güneş kremlerinin üzerinde 30–50 vb. gibi bazı rakamlar görürüz. Bunlar güneşten koruma derecesini gösteren rakamlardır. Sağlıklı bir insan öğlen saatlerinde deniz kenarında herhangi bir koruma almadan güneş altında kaldığı zaman kızarıklık tarzında bir belirtinin ortaya çıkması için geçen zamana biz minimal eriten dozu deriz. Genellikle buna 2-3 dk. arasında değişir. Uzun süreli korunmasız bir şekilde güneşin altında kalırsak güneş yanıkları oluşur ve hayatı tehdit eder. Hatta ölüm dahi ortaya çıkabilir.<br />
<strong> &#8211; Güneşlenmelerde özellikle sırt bölgelerinde su toplar.</strong><br />
- Onlar genelde ikinci derecede güneş yanığıdır. Ondan sonra o su toplamalar kaybolarak yerlerini lekelere bırakır. Çoğunlukla bu şekilde güneş korumasız yanan kimselerde bunların belirtilerini görürüz. Gençlik yıllarında oluşup da ileriki yaşlarda kahverengi lekelerle tarzında karşımıza çıkar. Bunlarda ilerde kanserin başlangıç zeminin oluşturabilir. Dolayısıyla çok iyi korunulması gerekiyor.<br />
<strong> &#8211; Peki olan lekeleri yok etmek mümkün mü?</strong><br />
- Mümkündür. Günümüzde gelişen teknolojiler bize bu imkânı sağlamıştır. Bunlar için değişik şekillerde tedavi yaklaşımı vardır. Ben lazer ışıkları kullanarak o tür lekeleri tedavi etmeye çalışıyorum. Başarılı bir şekilde de tedavi edebiliyoruz. Burada ışık kaynağı hedef dokusu olan lekeye yöneliyor. Lekeye gönderdiğimiz ışık kaynağı lekeyi yapan boya maddesini parçalıyor. Parçalanana boya maddesi dolaşıma katılıyor. Karaciğer yoluyla veya idrar yoluyla vücut temizleniyor.<br />
<strong> &#8211; Bu anlamda kansere yol açacak lekelerden de kurtulmuş oluyor muyuz?</strong><br />
- Genellikle leke dediğimiz zaman aklımıza çoğunlukla derinin renginden koyu oluşumlar gelir. Bunlarda ya güneş ışıklarından ya da kullandığımız kimyasal maddelerin deriyi güneş ışıklarına karşı hassaslaştırması sonucu veya genetik geçiş gösteren, bir sivilceyi sıktıktan sonra oluşan tahribat gibi nedenlerde karşımıza çıkar. Dolayısıyla bütün bunların tedavi imkânları şimdi var.<br />
<strong> &#8211; Ciltte görülen hastalıkların çoğu karaciğer bozukluğuna bağlı olur diye halk arasında bir inanış vardır. Bu düşünceden yola çıkarak da insanlar doktorlardan duyduklarından çok bu tür inanışlarla hareket ederler. Bu ne kadar doğrudur ya da doğru bildiğimiz bir yanlış mıdır?</strong><br />
- Evet bu doğru bildiğimiz yanlışlardan bir tanesidir. Karaciğerimiz çok sabırlı ve dayanıklı bir organdır. Ama biz onu bozabilmek için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Mesela aspirin hepimizin bildiği çok yararlı bir ilaç ama yapılan araştırmalarda bir aspirin tableti aldığımız zaman aspirinin karaciğeri 6 ay boyunca meşgul ettiğiyle karşı karşıyayız. Aspirini vücuttan atabilmek, zararlı etkilerini ortadan kaldırabilmek için karaciğer geceli gündüzlü 6 ay boyunca çalışıyor. Tabi ki biz aspirini doktor reçetesi olmadan bakkaldan bile alabiliyoruz. İlaç kullanımı çok önemli. Herhangi bir şeyi gerekli olmadıkça bir hekimin önerisi dışı almamak gerekiyor. Deri hastalıkları 300 bin kadar değişik ismin içersinde yer aldığı çok geniş hastalıklar grubudur. Deri çok geniş bir bilim dalı. Dolayısıyla organlara ait deri belirtileri karşımıza çıkar. Bir deri hekimi deriyle ilgili bu konuda en sağlıklı yaklaşımda bulunan en çok bilgiye sahip olan bir hekimdir. Deride kendini gösteren bazı belirtiler vardır ki o belirtileri görmekle kişinin hiç bilgi sahibi olmasak bile şeker hastası olduğunu biliriz. Ya da bir karaciğer hastası, bir safra kesesi rahatsızlığı veya nörolojik bir takım belirtilerinin olduğunu bilerek yorum yaparız. Hatta o hastaların hiç haberleri olmadığı halde bu konuda bilgilendirerek ilgili branş hekimlerine yönlendiririz. Deri böyle bir bilim dalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/bronzlasirken-cilt-kanserine-karsi-dikkatli-olun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cilt kanserinde erken teşhis müjdesi</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/cilt-kanserinde-erken-teshis-mujdesi.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/cilt-kanserinde-erken-teshis-mujdesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Aug 2009 20:00:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[cilt kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[erken tanı]]></category>
		<category><![CDATA[fiber-optik kablolar]]></category>
		<category><![CDATA[kanser tanısı]]></category>
		<category><![CDATA[kanserli hücrelerin taranması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=904</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanlar, cilt kanserinde erken tanı sağlayacak bir cihaz geliştirdi. Cihaz, fiber-optik kablolar kullanılarak, muhtemel kanserli hücrelerin taranmasında çok daha kesin veriler sağlıyor. Skin Cancer Scannning adlı firma tarafından geliştirilen cihazın, halen Petah Tikva’daki Beilinsion hastanesinde klinik testlerden geçirildiği belirtiliyor. Cihazın, cilt kanserinin belirli tiplerinin saptanmasında, hâlihazırda kullanımda bulunan cihazlardan yüzde 92 oranında daha etkili sonuç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, cilt kanserinde erken tanı sağlayacak bir cihaz geliştirdi. Cihaz, fiber-optik kablolar kullanılarak, muhtemel kanserli hücrelerin taranmasında çok daha kesin veriler sağlıyor.<br />
Skin Cancer Scannning adlı firma tarafından geliştirilen cihazın, halen Petah Tikva’daki Beilinsion hastanesinde klinik testlerden geçirildiği belirtiliyor. Cihazın, cilt kanserinin belirli tiplerinin saptanmasında, hâlihazırda kullanımda bulunan cihazlardan yüzde 92 oranında daha etkili sonuç verdiği ifade edildi.<br />
Kanserin en yaygın biçimlerinden biri olan cilt kanserinde, hastalığın belirlenmesinde genellikle iki aşamalı yöntem kullanılıyor. İlk aşamada, doktorca yapılan muayeneden sonra, doktor hastanın risk altında olduğuna inanırsa, ikinci aşamada hastaya biyopsi uygulanıyor. Ancak doktorların muayenesinin kesin olmadığı ve birçok hastaya gereksiz biyopsi uygulandığı da vurgulanıyor.<br />
Skin Cancer Scanning firmasının yöneticisi Yossi Biderman, Haaretz gazetesine yaptığı açıklamada, kesin tanı yöntemlerinin bulunması için milyonlarca dolarlık yatırım yapıldığını, ancak şimdiye kadar güvenilir olan tek aracın bile geliştirilemediğini söyledi.<br />
Yeni teknoloji, kanserli hücrelerin sağlıklı hücrelerden daha hızlı çoğalması ve bu sırada hızlanan metabolik eylemlerin daha yüksek frekansta enerji yayması esasına dayanıyor. Cihaz da hızlanan bu enerjiyi algılıyor.<br />
Biderman, tanıda yüzde 95 düzeylerine erişecekleri beklentisinde olduğunu da belirtti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/cilt-kanserinde-erken-teshis-mujdesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cilt bakımında doğrular ve yanlışlar</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/cilt-bakiminda-dogrular-ve-yanlislar.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/cilt-bakiminda-dogrular-ve-yanlislar.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Aug 2009 13:00:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[cilt bakım kremleri]]></category>
		<category><![CDATA[cilt bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[cilt güzelliği]]></category>
		<category><![CDATA[cilt problemi]]></category>
		<category><![CDATA[göz kremi]]></category>
		<category><![CDATA[gözaltı kremleri]]></category>
		<category><![CDATA[gözeneklerin tıkanması]]></category>
		<category><![CDATA[sıkılaştırıcı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanmayı geciktirici ürünler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=902</guid>
		<description><![CDATA[Günümüz kadını için cilt bakımı vazgeçilmezler arasında yer alıyor. Ancak iş, öyle arkadaş tavsiyesiyle, etraftan duyduklarınızla olmuyor. İyisi mi siz yazımızı okuyup cilt bakımında sık sık karşılaştığımız bilgilerden doğru ve yanlış olanları birbirinden ayırın… Öncelikle su ve tonik dengesini sağlamalısınız. Cildinizin yaklaşık 5,5 seviyesinde pH seviyesine sahiptir. Oysa bu oran suda, kullandığınız suyun sertliğine göre, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüz kadını için cilt bakımı vazgeçilmezler arasında yer alıyor. Ancak iş, öyle arkadaş tavsiyesiyle, etraftan duyduklarınızla olmuyor. İyisi mi siz yazımızı okuyup cilt bakımında sık sık karşılaştığımız bilgilerden doğru ve yanlış olanları birbirinden ayırın…<br />
Öncelikle su ve tonik dengesini sağlamalısınız. Cildinizin yaklaşık 5,5 seviyesinde pH seviyesine sahiptir. Oysa bu oran suda, kullandığınız suyun sertliğine göre, 9,5′e kadar çıkabiliyor. Tonik ise, cildinizin asit seviyesini normale döndürüp, dengeyi sağladığından, su kullanarak bu dengeyi tekrar bozmuş oluyorsunuz.<br />
Piyasada satılan tonikleri daha dikkatli inceleyip kendinize uygun bir tanesini seçebilirsiniz. Bazı kadınlar gece ürünlerini, günlük olarak kullandıklarından daha ağır olmasını isterler ama aslında daha yoğun bir kreme ihtiyaç yoktur.<br />
Belki gündüz kullandığınız kremden daha farklı özelliğe sahip bir ürünü tercih edebilirsiniz, mesela sıkılaştırıcı, ya da yaşlanmayı geciktirici ürünler gibi. Ama bunları da hafif ürünlerden seçebilirsiniz. Hem böylece sanki yastığınız yüzünüze yapışacakmış gibi bir kalıt da bırakmaz.<br />
<strong> Gece ve gündüz ürünler</strong><br />
Gündüz ve gece ürünleri farklı olmalı. Bu yanlış bir bilgidir. Eğer cilt probleminiz yoksa tek yapmanız gereken bunu korumak için cilt bakımı yapmanız.</p>
<p>Kullandığınız ürünleri de günde iki kez kullanabilirsiniz. Bazıları SPF içeren ürünleri gece kullanmak istemez ama aslında bunda problem yoktur. Eğer çok az makyaj yapıyor, ya da kullandığınız temizleyicinin makyajınızı nazikçe ve tamamen temizlediğini düşünüyorsanız, o zaman sorun yok. Yüzünüzü yıkayıp, kurular, uygun toniği kullanırsanız, sorun kalmaz.<br />
<strong> Çok her zaman iyidir</strong><br />
Cilt, bir üründen sadece belli miktarları kabul eder ve bunun fazlası buharlaşıp heba olur. Ürünün tamamı cilde nüfuz etse, gerekenden fazlasının gidebileceği bir yer yoktur. Bu da, gözeneklerin tıkanmasına ve birikimlere sebep olur. Bu nedenle ürünü az sürün. Fazlasına ihtiyacınız varsa ekleyebilirsiniz.<br />
Göz kremi göz bölgesinin tamamına sürülmelidir. Hiç de iyi bir fikir sayılmaz. Göz kremi, yüz kreminden çok farklıdır. Cildin içine nüfuz etmez, yüzeye yayılır. Sürdüğünüz miktar, bir pirinç tanesinden fazla olmamalıdır. Üstelik de bu miktar, iki göz için birden kullanılan miktardır. Gündüz, sadece gözaltına sürüp, gece de tüm göz çevresine sürün.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/cilt-bakiminda-dogrular-ve-yanlislar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadife gibi bir cildin sırları</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/kadife-gibi-bir-cildin-sirlari.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/kadife-gibi-bir-cildin-sirlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Aug 2009 08:00:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[akşam bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[cilde parlaklık vermek]]></category>
		<category><![CDATA[cilt bakımının sırları]]></category>
		<category><![CDATA[cilt masajı]]></category>
		<category><![CDATA[cilt maskeleri]]></category>
		<category><![CDATA[cilt sıkılaştırmak]]></category>
		<category><![CDATA[gözenekleri sıkılaştırmak]]></category>
		<category><![CDATA[kadife ciltler]]></category>
		<category><![CDATA[parlak cilt]]></category>
		<category><![CDATA[sabah bakımı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=900</guid>
		<description><![CDATA[Cilt bakımı için doğal ve bitkisel karışımları uygulayabilirsiniz. Bitkilerle cilt bakımı hem sağlıklı hem de doğal olduğu için bayanların kozmetik ürünlere alternatif olarak her zaman tercih ettiği bir bakım yöntemi olmuştur. Yüz ve boyun dış etkenlerden çok fazla etkilenir. Yüzümüzün cilt yapısı elimizin cilt yapısına benzer. Fakat yüzümüzün cildinin elimizin cildine göre başka sorunları da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cilt bakımı için doğal ve bitkisel karışımları uygulayabilirsiniz. Bitkilerle cilt bakımı hem sağlıklı hem de doğal olduğu için bayanların kozmetik ürünlere alternatif olarak her zaman tercih ettiği bir bakım yöntemi olmuştur.<br />
Yüz ve boyun dış etkenlerden çok fazla etkilenir. Yüzümüzün cilt yapısı elimizin cilt yapısına benzer. Fakat yüzümüzün cildinin elimizin cildine göre başka sorunları da vardır. Siyah noktalar, sivilceler, yağlanmalar veya kurumalar, kırışıklık gibi. Bunlar cildin gerçek ve en büyük düşmanıdır. Herkes normal bir cilde sahip olmak ister. Fakat cilt ister normal, ister yağlı, ister kuru olsun asıl önemli olan cilt bakımını bilmek ve cildimizi korumaktır.<br />
<strong> Sabah bakımı</strong><br />
İlk olarak sabah kalktığınızda su ve sabunla cildinizi iyice yıkayın ve yumuşak bir havlu ile kurulayın. Bir süre sonra yani cilt kuruduktan sonra tonikle temizleyin. Yüzünüzü temizlediğiniz pamuğa baktığınızda çok şaşıracaksınız. Az önce cildinizi sabunla temizlememiş gibi pamuk kirlenir. Çünkü sabun toniğin ulaşabildiği kadar cildin derinine ulaşıp oradaki kirleri temizleyemez. Cildinizi temizledikten sonra mutlaka cildinize uygun bir nemlendirici krem sürün fakat cildiniz kuru dahi olsa kreminiz çok yağlı olmasın. Sabah yaptığınız bu basit cilt bakımı cildinizi ve boynunuzu gün boyu dış etkenlerden korur ve cildinize güzellik kazandırır.<br />
<strong> Akşam bakımı</strong><br />
Akşam bakımı da sabah bakımına benzer. Özellikle makyajlıysanız yüzünüzü ve boynunuzu önce sabunla yıkayın, daha sonra tonik veya losyon, bunlar yoksa süt ile iyice silerek temizleyin. Yüzünüzde fondöten veya pudra artığı bırakmayın. Daha sonra cildinize sabah kullandığınızdan biraz daha yağlı bir nemlendirici krem sürün. Kreminizi cildinizin yapısına göre seçmeye özen gösterin. Evet, hepsi bu. Basit, ekonomik ve gerçekten faydalı.<br />
<strong> Kadife gibi bir cilt için</strong></p>
<p>Cildinize uyguladığınız sabah ve akşam bakımının yanında haftada bir kez uygulayabileceğiniz bazı doğal maskeler yardımıyla da cilt bakımı yapabilirsiniz. 1 adet yumurtanın beyazını iyice çırparak kabartın. İçine bir komposto kaşığı bal ile birkaç damla bademyağı ilave edin. Bu karışımı krema haline gelinceye kadar çırpın (eğer cildiniz kuru ise badem yağını birkaç damla daha fazla katabilirsiniz). Hazırladığınız kremi sabahları yüzünüze sürüp 1-2 saat bekleyin ve daha sonra yüzünüzü ılık suyla silin.(haftada bir kez uygulayabilirsiniz). tane muzu soyup iyice ezin ve bunu yüzünüze sürüp 15 dakika bekletin. Daha sonra yüzünüzü su ile yıkayın ve yumuşak bir havlu ile kurulayın ve nemlendirici krem sürün (haftada bir kez uygulayabilirsiniz).<br />
<strong> Cilde parlaklık vermek için</strong><br />
1 kaşık bal ile 1 yumurtanın akını iyice çırpıp yüzünüze sürün. 15 dakika bekledikten sonra avuç içlerinizi 4-5 kere yüzünüze bastırıp çekin. Daha sonra yüzünüzü soğuk su ile yıkayın. Aynı miktarlarda avokado yağı, buğday yağı, saf zeytinyağı ve 2 yemek kaşığı balı iyice karıştırıp cildinize sürün. 10-15 dakika bekledikten sonra cildinizi ılık su ile yıkayın.<br />
<strong> Cildinizdeki gözenekleri sıkılaştırmak için</strong><br />
2-3 yemek kaşığı killi toprak ile 2 tane havucun suyunu karıştırıp yüzünüze sürün. 1 saat bekledikten sonra yüzünüzü soğuk su ile yıkayın. 1 litre maden suyuna 1 tutam lavanta çiçeği, 1 tutam ısırgan yaprağı, 1 tutam kırlangıç otu atıp 2 gün bekletin. Sonra bu su ile yüzünüzü silin. 30 dakika bekledikten sonra ılık su ile yüzünüzü yıkayın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/kadife-gibi-bir-cildin-sirlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Stres cilt güzelliğini bozuyor</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/stres-cilt-guzelligini-bozuyor.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/stres-cilt-guzelligini-bozuyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Aug 2009 03:00:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[cilt bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[cilt güzelliği]]></category>
		<category><![CDATA[cilt temizliği]]></category>
		<category><![CDATA[dirençli akneler]]></category>
		<category><![CDATA[güzel ciltler]]></category>
		<category><![CDATA[kıyafet seçimi]]></category>
		<category><![CDATA[sivilceler]]></category>
		<category><![CDATA[sivilcelerden kurtulmak]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=898</guid>
		<description><![CDATA[Birçok sağlık sorununa neden olan stres, cildi de olumsuz etkiliyor. Stresin nelere yol açtığını tek tek yazmaya kalksak, inanın sayfalar yetmez. Her türlü sağlık sorununda önemli bir rolü bulunan stresin, dış görünüşünüz üzerinde de önemli etkileri var. Aknelerin nedeni, hormonal dengesizliktir. Ancak, bu dengesizlik her durumda kendisini göstermez. Akne oluşumu, yoğun stres altında olduğunuz dönemlerde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Birçok sağlık sorununa neden olan stres, cildi de olumsuz etkiliyor. Stresin nelere yol açtığını tek tek yazmaya kalksak, inanın sayfalar yetmez. Her türlü sağlık sorununda önemli bir rolü bulunan stresin, dış görünüşünüz üzerinde de önemli etkileri var.<br />
Aknelerin nedeni, hormonal dengesizliktir. Ancak, bu dengesizlik her durumda kendisini göstermez. Akne oluşumu, yoğun stres altında olduğunuz dönemlerde görülür.<br />
<strong> Her gün temizlenmeli</strong><br />
Stresten arındıkça, aknelerin de azaldığı görülecektir. Ancak çoğu zaman, doğrudan tıbbi müdahale gerekli olacaktır. Etkili bir tedavi olarak, vücudun akneli bölgeleri her gün salisilik asit içeren temizleyicilerle temizlenmelidir. Deri dökülmelerini önlemek amacıyla da tedaviye uygun nemlendiriciler kullanılmalıdır.<br />
<strong> Dirençli akneler</strong><br />
Vücut akneleri tedaviye karşı yüz aknelerinden daha dirençlidir. Çünkü vücut derisi, yüzümüzdeki deriden daha kalındır ve bu nedenle tedavinin vücut aknelerine nüfuz etmesi daha zordur.<br />
Derinin kalınlığına ek olarak, terleme de vücut akneleriyle baş etmeyi güçleştiren etkenlerden biridir. Özellikle vücudu sıkı saran sentetik kıyafetler teri ememezler ve bu ter ciltteki yağla birleşerek bir tabaka oluşturur. Bu tabaka ciltteki gözeneklerin tıkanmasına ve böylece akne oluşumuna yol açar.<br />
<strong> Pamuklu kıyafetler</strong><br />
Tedavi sırasında da durum aynıdır. Akneyle mücadele ederken, akneyi oluşturan bu türden sebepleri de ortadan kaldırmak gerekiyor. Bu yüzden, tedavinin başarısı için sentetik ve vücuda sıkıca temas eden kıyafetler yerine pamuklu, teri emen kıyafetleri tercih edin ve terledikten sonra hemen duş alın. Ama hepsinden önemlisi, stresten mümkün olduğunca uzak durmaya çalışın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/stres-cilt-guzelligini-bozuyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Badem maskesiyle cildiniz canlansın</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/badem-maskesiyle-cildiniz-canlansin.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/badem-maskesiyle-cildiniz-canlansin.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Aug 2009 22:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[badem maskesi]]></category>
		<category><![CDATA[canlı ciltler]]></category>
		<category><![CDATA[cildi canlandırmak]]></category>
		<category><![CDATA[cilt güzelliği]]></category>
		<category><![CDATA[cilt masajı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=896</guid>
		<description><![CDATA[Her cilt tipine uygun olan badem sütü, kan dolaşımını düzenler ve cildi gererek canlandırır. Bu krem sayesinde pürüzsüz bir cilde sahip olabilirsiniz. Malzemeler - 50 gram soyulmuş badem - 10 gram yulaf unu - 10 gram portakal aroması - Bir miktar süt. Badem maskesinin hazırlanışı Bademleri iyice dövün. Ardından ılık su katarak karışım haline getirin. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her cilt tipine uygun olan badem sütü, kan dolaşımını düzenler ve cildi gererek canlandırır. Bu krem sayesinde pürüzsüz bir cilde sahip olabilirsiniz.<br />
<strong> Malzemeler</strong><br />
- 50 gram soyulmuş badem<br />
- 10 gram yulaf unu<br />
- 10 gram portakal aroması<br />
- Bir miktar süt.</p>
<p><strong>Badem maskesinin hazırlanışı</strong><br />
Bademleri iyice dövün. Ardından ılık su katarak karışım haline getirin. Karışımın kaşıktan ayrılması zor olana kadar yoğurmaya devam edin. Yoğurma işleminden sonra karışıma yulaf unu ve portakal aromasını da katarak 1 saat bekletin. Karışım dinlendikten sonra süt katın ve bir macun kıvamına gelmesini sağlayın.<br />
<strong> Badem maskesinin kullanımı<br />
</strong> Bu karışımı yüzünüze sürüp, yumuşak hareketlerle masaj yapın ve en az yarım saat etkisini göstermesini bekleyin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/badem-maskesiyle-cildiniz-canlansin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güneş lekelerini ihmal etmeyin</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/gunes-lekelerini-ihmal-etmeyin.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/gunes-lekelerini-ihmal-etmeyin.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Aug 2009 20:00:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bronzlaşma]]></category>
		<category><![CDATA[cilt güzelliği]]></category>
		<category><![CDATA[deri kanserleri]]></category>
		<category><![CDATA[güneş lekeleri]]></category>
		<category><![CDATA[güneş yanığı]]></category>
		<category><![CDATA[güzel cilt]]></category>
		<category><![CDATA[kızarma]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı cilt]]></category>
		<category><![CDATA[Ultraviyole A ışınları]]></category>
		<category><![CDATA[Ultraviyole B ışınları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=891</guid>
		<description><![CDATA[Güneş, yaydığı Ultraviyole A, Ultraviyole B ışınları nedeniyle cilt hücrelerini bozduğu için oldukça zararlı. Ultraviyole A ve Ultraviyole B ışınlarını birçok kişi ismen biliyor. Ancak bu ışınların özelliği, birbirinden farkı ya da benzerliği pek bilinmiyor. Ultraviyole A ışınları yeryüzüne ulaşan ancak ozon tabakasında süzülmeyen ışınlar arasında yer alıyor. Bu nedenle güneş ışığı içinde Ultraviyole B’ye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Güneş, yaydığı Ultraviyole A, Ultraviyole B ışınları nedeniyle cilt hücrelerini bozduğu için oldukça zararlı. Ultraviyole A ve Ultraviyole B ışınlarını birçok kişi ismen biliyor. Ancak bu ışınların özelliği, birbirinden farkı ya da benzerliği pek bilinmiyor.<br />
Ultraviyole A ışınları yeryüzüne ulaşan ancak ozon tabakasında süzülmeyen ışınlar arasında yer alıyor. Bu nedenle güneş ışığı içinde Ultraviyole B’ye göre 1000 kat daha yoğun olarak bulunuyorlar. Bulutlardan ve camdan geçme özelliğine sahip.<br />
Ultraviyole ışınları derinin alt tabakasına etki ettikleri için, bronzlaşma gelişiyor. Ultraviyole B ışınları ise yeryüzüne ulaşarak güneş yanığına veya kızarmaya neden oluyor. Üstelik bu ışınlar derideki hücrelerde, bağ dokusunda ve deri damarlarındaki hasarın başlıca sebebi.<br />
Her ne kadar uzun yıllar Ultraviyole B ışını daha zararlı olarak bilinse de yapılan araştırmalar Ultraviyole A ışınlarının daha zararlı olduğunu ortaya koyuyor.<br />
Bugün ultraviyolenin, deri kanserlerine neden olduğu biliniyor. Bu sebeple özellikle güneş altında çalışan insanlar ve deniz kenarında bronz bir ten uğruna saatler boyunca güneşlenen kişiler risk altında.<br />
Acıbadem Hastanesi Bakırköy Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Rıfkiye Küçükoğlu ışınların diğer etkileri ile ilgili şunları söylüyor:<br />
“Uzun süre güneşe maruz kalma, derinin bağ dokusunu etkileyeceğinden, kronik hasarlanma sonucu, erken deri yaşlanması ortaya çıkacaktır.</p>
<p>Güneş ışınları pigment hücrelerini de etkilediğinden istenmeyen ciltler veya lekelerin oluşması kaçınılmazdır. Diğer taraftan güneş ışınları, bağışıklık sistemini zayıflatmakta bunun sonucunda enfeksiyonlara direnci azaltmaktadır.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/gunes-lekelerini-ihmal-etmeyin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Suya fazla dokunmak egzamaya yol açabilir</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/suya-fazla-dokunmak-egzamaya-yol-acabilir.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/suya-fazla-dokunmak-egzamaya-yol-acabilir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Aug 2009 03:00:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[alerji]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı terleme]]></category>
		<category><![CDATA[cilt kuruluğu]]></category>
		<category><![CDATA[çok yıkanmak]]></category>
		<category><![CDATA[egzama]]></category>
		<category><![CDATA[egzamanın nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[egzamanın zararları]]></category>
		<category><![CDATA[sabunla yıkanmak]]></category>
		<category><![CDATA[sık duş almak]]></category>
		<category><![CDATA[suyla fazla temas]]></category>
		<category><![CDATA[vücut hijyeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=889</guid>
		<description><![CDATA[Terleten sıcakların bastırması insanları çok sık duş almaya yöneltiyor. Uzmanlar, suya ve sabuna gereğinden fazla dokunmanın kuruluktan egzamaya kadar çeşitli cilt hastalıklarına yol açabileceği konusunda uyarıyor. Günlük yaşantımızda, hem sosyal ilişkiler hem de sağlık açısından en önemli detayların başında hijyen geliyor. Havaların iyice ısınmaya başladığı bahar günlerinde hem çeşitli alerjilerden korunmak hem de terleme gibi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Terleten sıcakların bastırması insanları çok sık duş almaya yöneltiyor. Uzmanlar, suya ve sabuna gereğinden fazla dokunmanın kuruluktan egzamaya kadar çeşitli cilt hastalıklarına yol açabileceği konusunda uyarıyor.<br />
Günlük yaşantımızda, hem sosyal ilişkiler hem de sağlık açısından en önemli detayların başında hijyen geliyor. Havaların iyice ısınmaya başladığı bahar günlerinde hem çeşitli alerjilerden korunmak hem de terleme gibi sorunlara maruz kalmamak için yüzümüzün ve vücudumuzun hijyenine büyük özen göstermemiz gerekiyor. Ancak temizlikte aşırıya kaçmak da, birtakım sorunlarla karşılaşılmasına yol açabiliyor.<br />
Cilt Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Bayazıt, tepeden tırnağa hijyenle ilgili en çok merak edilen soruları yanıtladı:<br />
<strong> Yüzümüzü hangi sıklıkta yıkamalıyız?</strong><br />
Yüz yıkama ihtiyacı kişinin yaşam şekline ve yaşına bağlı olarak değişir, örneğin bebekler için böyle bir ihtiyaç yoktur. Oyun çağı çocuklarında, yüz günde birkaç kez yıkanabilir. Erişkinlerin ise eğer çok kirli ortamlarda bulunmuyorlarsa, yüzlerini günde iki kez yıkamaları yeterli olacaktır.<br />
<strong> Sabununuzu kimseyle paylaşmayın</strong><br />
<strong> Yüzümüzü yıkarken ne tür ürünler kullanmamızı öneriyorsunuz?</strong><br />
Sıvı sabunlar ve jeller, hijyen açısından iyi bir çözümdür ancak içerdikleri aktif sa bun miktarının çok olduğu durumlarda fazla yıkama tahrişle sonuçlanabilir. Bunun yerine, özellikle kadınların yüz temizliğinde lipid (yağ) içermeyen temizleyici losyonları kullanmaları gerekir. Bu tür ürünler, ciltte nemlendirici bir etki bırakır ve makyaj temizliği için de kullanılabilir. Nemlendirici mineral ve asit içeren sıvı temizleyiciler de tercih edilebilir. Genel olarak cildi çok kuru ve hassas olan kişilerin temizleyici losyon, yağlı cilde sahip olanların kurutucu jel, karma cilde sahip olanların ise nemlendiricili bir losyonla cilt temizliği yapmaları önerilebilir.</p>
<p>Sabunla yıkanabilir miyiz?<br />
Geleneksel olarak kullanılan kalıp sabunlar hem hijyenik açıdan hem de alkali olmaları nedeniyle tercih edilmemelidir. Bu sabunların birçok kişi tarafından ortaklaşa kullanılması, çeşitli mikropların kişiden kişiye bulaşmasına yol açabilir. Ancak bazı kalıp sabunlar özel nemlendirici içerir ya da PH oranları nötr olarak ayarlanmıştır, örneğin; büyük kozmetik markalarının ürettiği özel ürünler böyledir. Bunlar, tek kişi tarafından kullanılabilir. Ayrıca cildin yağını alıp kurutucu etki gösteren ürünler de, sadece cildi çok yağlı olan kişiler tarafından tercih edilmelidir.<br />
<strong> Çok yıkanmak cildinizi kurutabilir</strong><br />
<strong> Hangi sıklıkta duş almamız gerekiyor?</strong><br />
Bu sorunun yanıtı, çalışma ve yaşama şartlarımıza göre değişiklik gösterir. Alışkanlıklar da çok önemli bir faktördür. Belirli bir standardı yoktur. Şahsi fikrim; her gün temizlenilmesi gerektiği yönünde. Ancak tıbben belirlenmiş bir sayı yoktur.<br />
<strong> Duş ve banyo sırasında hangi ürünlerden faydalanmalı, hangilerinden kaçınmalıyız?</strong><br />
Sıvı sabunlar ve jeller, duş ve banyo için en kullanışlı ve faydalı ürünler arasında yer almaktadır.<br />
<strong> Çok fazla duş alır veya banyo yaparsak, hangi sağlık veya estetik sorunlarıyla karşılaşabiliriz?</strong><br />
Aşırı derecede yıkanmanın en doğal sonucu, özellikle kışın oluşan aşırı cilt kuruluğudur. Bu nedenle, her banyo sonrasında özellikle bacakları ve bel bölgesini nemlendirici kremlerle beslemek gerekir. Yüzü gereğinden fazla yıkamanın sonucunda ise, cildin yağ yani lipid tabakasında aşırı azalma oluşabilir. Bunun doğal bir uzantısı olarak da ciltte kuruluk ve bunu takiben de egzama gelişebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/suya-fazla-dokunmak-egzamaya-yol-acabilir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Elleriniz güzelliğinizi gölgelemesin</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/elleriniz-guzelliginizi-golgelemesin.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/elleriniz-guzelliginizi-golgelemesin.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 Aug 2009 22:00:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çatlaklardan kurtulmak]]></category>
		<category><![CDATA[çatlakları önlemek]]></category>
		<category><![CDATA[cilt bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[cilt güzelliği]]></category>
		<category><![CDATA[cilt lekeleri]]></category>
		<category><![CDATA[cilt masajı]]></category>
		<category><![CDATA[doku kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[el masajı]]></category>
		<category><![CDATA[ellere masaj]]></category>
		<category><![CDATA[ellerin bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[lekeleri yok etmek]]></category>
		<category><![CDATA[non invazif lazer]]></category>
		<category><![CDATA[peeling]]></category>
		<category><![CDATA[ü]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlılık belirtileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=887</guid>
		<description><![CDATA[Bir insanın yaşlandığını sadece yüzündeki çizgilerin ve göz çevresindeki kırışıklıkların ele verdiğini zannediyorsanız, yanılıyorsunuz. Her ne kadar yaşlanma belirtileri öncelikle yüzde ortaya çıksa da, uzmanlar bir kişinin ellerinin de yaşını gözler önüne serdiğini söylüyor. Çoğu insan yüzündeki yaşlılık belirtilerini bakım işlemleri ya da estetik operasyonlarla gidermeye çalışsa da, aynı hassasiyeti ellerine göstermiyor. Gün içinde en [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir insanın yaşlandığını sadece yüzündeki çizgilerin ve göz çevresindeki kırışıklıkların ele verdiğini zannediyorsanız, yanılıyorsunuz. Her ne kadar yaşlanma belirtileri öncelikle yüzde ortaya çıksa da, uzmanlar bir kişinin ellerinin de yaşını gözler önüne serdiğini söylüyor.<br />
Çoğu insan yüzündeki yaşlılık belirtilerini bakım işlemleri ya da estetik operasyonlarla gidermeye çalışsa da, aynı hassasiyeti ellerine göstermiyor. Gün içinde en çok kullandığımız organımız olan eller, el bebek gül bebek bir muamele ile el üstünde tutulmayı hak ederken; çoğunlukla ele güne karşı yapayalnız ve bakımsız kalıyor.<br />
<strong> Ellerinizi gençleştirin</strong><br />
Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu, sadece birkaç basit işlemle yıllara meydan okuyan bir gençlik, sağlık ve güzellikte ellere sahip olunabileceğini söylüyor. Ellere uygulanabilen estetik yöntemler arasında başı, lazer ile cilt gençleştirme çekiyor. ‘Non invazif lazer’ adını taşıyan bu işlem sayesinde, ciltteki hücreler yenileniyor. Böylece eller çok daha sıkı ve genç bir yüzeye sahip oluyor. El üzerindeki sarkmalar da yok oluyor. Sadece üç seanstan sonra gözle görülür bir etki yaratan bu uygulama, herhangi bir yan etkiye yol açmıyor. Ciltte ağrı, tahriş ya da kızarıklık yaratmıyor.<br />
<strong> Peeling lekeleri yok ediyor</strong><br />
Sağlıklı ve genç ellere sahip olmayı sağlayan bir diğer uygulama ise peeling. Bu işlem sırasında ellerin üst derisi soyuluyor ve derinin kendini yenilemesi sağlanıyor. Peeling, ellerdeki kırışıklıkları ve güneşin yol açtığı lekeleri de yok ediyor. Peeling uygulamaları sırasında ‘gren peel’ adı verilen bitkisel malzemelerin kullanıldığını belirten Prof. Dr. Kışlaoğlu, şunları ekliyor:<br />
“Bitkisel peeling, kimyasallar kimyasallardan ve sentetik maddelerden arınmış olduğu için cilde zarar vermiyor. Bazı peeling türlerinde meydana gelen pigmentasyonlar, bitkisel uygulamalarda hemen hemen hiç olmuyor. Orta derinlikte bir soyma yapan bu peeling; diğer peeling türlerine nazaran daha çabuk iyileşerek, uygulama yapılan kişilerin iş ve zaman kaybına neden olmuyor. Beş gün tamamlandığında cilt, belirgin derecede daha genç ve parlak görünüyor.”<br />
<strong> Doku kaybını giderebilirsiniz</strong><br />
Eğer ellerinizin yüzeyinde yaşlılığa bağlı bir doku kaybı varsa, bunu hazır dolgu malzemesi uygulaması ya da lipofilling yöntemi ile düzeltebilirsiniz. Hazır dolgu maddeleri uygulaması, cilde anestezik bir krem sürüldükten sonra beş dakika içinde ince bir iğne yapılarak gerçekleştiriliyor. Çalışan kişiler bu uygulamayı öğle tatilinde bile yaptırabiliyor. Kişinin özellikle karın bölgesinden alınan yağ dokusunun istenilen bölgeye enjeksiyonu olan lipofilling yöntemi ise; 3-4 ay sonra ellerde gözle görülür bir gençleşme yaratıyor.<br />
<strong> Çatlakları önlemek için eldiven takın</strong><br />
Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu, kış aylarında ellerin soğuk hava ve rüzgâr nedeniyle kuruduğuna dikkat çekiyor ve havanın bu negatif etkilerinden korunmak için eldiven takmanın şart olduğunu söylüyor.<br />
Kışlaoğlu konuyla ilgili olarak şu açıklamalarda bulunuyor:<br />
“Eğer el kurumasına karşı önlem alınmazsa, ellerde çatlama meydana gelir. Kışın eldiven takmadan dışarıya çıkmak, ciddi ağrılar yapan çatlaklara yol açabilir. Çatlayan ellerin iyileşmesi için ise düzenli olarak bir bakım kremi kullanmak gerekir. Fazla sıcak ve soğuk su, deterjanlar ve evde kullanılan diğer temizlik ürünleri de ellerin yıpranmasına yol açar. Suyla yapılacak işlerde lastik eldiven, ev işlerinde ise pamuklu eldiven kullanmak gerekir. Ayrıca elleri ıslattıktan sonra iyice kurulamak ve ardından el kremi ya da losyon sürmek de şarttır.”<br />
<strong> Yatmadan önce masajla şımartın</strong><br />
El sağlığının korunmasında masaj yapmak da önemli bir rol oynuyor. Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu, haftada bir kere ellere çok yağlı kremle masaj yapılmasını tavsiye ediyor ve ekliyor:<br />
“Masaj sırasında, her parmağın ucundan başlanarak dibine kadar iyice sıvazlanması gerekir. Ayrıca avuçlara ve el üstüne de yumuşakça masaj yapılmalıdır. Bunun için en uygun zaman ise gece yatmadan önceki süreçtir. El üstlerine sürülen parafin de, gözeneklerin açılmasında ve rahatlamada önemli bir rol oynar.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/elleriniz-guzelliginizi-golgelemesin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cilt çatlakları için yapılabilecekler</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/cilt-catlaklari-icin-yapilabilecekler.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/cilt-catlaklari-icin-yapilabilecekler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 Aug 2009 20:00:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı kilo]]></category>
		<category><![CDATA[çatlaklar]]></category>
		<category><![CDATA[cilt bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[cilt çatlakları]]></category>
		<category><![CDATA[cilt güzelliği]]></category>
		<category><![CDATA[kakao yağı]]></category>
		<category><![CDATA[kilo almak]]></category>
		<category><![CDATA[kilolu olmak]]></category>
		<category><![CDATA[yağlanmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=885</guid>
		<description><![CDATA[Çatlaklar, kozmetik dünyasında daima önemini koruyan bir konudur. Tabii yalnız kozmetik dünyasını değil, birçoğumuzu düşündüren, güç durumda bırakan bir sorundur. … Çatlaklar, kozmetik dünyasında daima önemini koruyan bir konudur. Tabii yalnız kozmetik dünyasını değil, birçoğumuzu düşündüren, güç durumda bırakan bir sorundur. Bunlar hızlı kilo alıp verme, gebelik, kortizon kullanımı, hormonal nedenlerle oluşabilir. Kadınlarda olduğu gibi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çatlaklar, kozmetik dünyasında daima önemini koruyan bir konudur. Tabii yalnız kozmetik dünyasını değil, birçoğumuzu düşündüren, güç durumda bırakan bir sorundur. …<br />
Çatlaklar, kozmetik dünyasında daima önemini koruyan bir konudur. Tabii yalnız kozmetik dünyasını değil, birçoğumuzu düşündüren, güç durumda bırakan bir sorundur. Bunlar hızlı kilo alıp verme, gebelik, kortizon kullanımı, hormonal nedenlerle oluşabilir. Kadınlarda olduğu gibi erkeklerin de başına gelebilir. Ayrıca hem beyaz hem esmer ciltlerde ortaya çıkabilir.<br />
<strong> Gebeliklerde oluşur</strong><br />
Kilo alınca gerilen, alışılmadık ölçüde genişleyen ve sınırları zorlanan deri dokuları çatlayıverir ve beyaz çizgilerle dolar. En kolay etki altında kalan yerler mide, karın, kollar, bacaklar, göğüsler ve kalçalardır. Neredeyse bütün gebeliklerde, en azından karın bölgesinde çatlamalar oluşur. Çatlakları önlemek, tedavi etmekten daha kolaydır. En azından ilk belirtileri görüldüğünde bir şeyler yapmaya çalışırsak, başarı şansımız çok daha yüksek olur. Özellikle gebelik çatlakları, henüz pembe veya mor renkte iken, tedavi edilmeleri mümkündür. Beyazlaştıktan sonra iş işten geçmiş olabilir.<br />
<strong> Suya doyurun</strong><br />
Özellikle vücudunuzda yapısal olarak yağ çıkıntıları varsa, kilo aldığınızda en fazla bu kısımlar yağ toplar ve deri içeriden gelen basınca dayanamayıp çatlar. Ona bol bol nem vermek, deriyi içten ve dıştan suya doyurmak, esnekliğini arttırmak gerekir.</p>
<p>Kremler ve losyonlar önemlidir. Aloe vera, A ve E vitaminleri, kakao yağı çatlamaya niyeti olan ciltleri korurlar. Onu nemlendirirler, beslerler ve sağlıklı hücrelerin çoğalmasına yardımcı olurlar. Bunları uygulamadan önce hafif bir peeling yaparsanız cilde nüfuz etmelerini kolaylaştırırsınız.<br />
<strong> Gerçekçi olmalıyız</strong><br />
Çatlakların tedavisi için ne yazık ki henüz kesin bir çözüm bulunabilmiş değil. Çatlağın rengi, yüzeyin gerginliği, çatlağın kaç senedir var olduğu göz önüne alınarak birçok yöntem denenmektedir. Mikrodermabrazyon, Foto IPL, Fraksel lazer ve karbondioksit tedavileri çatlak tedavisinde etkin olarak kullanılmaktadır. Bu yöntemler doğumdan kısa bir süre sonra uygulandığında, çatlakları gidermekte veya azaltmakta başarılı olmaktadır.<br />
Beyaz tenlerde fraxel lazer gayet iyi sonuçlar veriyor. Esmerlerde TCA peeling ve karboksi terapi daha etkili oluyor. Öte yandan kozmetik boyama, lazer cerrahi gibi farklı uygulamalar da yapılmaktadır.<br />
Kremlere gelince… Bunların en iddialısı, içinde peptid hormonu olanlardır. Buna rağmen, esas olarak çatlakların yeni başladığı dönemlerde yardımcı olmaktadır. Bazı durumlarda liposuction ile veya doğrudan cerrahi kesi ile sorunlu bölgeler azaltılabilmektedir. Özetle… Siz fazla kilo alıp vermekten kaçının ve çatlaklarla karşılaşırsanız gecikmeden bir dermatoloğa başvurun.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/cilt-catlaklari-icin-yapilabilecekler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Daha güzel görünme formülleri</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/daha-guzel-gorunme-formulleri.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/daha-guzel-gorunme-formulleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 Aug 2009 13:00:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ağız gargarası]]></category>
		<category><![CDATA[akan makyajı temizlemek]]></category>
		<category><![CDATA[bitki yağı]]></category>
		<category><![CDATA[çatlak dirsekler]]></category>
		<category><![CDATA[çatlak topuklar]]></category>
		<category><![CDATA[diş estetiği]]></category>
		<category><![CDATA[diş güzelliği]]></category>
		<category><![CDATA[göz kalemi]]></category>
		<category><![CDATA[göz kremi]]></category>
		<category><![CDATA[güzel dişler]]></category>
		<category><![CDATA[kaş bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[kaş güzelliği]]></category>
		<category><![CDATA[kırmızı ruj]]></category>
		<category><![CDATA[koltuk altı]]></category>
		<category><![CDATA[koltuk altına peeling]]></category>
		<category><![CDATA[makyajın akması]]></category>
		<category><![CDATA[parlak saçlar]]></category>
		<category><![CDATA[peeling]]></category>
		<category><![CDATA[pişik]]></category>
		<category><![CDATA[pişik kremi]]></category>
		<category><![CDATA[sivilcelerden kurtulmak]]></category>
		<category><![CDATA[uçuğa çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[uçuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=883</guid>
		<description><![CDATA[Çok basit formüllerle daha güzel görünmek mümkün. Örneğin diş macunu yardımıyla sivilcenizi küçültebilir, sirke sayesinde de parlak saçlara kavuşabilirsiniz. Akan makyajınızı düzeltin Makyajınızı yeniden yapmak için zamanınız yoksa bir kulak pamuğunu makyaj temizleyicisine batırın ve makyajınızın yalnızca akmış veya bulaşmış bölgelerini silin. Tırnağınızı yapıştırın Kırıldığı zaman tırnağınızı koparmak yerine, bir damla Japon yapıştırıcısını kırıldığı yere [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çok basit formüllerle daha güzel görünmek mümkün. Örneğin diş macunu yardımıyla sivilcenizi küçültebilir, sirke sayesinde de parlak saçlara kavuşabilirsiniz.<br />
<strong> Akan makyajınızı düzeltin</strong><br />
Makyajınızı yeniden yapmak için zamanınız yoksa bir kulak pamuğunu makyaj temizleyicisine batırın ve makyajınızın yalnızca akmış veya bulaşmış bölgelerini silin.<br />
<strong> Tırnağınızı yapıştırın</strong><br />
Kırıldığı zaman tırnağınızı koparmak yerine, bir damla Japon yapıştırıcısını kırıldığı yere damlatın. Üzerine en sevdiğiniz ojeden yoğun bir tabaka sürün. Kırık çizgiyi kamufle etmek için kırmızı, bordo veya mercan gibi mat renkleri tercih edin.<br />
<strong> Kırmızı ruju dağıtmayın</strong><br />
Kırmızı ruju ovalayarak çıkarmak, rujun ağız çevresine dağılıp, kötü görünmesine sebep olur. Bunun yerine, küçük bir makyaj pamuğunu veya kâğıt mendili makyaj temizleyicisine batırıp rujunuzu silmeniz daha uygun olacaktır.<br />
<strong> Kaşlara göz kremi…</strong><br />
Yoğun bir göz kremini kaşlarınıza uygulayarak onları da nemlendirmeniz mümkün. Ayrıca kepeğe benzeyen o beyaz zerreciklerden de kurtulmuş olursunuz.<br />
<strong> Çözüm kabartma tozunda</strong><br />
Uyguladığınız bir otobronzan sonrasında cildinizde çizgiler meydana geldiyse, banyo lifinin üzerine koyacağınız bir miktar kabartma tozu ile cildinizi ovarak bu çizgilerden kurtulabilirsiniz.<br />
<strong> Fırçanıza saç spreyi sıkın</strong><br />
Saçlarınızı kuruttuktan sonra fırçanızın üzerine bir miktar saç spreyi sıkın ve saçınızı tarayın. Böylelikle saçlarınız kaskatı olmadan hacmini ve parlaklığını koruyacak.<br />
<strong> Dişlere ağız gargarası</strong><br />
Eve geç geldiğiniz gecelerde kendinizi dişlerinizi temizleyemeyecek kadar yorgun hissediyorsanız, ağzınızı bir gargara ile çalkalayın. Ardından kuru diş fırçanızla diş etlerinizin dişlerinizle buluştuğu noktaları hafifçe fırçalayın.</p>
<p><strong>Bebek yağıyla nemlenin</strong><br />
Parlak ama çok yağlı görünmeyen bacaklara sahip olmak için günlük vücut nemlendiricinizin içine bir damla bebek yağı ekleyin.<br />
<strong> Bitki yağından yararlanın</strong><br />
Tırnakların etrafını çevreleyen ölü derilerin sertleşip şeytantırnağına dönüşmemesi için, bu bölgelere bir miktar kayısı yağı damlatın.<br />
<strong> Uçuğa çözüm kremde</strong><br />
Uçuğun çıkmaya başladığını hissettiğinizde, üzerine bir miktar nemlendirici sürerek daha kötü bir hale gelmesini önleyebilirsiniz.</p>
<p><strong>Göz kalemi donsun</strong><br />
Göz kaleminizin ucu uygulama sırasında dağılıyorsa, onu 15 dakikalığına buzluğa koyun. Çıkardığınızda ucunun sert olduğunu ve cildinizde rahatça hareket ettiğini göreceksiniz.<br />
<strong> Sivilceye macun</strong><br />
Sadece bir bezelye büyüklüğünde uygulayın. Diş macunu sivilcenin yağını emerek daha fazla büyümesini engeller. 15 dakika sonra yüzünüzü yıkayın.<br />
<strong> Kaşlarınızı fırçayla tarayın</strong><br />
Kullanılmamış nemli bir diş veya kaş fırçasının üzerine saç spreyi sıkarak kaşlarınızı rahatça düzleştirip şekle sokabilirsiniz.<br />
<strong> Koltuk altınıza peeling</strong><br />
Eğer koltuk altlarınız kuruyor ve pul pul dökülüyorsa narin bir vücut peelingi ile bu bölgeyi yumuşatabilirsiniz.<br />
<strong> Pişik kremi iyi gelir</strong><br />
Çatlak dirsek ve ayak topuklarınızı yumuşatmak için bu bölgelere yoğun bir tabaka halinde pişik kremi uygulayın.<br />
Kirpiklerinizi yumuşatın<br />
Gözlerinize makyaj yapmadan ilgi çekmek için, kirpiklerinizin ucuna birkaç damla vazelin uygulayıp, tarayın. Böylece seksi ve parlak bakışlara sahip olacaksınız.<br />
<strong> Sirkeyle parlak saçlar</strong><br />
Bir ölçek sirkeyi dört ölçek sodayla karıştırın ve saçınızı bu karışımla ıslatıp, 15 dakika bekleyin. Böylece istediğiniz parlaklığa kavuşabilirsiniz.<br />
<strong> Saç kremiyle tıraş</strong><br />
Tıraş köpüğünüz bittiyse onun yerine saç kremi kullanabilirsiniz. Bu krem, tüylerinizi yumuşatır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/daha-guzel-gorunme-formulleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Salatalık cildi tonik gibi temizliyor</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/salatalik-cildi-tonik-gibi-temizliyor.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/salatalik-cildi-tonik-gibi-temizliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 Aug 2009 08:00:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[böbrekleri çalıştırmak]]></category>
		<category><![CDATA[cilt toniği]]></category>
		<category><![CDATA[ciltteki ter bezleri]]></category>
		<category><![CDATA[idrar söktürücü]]></category>
		<category><![CDATA[kanı temizlemek]]></category>
		<category><![CDATA[karaciğeri çalıştırmak]]></category>
		<category><![CDATA[salatalığın yararları]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin deposu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=881</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanlar; salatalığın kanı temizlediğini, karaciğeri ve böbrekleri çalıştırarak idrar söktürdüğünü açıkladı. Uzmanlar salatalığın, içeriğindeki bol kükürtle ciltteki ter bezlerini çalıştırdığını belirtiyor. Bu sebzenin kendisinin veya suyunun, cildi tonik kadar iyi temizlediğine dikkat çeken uzmanlar, salatalığın bir vitamin deposu olduğunu da söyledi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar; salatalığın kanı temizlediğini, karaciğeri ve böbrekleri çalıştırarak idrar söktürdüğünü açıkladı.<br />
Uzmanlar salatalığın, içeriğindeki bol kükürtle ciltteki ter bezlerini çalıştırdığını belirtiyor.<br />
Bu sebzenin kendisinin veya suyunun, cildi tonik kadar iyi temizlediğine dikkat çeken uzmanlar, salatalığın bir vitamin deposu olduğunu da söyledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/salatalik-cildi-tonik-gibi-temizliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ürününüzü cildinize göre seçin</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/urununuzu-cildinize-gore-secin.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/urununuzu-cildinize-gore-secin.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 Aug 2009 03:00:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[alkolsüz tonik]]></category>
		<category><![CDATA[bakım kremi]]></category>
		<category><![CDATA[besleyici krem]]></category>
		<category><![CDATA[cilt tipine uygun ürün]]></category>
		<category><![CDATA[doğru cilt bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[gergin ciltler için]]></category>
		<category><![CDATA[hassas cilt]]></category>
		<category><![CDATA[hücre yenileyici krem]]></category>
		<category><![CDATA[ışıl ışıl parlayan cilt]]></category>
		<category><![CDATA[karma cilt]]></category>
		<category><![CDATA[kuru cilt]]></category>
		<category><![CDATA[normal cilt]]></category>
		<category><![CDATA[olgun cilt]]></category>
		<category><![CDATA[pürüzsüz ciltler için]]></category>
		<category><![CDATA[yağlı cilt]]></category>
		<category><![CDATA[yoğun nemlendirici]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=879</guid>
		<description><![CDATA[Işıl ışıl parlayan, gergin ve pürüzsüz bir cilt için, cilt tipinize uygun ürün seçmeye özen gösterin. Hayalinizdeki cilde ancak doğru bir bakımla ve doğru ürünlerle kavuşabilirsiniz… Cildinize bakmak istiyor ama hangi ürünleri tercih edeceğinizi bilmiyorsanız; Medical Park Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Makbule Dündarın, cilt tipine göre nasıl bakım yapılması gerektiği konusundaki tüyolarına kulak verin… [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Işıl ışıl parlayan, gergin ve pürüzsüz bir cilt için, cilt tipinize uygun ürün seçmeye özen gösterin. Hayalinizdeki cilde ancak doğru bir bakımla ve doğru ürünlerle kavuşabilirsiniz…<br />
Cildinize bakmak istiyor ama hangi ürünleri tercih edeceğinizi bilmiyorsanız; Medical Park Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Makbule Dündarın, cilt tipine göre nasıl bakım yapılması gerektiği konusundaki tüyolarına kulak verin…<br />
<strong> 1. Normal cilt:</strong> Krem veya süt tipi temizleyici, alkol oranı normal tonik (yüzde 5-7.5) hafif bir nemlendirici ve peeling krem. 30lu yaşlardan itibaren haftada 1-2 günden başlayarak uygulanan besleyici gece kremi, göz çevresi kremi ve maskeler.<br />
<strong> 2. Kuru cilt:</strong> Krem veya süt tipi temizleyici, alkolsüz tonik, yoğun bir nemlendirici, yoğun yağ ihtiva eden besleyici gece kremi, nem ve yağ depo edici maskeler, göz çevresi ve boyun kremleri, peeling krem, yaş ilerledikçe serumlar ve ampuller.<br />
<strong> 3. Karma cilt</strong>: Süt ve jel tipi temizleyici, alkol oranı düşük tonik (yüzde 3-5), cildin ihtiyacına göre nemlendirici, temizleyici, sıkılaştırıcı maskeler, peeling krem, 30lu yaşlardan itibaren cildin ihtiyacına göre gece kremi ve göz çevresi kremi.<br />
<strong> 4. Hassas cilt:</strong> Süt tarzı temizleyici, alkolsüz tonik ve hassasiyet giderici bakım kremi.<br />
<strong> 5. Yağlı cilt:</strong> Problemsiz bir yağlı cildiniz varsa; jel tipi temizleyici, alkollü tonik, çok hafif nemlendirici, temizleyicisıkılaştırıcı maskeler ve peeling krem kullanabilirsiniz. Sivilceli-akneli bir yağlı cildiniz varsa, medikal tedaviye ek olarak günlük bakımda verilebilecek ürünler; sabun veya jel tipi temizleyici, alkol oranı yüksek tonik, çok hafif nemlendirici, temizleyici ve sıkılaştırıcı maskelerdir.<br />
<strong> 6. Olgun cilt:</strong> Alkolsüz tonik, yoğun nemlendirici, besleyici, hücre yenileyici bakım kremi, yağ ve nem depo edici hücre yenileyici maskeler, serim, ampuller ve peeling krem.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/urununuzu-cildinize-gore-secin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Solaryum, azı karar çoğu zarar bir alışkanlık</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/solaryum-azi-karar-cogu-zarar-bir-aliskanlik.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/solaryum-azi-karar-cogu-zarar-bir-aliskanlik.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 Aug 2009 03:00:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ağda]]></category>
		<category><![CDATA[bronzlaşmak]]></category>
		<category><![CDATA[çiller]]></category>
		<category><![CDATA[cilt bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[cilt lekeleri]]></category>
		<category><![CDATA[epilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[solaryum]]></category>
		<category><![CDATA[solaryum kullanma talimatı]]></category>
		<category><![CDATA[ultraviyole ışınları]]></category>
		<category><![CDATA[UVA ışınları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=877</guid>
		<description><![CDATA[Güneşten hepimiz çekiniyor, korunmak için elimizden geleni yapıyoruz. Biraz olsun esmerleşmek amacıyla solaryum salonlarından randevu alıyoruz. Özellikle bu mevsimde solaryum merakı artıyor… Güneşten hepimiz çekiniyor, korunmak için elimizden geleni yapıyoruz. Biraz olsun esmerleşmek amacıyla solaryum salonlarından randevu alıyoruz. Özellikle bu mevsimde solaryum merakı artıyor. Bu nedenle hastalarım da, basın da benden bu konuda sık sık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Güneşten hepimiz çekiniyor, korunmak için elimizden geleni yapıyoruz. Biraz olsun esmerleşmek amacıyla solaryum salonlarından randevu alıyoruz. Özellikle bu mevsimde solaryum merakı artıyor…<br />
Güneşten hepimiz çekiniyor, korunmak için elimizden geleni yapıyoruz. Biraz olsun esmerleşmek amacıyla solaryum salonlarından randevu alıyoruz. Özellikle bu mevsimde solaryum merakı artıyor. Bu nedenle hastalarım da, basın da benden bu konuda sık sık açıklama istemeye başladı.<br />
Solaryumdan yararlanabilirsiniz ancak ihtiyatı elden bırakmadan ve ölçülü bir şekilde. Solaryum güneş ışınlarını yapay olarak yeniden üretir. Ancak sadece UVA ışını verir. UVA ışınları gözle görülür bir yanık yaratmazlar. Ama aşırıya kaçarsanız, cildin erken yaşlanmasına sebep olurlar.<br />
Önemli olan, ölçülü olmayı bilmektir. İnsan plajda saatleri unutup kendini kaybedebilir ama solaryum salonlarında süre sınırlıdır ve uzmanların denetimi altındadır. Benim önerim, bir yıl içinde, aralıklarla 10 seansı aşmamaktır.<br />
Solaryum kullanma talimatı<br />
- Solaryum seanslarına başlamadan önce mutlaka cilt testi yaptırın.<br />
- Prospektüslerinde UV ışınlarına karşı duyarlılık yaratabilir uyarısı olan ilaçları kullananlar solaryuma girmemelidir.<br />
- Gebelik sırasında, choloesma hormonu pigmentleri aktif hale getirir, cilt hassaslaşır. Bu nedenle solaryum lekelenmelere neden olabilir.<br />
- Epilasyon, ağda, cilt bakımı sonrasında solaryuma girilmemelidir. Cilt lekeleri ve çiller oluşabilir.</p>
<p>- Alkol alındıktan sonra solaryuma girilmemelidir.<br />
- Solaryuma girmeden önce yüzünüzde makyaj varsa temizleyin. Cildinize parfüm veya deodorant sürmeyin.<br />
- Soyunduktan sonra iz bırakmaması için üzerinizdeki her türlü (altın, gümüş, vs.) takılarınızı çıkartın.<br />
- Solaryumdan önce cildinize bol nemlendirici sürün.<br />
- Solaryumu çalıştırmadan önce özel gözlüğünüzü takın ve gözlerinizi kapalı tutun.<br />
- Lens kullanan kişilerin, solaryuma girmeden önce lenslerini çıkarmaları gerekir.<br />
- 16 yaşından küçüklerin solaryuma girmesi uygun değildir. Bu yaştaki çocuklarda büyüme hormonu salgılanması devam eder ve bu ışınlar, hormonun salgılanmasına etki edebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/solaryum-azi-karar-cogu-zarar-bir-aliskanlik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanserleşmiş benlere karşı dikkatli olun</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/kanserlesmis-benlere-karsi-dikkatli-olun.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/kanserlesmis-benlere-karsi-dikkatli-olun.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Aug 2009 22:00:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[benler]]></category>
		<category><![CDATA[cilt benleri]]></category>
		<category><![CDATA[cilt hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[cilt sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[güneş ışınları]]></category>
		<category><![CDATA[güneşin etkisi]]></category>
		<category><![CDATA[güneşin zararları]]></category>
		<category><![CDATA[güneşin zararlı ışınları]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserleşmiş benler]]></category>
		<category><![CDATA[malign melanom]]></category>
		<category><![CDATA[suni güneş ışığı]]></category>
		<category><![CDATA[ultraviyole ışınları]]></category>
		<category><![CDATA[UV dozu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=875</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanlar, derideki ben veya renkli lekedeki değişikliğin malign melanom yani kanserleşmiş benin erken belirtisi olabileceğini söyleyip, gerek güneş ışınlarına aşırı olarak maruz kalma, gerekse solaryum gibi suni ultraviyole ışın kaynaklarıyla kanserleşmiş benlerin görünme sıklığının arttığı konusunda uyarıyorlar. Dermatoloji Uzmanı Dr. Meltem Özer yaptığı açıklamada, pek çook kişinin vücudunda benler bulunduğunu söyleyerek, “Ozon tabaksında meydana gelen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, derideki ben veya renkli lekedeki değişikliğin malign melanom yani kanserleşmiş benin erken belirtisi olabileceğini söyleyip, gerek güneş ışınlarına aşırı olarak maruz kalma, gerekse solaryum gibi suni ultraviyole ışın kaynaklarıyla kanserleşmiş benlerin görünme sıklığının arttığı konusunda uyarıyorlar.<br />
Dermatoloji Uzmanı Dr. Meltem Özer yaptığı açıklamada, pek çook kişinin vücudunda benler bulunduğunu söyleyerek, “Ozon tabaksında meydana gelen incelme nedeniyle dünyaya daha fazla miktarda UV ışınının ulaşması, insanların güneş ve solaryum gibi UV kaynaklarına daha çok maruz kalması nedeniyle melanom sıklığı giderek artmaktadır. Genç bir erişkinde ortalama 25 ben vardır ve çoğu yaşam boyu oluşur. Hemen bütün benler normaldir ve öyle kalır. Ancak derideki ben veya renkli lekedeki değişiklik malign melanomun (kanserleşmiş ben) erken belirtisi olabilir” dedi.<br />
Malign melanom’un, deriye rengini veren maddeyi üreten hücrelerin kontrolsüz bir şekilde çoğalması sonucunda oluşan bir kanser türü olduğunu ifade eden Dr. Özer, “Malign melanom vakalarının yüzde 30′u bir ben üzerinde gelişirken, yüzde 70′i normal cilt zemininde oluşur. Görülme sıklığı tüm dünyada giderek artmaktadır ve cilt kanserine bağlı ölümlerin yüzde 77’sinin sebebidir” diye konuştu.<br />
<strong> Ölümleri azaltmak için erken tanı şart</strong><br />
Buna bağlı ölümleri azaltmanın en önemli yolunun erken tanı olduğuna işaret eden Dr. Özer, “Malign melanomdan korunmak için kişilerin risk faktörlerini bilerek bunlardan kaçınmaları, periyodik kişisel cilt muayenelerini yapmaları ve şüpheli durumlarda dermatologa başvurmaları gereklidir” dedi. Risk Faktörlerini de sıralayan Dr. Özer, şunları söyledi:<br />
“Açık tenli ve açık renk gözlü olmak (mavi-yeşil göz, sarı-kızıl saç ve kolay güneş yanığı gelişebilen deri tipi), uzun süre ya da aralıklı olarak yoğun güneş ışığına maruziyet, 14 yaşından önce ağrılı ve içi su dolu kabarcıklı ağır güneş yanığı hikâyesi, iç ortamlarda çalışıp dışarıda yapılan hobileri olan ve güneşten korunmayanlar, ailede melanom hikayesi, anormal görünümlü ben varlığı, çok sayıda normal görünümde ben varlığı, büyük doğumsal benler ile bağışıklık sistemi bozukluğu risk faktörleri arasında sayılabilir.”<br />
<strong> “Güneş eskisi gibi dost değil”</strong><br />
Melanom için en önemli risk faktörünün aşırı güneş ışığı yani ultraviyole ışınına maruz kalmak olduğunu kaydeden Dr. Özer, “Hayat boyu alınan UV dozunun yüzde 80′i yaşamın ilk 18 yılı içinde alınır. Bu nedenle bebek, çocuk ve gençlerin güneşten korunması melanom açısından hayati önem taşımaktadır” dedi.</p>
<p>Dr. Özer, güneşin artık eskisi gibi dost olmadığını da belirterek, “Ozon tabaksında meydana gelen incelme nedeniyle dünyaya daha fazla miktarda UV ışınının ulaşması, insanların güneş ve solaryum gibi UV kaynaklarına daha çok maruz kalması nedeniyle melanom sıklığı giderek artmaktadır” diye konuştu.<br />
Tüm bireylerin ve özellikle risk faktörlerini taşıyanların UV ışınlarından korunma konusunda dikkatli olmaları gerektiğini kaydeden Dr. Özer, şunları söyledi:<br />
“Bunun için 10:00-16:00 saatleri arasında güneş temasından kaçınma, koruyucu giysi, şapka ve gözlük kullanımı ile güneşten koruyucu ürün kullanımı özellikle dikkat edilmesi gereken hususlardır. Güneşten koruyucu kremlerin günlük yaşamda da özellikle yüz gibi sürekli güneşe maruz kalan bölgelerde kullanımı, güneşe çıkmadan 30 dakika önce uygulanması önerilir. Güneşten koruyucu ürün seçerken en az 15 güneşten koruma faktörü (SPF) içermesine, kokusuz ve renksiz olmasına, deri tipine uygun olmasına, UVA ve UVB’ye karşı koruyucu olmasına, alerjik reaksiyon oluşturmamasına, suya ve tere dayanıklı olmasına dikkat edilmelidir.”<br />
<strong> En önemli görev kişinin kendisine düşüyor</strong><br />
Malign melanom erken tanısında en önemli görevin kişinin kendisine düştüğünü belirten Dr. Özer, “Herkesin ayda bir kere tam bir cilt muayenesi yapması önerilir. Kişisel cilt muayenesi iyi aydınlatılmış bir odada bir boy ve el aynası kullanarak yapılmalıdır. Öncelikle daha önce var olan leke ve benlerin kontrol edilmeli, saçlı deri, el ve ayak parmak araları, ayak tabanı ve avuç içi, tırnaklar, koltuk altı ve meme altları ve genital bölge unutulmadan tüm deri dikkatle incelenmelidir” dedi.<br />
Dr. Özer, erken evre melanomu iyi huylu benlerden ayırmak için ABCD kuralının uygulandığını da söyleyerek, şöyle devam etti:<br />
“ABCD kuralındaki her harf bakılması gereken bir parametreye karşılık gelir. A, Asimetri demektir. Yani melanomlar ortadan ikiye bölündüğünde bir yarısı diğerine benzemez, yani asimetriktir. B, border yani sınır demektir. Bunda da melanomlarda sınır düzensizliği izlenir. C, color yani renk anlamına gelir. Bu ise melanomda açık kahverengiden siyaha, kırmızıya değişen renk farklılıkları izlenmesi anlamına gelir. D ise Diameter yani çaptır.<br />
Melanomlar genelde 6 milimetreden büyüktür ve çapı giderek büyür. Varolan bende ani başlayan büyüme, rengin çevre dokulara yayılması, düz bir benin kabarması, beni çevreleyen deride kızarma, şişlik, bende oluşan kabuklanma, yara, kanama, bende kaşıntı ve ağrı göz ardı edilmemesi gereken diğer belirti ve bulgulardır. Kişisel muayenede şüpheli bir bulgu saptanması durumunda acilen bir dermatologa başvurulmalıdır.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/kanserlesmis-benlere-karsi-dikkatli-olun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Benleri koparmak kansere yol açıyor</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/benleri-koparmak-kansere-yol-aciyor.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/benleri-koparmak-kansere-yol-aciyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Aug 2009 20:00:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[benlerin koparılması]]></category>
		<category><![CDATA[cilt bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[cilt güzelliği]]></category>
		<category><![CDATA[cilt kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[et benleri]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanser riski]]></category>
		<category><![CDATA[kırmızı benler]]></category>
		<category><![CDATA[siyah benler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=873</guid>
		<description><![CDATA[Vücudun herhangi bir yerinde çıkan kırmızı ve siyah renkteki et benlerinin koparılmasının tehlikeli olduğunu biliyor muydunuz? Uzmanlar, et benlerinin bir kısmının koparıldığı zaman kansere dönüşme riski taşıdığı konusunda uyarıyor. Trakya Üniversitesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Adnan Görgülü, vücudun herhangi bir yerinde çıkan kırmızı ve siyah renkteki et benlerinin koparılmasının kansere yol açabileceğini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Vücudun herhangi bir yerinde çıkan kırmızı ve siyah renkteki et benlerinin koparılmasının tehlikeli olduğunu biliyor muydunuz? Uzmanlar, et benlerinin bir kısmının koparıldığı zaman kansere dönüşme riski taşıdığı konusunda uyarıyor.<br />
Trakya Üniversitesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Adnan Görgülü, vücudun herhangi bir yerinde çıkan kırmızı ve siyah renkteki et benlerinin koparılmasının kansere yol açabileceğini söyledi.<br />
<strong> Koparmak tehlikeli!</strong><br />
Prof. Dr. Adnan Görgülü, et benlerinin insan vücudunda koparılmadığında herhangi bir zararı ya da yararı olmayan kırmızı, siyah ya da siyaha yakın renkteki et parçaları olduğunu söyleyerek, “Eğer koparılmaya, kesilmeye, kaşınmaya kalkışılırsa koparıldığı yerde yara oluşur. Bu yara kaşındıkça daha da büyür ve oradaki hücreler zarar görür.</p>
<p>Bu da kansere yol açabilir” dedi.<br />
Et benlerin koparıldığı yerde meydana gelen yarayı kapatmak için vücutta hücre artışının meydana geleceğini söyleyen Prof. Dr. Adnan Görgülü, “Bu hücre artışının etkisi ile yara, zamanla kansere dönüşür. Et benleri ya doğuştandır ya da doğduktan itibaren ilk birkaç yıl içerisinde oluşur.</p>
<p>Vücutta doğuştan var olan et benlerinin, dokunulmadığı takdirde insan sağlığı için herhangi bir zararı yoktur. Alınmasını gerektirebilecek tek neden ise estetik görünümden şikâyetçi olmaktır” dedi.<br />
<strong> Sonradan oluşanların bir kısmı kanser tehlikesi taşıyor</strong><br />
Prof. Dr. Adnan Görgülü, 15 yaşından sonra meydana gelen et benlerinin doğuştan beri var olan ya da doğduktan itibaren ilk birkaç yıl içerisinde oluşan et benlerinden farklı bir yapıya sahip olduğunun altını çizerek, sonradan oluşan et benlerinin sadece bir kısmı koparıldığı zaman kansere dönüşme riski taşıdığını da söyledi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/benleri-koparmak-kansere-yol-aciyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bronzlaşmadan önce bir kez daha düşünün</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/bronzlasmadan-once-bir-kez-daha-dusunun.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/bronzlasmadan-once-bir-kez-daha-dusunun.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 Aug 2009 10:00:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bronz ten]]></category>
		<category><![CDATA[bronzlaşma]]></category>
		<category><![CDATA[deri kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Güneş koruyucu]]></category>
		<category><![CDATA[güneş yanığı]]></category>
		<category><![CDATA[melanin]]></category>
		<category><![CDATA[melanon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=980</guid>
		<description><![CDATA[Bronz görünüm, pek çok kişi tarafından sağlık ve güzellik göstergesi olarak algılansa da, uzmanlar ’sağlıklı bronzlaşma’ diye bir kavram olmadığını söylüyor. Bronz ten, çoğu insan tarafından sağlıklı görünümle özdeşleştiriliyor. Birçok kişi, ten ne kadar bronzsa o kadar sağlıklı ve güzel göründüğünü düşünüyor. Ancak uzmanlar, bunun tam aksini iddia ediyor. Uzmanlara göre bronzlaşma, ‘derinin güneşten hasar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bronz görünüm, pek çok kişi tarafından sağlık ve güzellik göstergesi olarak algılansa da, uzmanlar ’sağlıklı bronzlaşma’ diye bir kavram olmadığını söylüyor.</p>
<p>Bronz ten, çoğu insan tarafından sağlıklı görünümle özdeşleştiriliyor. Birçok kişi, ten ne kadar bronzsa o kadar sağlıklı ve güzel göründüğünü düşünüyor. Ancak uzmanlar, bunun tam aksini iddia ediyor. Uzmanlara göre bronzlaşma, ‘derinin güneşten hasar gördüğünün ve kendini bundan korumaya çalıştığının bir işareti’ olarak tanımlanıyor. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Dr. Sadiye Kuş, “Yaşam boyu beş defadan fazla güneş yanığı geçirmek, deri kanseri geliştirme riskini iki kat artırıyor” diyor.</p>
<p>Deriye doğal rengini veren koyu pigmente ‘melanin‘ adı veriliyor.</p>
<p><strong> Kısa süreli güneş etkisine dikkat</strong><br />
Derimiz güneşe maruz kaldıktan sonra vücut daha fazla melanin üretmeye başlıyor, böylece cilt rengi koyulaşıyor. Güneşin, kısa ve uzun vadeli, cilt üzerinde pek çok olumsuz etkisi bulunuyor. Kısa vadeli etkiler arasında; güneş yanıkları, bronzlaşma ve çiller sayılabiliyor. Uzun vadeli etkiler arasında ise kırışıklık ve lekeler gibi foto yaşlanma belirtileri ile deri kanseri sıralanıyor. Her beş deri kanseri olgusundan dördünde, neden olarak güneşin ultraviyole</p>
<p>‘Melanon’ adı verilen en tehlikeli deri kanseri tipinin, ağır güneş yanığı öyküsü gibi, kısa süreli yoğun güneşe maruz kalma sonucu ortaya çıktığının unutulmaması gerekiyor.</p>
<p><strong> Güneşten korunmanın yolları</strong><br />
- 10.00-14.00 arası güneşe çıkmayın.<br />
- Şapka ve gözlük kullanın.<br />
- Su, giysilerin ışık geçirgenliğini arttırıyor. Islak giysilerin, yeterli koruma sağlamadığını unutmayın.<br />
- En az 15 koruma faktörlü bir ürünü her gün düzenli olarak kullanın.<br />
- Güneş koruyucu sürerken özellikle dudak, kulak, göz çevresi, boyun, el, ayak ve sırtı unutmayın.<br />
- Altı aydan küçük bebekleri hiçbir şekilde doğrudan güneş ışığına maruz bırakmayın.<br />
- Güneş koruyucu ürünleri, bebeklerde altı aydan sonra kullanmaya başlayın.<br />
- Çocukluk çağında tek bir ağır güneş yanığının, yaşam boyu deri kanseri geliştirme riskini daha da artırdığını unutmayın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/bronzlasmadan-once-bir-kez-daha-dusunun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ruhsal sıkıntı cilt hastalıklarına davetiye çıkartıyor</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/ruhsal-sikinti-cilt-hastaliklarina-davetiye-cikartiyor.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/ruhsal-sikinti-cilt-hastaliklarina-davetiye-cikartiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Aug 2009 10:00:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[cilt hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal örselenme]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[saç dökülmesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=976</guid>
		<description><![CDATA[Yapılan çalışmalar, cilt hastalıklarının büyük bölümünün psikolojik kaynaklı olduğunu gösterdi. Derinin bir ayna gibi insan psikolojisini yansıttığını söyleyen uzmanlar, deri hastalıklarının yüzde 70′i psikolojik nedenlerden dolayı ortaya çıktığını belirtiyor. Duygusal örselenme Sedef, kurdeşen, renk kaybı, alerjik hastalıklar, bütün veya bölgesel olarak saç dökülmesi gibi en fazla görülen deri hastalıklarının kökeni psikolojik. Bu hastalıkların ortaya çıkmasında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yapılan çalışmalar, cilt hastalıklarının büyük bölümünün psikolojik kaynaklı olduğunu gösterdi. Derinin bir ayna gibi insan psikolojisini yansıttığını söyleyen uzmanlar, deri hastalıklarının yüzde 70′i psikolojik nedenlerden dolayı ortaya çıktığını belirtiyor.</p>
<p><strong> Duygusal örselenme</strong><br />
Sedef, kurdeşen, renk kaybı, alerjik hastalıklar, bütün veya bölgesel olarak saç dökülmesi gibi en fazla görülen deri hastalıklarının kökeni psikolojik. Bu hastalıkların ortaya çıkmasında en önemli psikolojik nedenleri ise duygusal örselenme, bir yakın veya iş kaybı gibi maddi ve manevi kayıplar ile insan ilişkilerinde yaşanan sıkıntılar oluşturuyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/ruhsal-sikinti-cilt-hastaliklarina-davetiye-cikartiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bronzlaşmak isteyenler güneşe dikkat etmeli</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/bronzlasmak-isteyenler-gunese-dikkat-etmeli.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/bronzlasmak-isteyenler-gunese-dikkat-etmeli.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 Aug 2009 10:00:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bronz ten]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucu krem]]></category>
		<category><![CDATA[radyasyon]]></category>
		<category><![CDATA[ultraviyole ışınları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=978</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul Cerrahi Hastanesi doktorlarından Dermatolog Dr. Günnur Önarslan Pedersen, bronz tenle bir yaz geçirmek isteyenleri ve tatile çıkacakları uyardı. Güneşe maruz kalmak demek, değişik dalga boylarında (orta veya uzun) ultraviyole radyasyonuna maruz kalmak demektir. Kişilerin güneş ışınlarından etkilenmesi; cilt rengine, güneş ışınlarına hangi mevsim ve hangi saatlerde ve ne süreyle maruz kalındığına bağlıdır. Koruyucu krem [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Cerrahi Hastanesi doktorlarından Dermatolog Dr. Günnur Önarslan Pedersen, bronz tenle bir yaz geçirmek isteyenleri ve tatile çıkacakları uyardı. Güneşe maruz kalmak demek, değişik dalga boylarında (orta veya uzun) ultraviyole radyasyonuna maruz kalmak demektir. Kişilerin güneş ışınlarından etkilenmesi; cilt rengine, güneş ışınlarına hangi mevsim ve hangi saatlerde ve ne süreyle maruz kalındığına bağlıdır.</p>
<p><strong> Koruyucu krem kullanın</strong><br />
Ayrıca zararlı ışınlardan korunmak için uzun kollu giysiler, geniş kenarlı şapka, güneş gözlüğü ve güneşten koruyucu kremler önerilir. Güneşten koruyucu kremler ultraviyole radyasyonuna karşı fiziksel veya kimyasal barier oluştururlar ve cildi hem UVA hem de UVB ye karşı korurlar.</p>
<p>Açık tenli kişilerin en az 30, buğday tenlilerin en az 20 koruma faktörlü ürünler kullanması gereklidir. Güneşten koruyucuların en az 2 mm kalınlığında bir tabaka olarak sürülmesi ve emilimi sağlamak için güneşe çıkmadan 30- 60 dakika önce uygulanması önerilir. Ürünler suya ve terlemeye karşı dirençli özellikte olsalar bile, 3 saatte bir yenilenmesi iyi olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/bronzlasmak-isteyenler-gunese-dikkat-etmeli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk sahibi olmak için kocakarı yöntemlerinden kaçının</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/cocuk-sahibi-olmak-icin-kocakari-yontemlerinden-kacinin.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/cocuk-sahibi-olmak-icin-kocakari-yontemlerinden-kacinin.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 Aug 2009 08:00:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sahibi olmak]]></category>
		<category><![CDATA[kalıcı hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[kocakarı yöntemleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=379</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanlar, çocuk sahibi olmak isteyenlerin hala kocakarı yöntemlerine başvurduğuna dikkat çekerek, bunların kalıcı hastalıklara neden olabildiğini kaydetti. Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sedat Kadanalı, çocuk sahibi olamayan çiftlerin mutlaka uzman bir doktora muayene olması gerektiğini belirterek, doğabilecek yanlış sonuçlardan ancak bu şekilde korunulabileceğini kaydetti. Çocuk sahibi yapacağına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, çocuk sahibi olmak isteyenlerin hala kocakarı yöntemlerine başvurduğuna dikkat çekerek, bunların kalıcı hastalıklara neden olabildiğini kaydetti.</p>
<p>Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sedat Kadanalı, çocuk sahibi olamayan çiftlerin mutlaka uzman bir doktora muayene olması gerektiğini belirterek, doğabilecek yanlış sonuçlardan ancak bu şekilde korunulabileceğini kaydetti.<br />
Çocuk sahibi yapacağına inanılarak bazı kişiler tarafından kullanıldığı belirtilen bitkisel karışım ve yöntemlerden bir kaçı şöyle:<br />
- Alabalık başı, bağ yaprağı, koyun kuyruğu ve karasakız karıştırılır. Rahim ağzına konulur.<br />
- Yaban tezeği, mercimek ve soğan kabuğu birlikte yakılarak, tütsüsünde durulur. Ceviz kabuğu yakılarak, tütsüsünde durulur.<br />
- 40 değirmenin çarkı altından getirilen su biriktirilir ve bu suyla 3 gün yıkanılır. 7 renkli ip okutularak bele bağlanır.<br />
- Böğürtlen kökü kaynatılır, erkek ve kadın 15′er gün birer bardak suyunu içerler.<br />
- Toz halindeki fil dişi, at sütüne karıştırılarak, fitil haline getirilip, rahim içine konur.<br />
- Tavşan beyni yenir.<br />
- Fil dişi tozu, inci tozu, tarçın tozu ve şeker belirli miktarlarda biraraya getirilerek, sabah akşam 3 gram yutulur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/cocuk-sahibi-olmak-icin-kocakari-yontemlerinden-kacinin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebek mamaları anne sütüne eşdeğer değil</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/bebek-mamalari-anne-sutune-esdeger-degil.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/bebek-mamalari-anne-sutune-esdeger-degil.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 Aug 2009 03:00:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[anne sütü]]></category>
		<category><![CDATA[bebek bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[bebek maması]]></category>
		<category><![CDATA[bebek sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=377</guid>
		<description><![CDATA[Bebek mamalarının üzerinde anne sütüne eşdeğer anlamı taşıyan ifadelerin yasaklanmasının, anne sütü ile beslenen bebek oranını arttıracağı bildirildi. EMAS Başkanı Op. Dr. Sema Soysal, “Türkiye’de her 100 bebekten 65′i sadece anne sütü almıyor. Gelişmiş ülkeler yüzde 80 oranını bile artırmak için birçok çalışmayı ve projeyi hayata geçiriyor” dedi. Emziren Anneleri Destekleme ve Aile Sağlığını Koruma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bebek mamalarının üzerinde anne sütüne eşdeğer anlamı taşıyan ifadelerin yasaklanmasının, anne sütü ile beslenen bebek oranını arttıracağı bildirildi.</p>
<p>EMAS Başkanı Op. Dr. Sema Soysal, “Türkiye’de her 100 bebekten 65′i sadece anne sütü almıyor. Gelişmiş ülkeler yüzde 80 oranını bile artırmak için birçok çalışmayı ve projeyi hayata geçiriyor” dedi.</p>
<p>Emziren Anneleri Destekleme ve Aile Sağlığını Koruma Derneği (EMAS) Başkanı Op. Dr. Sema Soysal, Türkiye’de son yıllarda yapılan çalışmalarla 0-6 ay sadece anne sütüyle beslenen bebeklerin oranının yüzde 9′dan yüzde 35 civarına çıktığını söyledi.</p>
<p>Gelişmiş ülkelerde ise bu oranın yüzde 80′lerde olduğunu vurgulayan Soysal, “Yani Türkiye’de her 100 bebekten 65′i sadece anne sütü almıyor. Gelişmiş ülkeler yüzde 80 oranını bile artırmak için birçok çalışmayı ve projeyi hayata geçiriyor” dedi.<br />
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın bebek mamaları ve formüllerine yönelik tebliğinin resmi gazete yayımlanarak yürürlüğe girdiğini vurgulayan Soysal, şunları kaydetti:<br />
“Bu, ülkede bebeklerin anne sütüyle beslenmesi için yapılan çalışmaların en önemlisi. Çünkü bu tebliğe göre etiketlerde, ambalajların üzerinde anne sütüne eşdeğer anlamı taşıyan ‘insana özdeş’, ‘anne gibi’, ‘adapte’ veya benzeri ifadeler kullanılmayacak.</p>
<p>Yani anne sütünden uzaklaştırıcı aksine mamaya özendirici ifadelerden kaçınılacak. Hatta ambalaj üzerinde anne sütüyle beslemenin üstün olduğu, bebek maması ve formülünün sadece anne sütüyle beslenmenin mümkün olmadığı durumlarda ve doktor önerisi üzerine kullanılması gereken ürün olduğu belirtilecek”</p>
<p><strong>Hangi mama bebeğe sevgi ve güven verebilir?</strong><br />
Tebliğe göre bebek masası ve formülü kutularının üzerinde özendirici bebek resimleri ve çizimlerine de yer verilmeyeceğini ifade eden Soysal, “Her annenin sütü bebeğine özeldir. Firmalar her bebeğe özel mama çıkaramadığı için özendirici ifadelerin yasaklanması bebek sağlığı için çok önemli oldu. Ayrıca anne sütüyle besleme bebeğe sevgi ve güven de aşılıyor. Hangi mama bebeğe bunları verebilir” dedi.</p>
<p>Emzirmenin, annenin meme ve rahim kanserine yakalanma riskini de azalttığını dile getiren Soysal, mama ve formüllerin bu konuda da anneye bir katkısının olmadığını bildirdi. Soysal, bu tebliğin ilk 0-6 ay sadece anne sütüyle beslenen bebek oranlarının artmasında önemli rol oynayacağını ancak yeterli olmayacağını kaydetti.</p>
<p>Avrupa ülkelerinde bebek maması ve formülü reklamlarının yasak olduğunu ifade eden Soysal, “Türkiye’de de bu konuda acilen düzenlemeye ihtiyaç duyuluyor. Ambalaj üzerinde özendirici ifadeler yasaklanıyor ancak reklamlarda daha fazlası anlatılıyor. Anne ve babaların önemli bölümü reklamlara bakarak mama ve formül alıyor” dedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/bebek-mamalari-anne-sutune-esdeger-degil.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzun aşılarını ihmal etmeyin</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/cocugunuzun-asilarini-ihmal-etmeyin.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/cocugunuzun-asilarini-ihmal-etmeyin.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Aug 2009 22:00:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Aşı Danışma Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[aşılar]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[Hepatit A]]></category>
		<category><![CDATA[Hepatit B]]></category>
		<category><![CDATA[zatürree]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=375</guid>
		<description><![CDATA[Aşılar çocuklarımızı hastalıklardan korumanın en güvenli yolu. Aşı olmadığı için hastalanan, sakat kalan, hatta yaşamını yitiren bebekler ne yazık ki var. Oysa, bu acı veren sonuçlardan korunmak öyle kolay ki… Yeter ki bebeğinizin “aşı takvimi”ni doğru bir şekilde yaptırın ve uygulayın. “Aşı takvimi” için doktorunuz sizi yönlendirecektir. Ancak, aşı konusunda dünyada ulaşılan son noktayı, son [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aşılar çocuklarımızı hastalıklardan korumanın en güvenli yolu. Aşı olmadığı için hastalanan, sakat kalan, hatta yaşamını yitiren bebekler ne yazık ki var. Oysa, bu acı veren sonuçlardan korunmak öyle kolay ki… Yeter ki bebeğinizin “aşı takvimi”ni doğru bir şekilde yaptırın ve uygulayın.<br />
“Aşı takvimi” için doktorunuz sizi yönlendirecektir. Ancak, aşı konusunda dünyada ulaşılan son noktayı, son gelişmeleri öğrenmek ve bebeğinizin aşı takvimini yaptırmak için Türkiye’nin her yerinden ücretsiz olarak hizmet veren 0 800 211 33 31 numaralı telefondan Aşı Danışma Merkezi’ni de arayabilirsiniz. Ayrıca, erişkin aşıları için de aynı numaradan yardım alabilirsiniz. Aşı Danışma Merkezi’inden Sibel Bayar’ın verdiği bilgilere göre; yalnızca çocukluk çağı aşılarına ilişkin bilgiler değil, Hepatit A, Hepatit B, zatürree, grip, vb. konularda aşı alanındaki gelişmeleri de öğrenmek mümkün.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/cocugunuzun-asilarini-ihmal-etmeyin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anne sütü çocuğun gelişimi için çok önemli</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/anne-sutu-cocugun-gelisimi-icin-cok-onemli.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/anne-sutu-cocugun-gelisimi-icin-cok-onemli.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Aug 2009 20:00:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[anne sütü]]></category>
		<category><![CDATA[bebek emzirme]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme yetersizliği]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[emzirme yöntemleri]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=373</guid>
		<description><![CDATA[Şanlıurfa İl Sağlık Müdürlüğü Anne Sütünün Teşviki ve Bebek Dostu Hastaneler Projesi ve Bebek Dostu Altın İl çalışmaları kapsamında Devlet Hastaneleri ve sağlık ocaklarındaki proje temsilcilerine yönelik bir dizi eğitim programı gerçekleşti. Proje temsilcilerine anne sütünün önemi ve yapılması gerekenler, doğumdan önce ve sonra anne ile bebekte beslenme, hastalıklara karşı korunma yolları ve çeşitli konularla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şanlıurfa İl Sağlık Müdürlüğü Anne Sütünün Teşviki ve Bebek Dostu Hastaneler Projesi ve Bebek Dostu Altın İl çalışmaları kapsamında Devlet Hastaneleri ve sağlık ocaklarındaki proje temsilcilerine yönelik bir dizi eğitim programı gerçekleşti. Proje temsilcilerine anne sütünün önemi ve yapılması gerekenler, doğumdan önce ve sonra anne ile bebekte beslenme, hastalıklara karşı korunma yolları ve çeşitli konularla projenin önemi anlatıldı.<br />
Proje hakkında bilgi veren Sağlık Müdürü Yardımcısı Neylan Büyükerdem, annelere bebekleri doğar doğmaz ilk 6 ayda anne sütüverilmesini tavsiye ettiklerini vurguladı. Türkiye’de bebek ve çocuk ölümlerinin temelini beslenme yetersizliklerine bağlayan Büyükerdem, Sağlık Bakanlığı’nca anne ve çocuk sağlığı hizmetleri programı kapsamında çocuk sağlığının korunması, hastalıkların ve ölümlerin azaltılması için 20 yıldan bu yana ‘Anne Sütünün Teşviki Programı’nın uygulandığını hatırlattı.<br />
Türkiye’de yapılan araştırmalarda emzirmenin yaygın olduğunu ve doğumdan sonraki ilk aylarda hemen her bebeğin anne sütü ile beslendiğini açıklayan Büyükerdem, Türkiye nüfus ve sağlık araştırması raporunda 0-3 aylık bebeklerin emzirilme oranı yüzde 95.7, 4-6 aylık bebeklerin yüzde 86.4 olarak saptandığı ve bu oranın ilk yılın sonunda yüzde 67′lere düştüğünün belirlendiğini kaydetti.<br />
Büyükerdem, sağlıklı beslenmeye giden yolda atılması gereken ilk adımın, anne sütü ile emzirmenin özendirilmesi, desteklenmesi ve yaygınlaştırılması gerektiğini ifade etti.<br />
Emzirme yöntemleri arasında bilgiler veren Büyükerdem şunları söyledi: “Emzirmeye doğumdan sonraki ilk yarım saat içinde başlanması gerekmektedir. Emzirmenin yaşamın ilk aylarında bebeğin gelişimini olumlu yönde etkilediğini, erken dönemde ek gıdaya başlamanın çocuğun gelişimini olumsuz etkileyeceği bilindiğinden annelerin duyarlı olmaları gereklidir. Bu kapsamda 2005 yılında Şanlıurfa ‘Bebek Dostu İl’ unvanını almıştır. Program doğrultusunda hareket ederek bebeğe en yararlı besin olan anne sütünün verilmesinin özendirilmesi ve hazır mamaların tıbbi bir gerekçe olmadığı sürece kullanılmasının sağlanmasına yönelik çalışmalarımız da olacak.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/anne-sutu-cocugun-gelisimi-icin-cok-onemli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öksürük ilacı küçük çocuklarda ölüme yol açabilir</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/oksuruk-ilaci-kucuk-cocuklarda-olume-yol-acabilir.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/oksuruk-ilaci-kucuk-cocuklarda-olume-yol-acabilir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Aug 2009 13:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=371</guid>
		<description><![CDATA[Amerika Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) çocuklara yönelik soğuk algınlığı ve öksürük ilaçlarının 6 yaşından küçüklerde ölüme yol açabileceğini açıkladı. Özellikle doz aşımı konusuna dikkat çekilen açıklamada ilaçların kullanımı konusunda dikkat edilmesi gereken hususlar belirtildi. Öksürük ilaçlarının özellikle 2 yaşından küçük çocuklarda kullanımının sakıncalı olduğunu belirten FDA yetkilileri, soğuk algınlığına yönelik olanların ise 6 yaşından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Amerika Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) çocuklara yönelik soğuk algınlığı ve öksürük ilaçlarının 6 yaşından küçüklerde ölüme yol açabileceğini açıkladı. Özellikle doz aşımı konusuna dikkat çekilen açıklamada ilaçların kullanımı konusunda dikkat edilmesi gereken hususlar belirtildi.<br />
Öksürük ilaçlarının özellikle 2 yaşından küçük çocuklarda kullanımının sakıncalı olduğunu belirten FDA yetkilileri, soğuk algınlığına yönelik olanların ise 6 yaşından önce kullanılmaması gerektiğini söyledi. FDA, 30 yılda 54 ölüme yol açtığı savunulan bu ilaçların çoğunlukla yüksek doz durumunda zarar verdiğine de dikkat çekti.<br />
Hürriyet’in verdiği bilgiye göre, Amerika’da öksürük şuruplarının ardından bir kriz de hormon ilaçları nedeniyle yaşandı. Çinli bir ilaç firması ülkeye milyonlarca dolar değerinde hormon ilacını izinsiz sokmakla suçlanıyor. Gıda ve İlaç Dairesi’nin (FDA) memurlarının hazırladığı 62 sayfalık rapora göre GeneScience Pharmaceuticals Company adlı şirketin ürettiği bu ilaçlar, ülkeye oyuncak, saç bakım ürünü gibi kategoriler altında sokuldu. İlaçların özelikle sporcular tarafından kullanıldığına dikkat çeken yetkililer bu sporcuların ismini açıklamadı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/oksuruk-ilaci-kucuk-cocuklarda-olume-yol-acabilir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum annenin beyin gücünü artırıyor</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/dogum-annenin-beyin-gucunu-artiriyor.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/dogum-annenin-beyin-gucunu-artiriyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Aug 2009 08:00:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[anne olmak]]></category>
		<category><![CDATA[beyin fonksiyonları]]></category>
		<category><![CDATA[beyin gücü]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dejeneratif hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=369</guid>
		<description><![CDATA[Doğum sonrasında kadınların beyin fonksiyonlarının çok daha iyi çalıştığı ortaya çıktı. Araştırmalar, hamilelik sırasında zihinsel güçlerinde bir düşüş yaşasalar da, doğum sonrasında kadınların beyin fonksiyonlarının çok daha iyi çalıştığını ortaya koydu. Telegraph gazetesinin haberine göre, Richmond Üniversitesi Sinirbilim Profesörü Craig Kinsley hamilelerin belli bir fonksiyon kaybı yaşadıkları için gebelik boyunca “bebek beyni”denilen bir sürece girdiğini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Doğum sonrasında kadınların beyin fonksiyonlarının çok daha iyi çalıştığı ortaya çıktı. Araştırmalar, hamilelik sırasında zihinsel güçlerinde bir düşüş yaşasalar da, doğum sonrasında kadınların beyin fonksiyonlarının çok daha iyi çalıştığını ortaya koydu.<br />
Telegraph gazetesinin haberine göre, Richmond Üniversitesi Sinirbilim Profesörü Craig Kinsley hamilelerin belli bir fonksiyon kaybı yaşadıkları için gebelik boyunca “bebek beyni”denilen bir sürece girdiğini söyledi. “Fakat bu karşılarına çıkacak yeni durumlar ve ihtiyaçlarla baş edebilmek için, beyinlerinin annelik için kendisini yeniden programlamasından kaynaklanıyor,” diye de ekledi.<br />
Toplam mevduatı milyar dolarları bulan bir yatırım firmasının yöneticisi olan, 8 çocuklu Helena Morrissey, anne olmanın kavramsal yeteneklerini geliştirdiğini öne sürüyor ve ilk çocuğunu doğurduğu zamana kıyasla, sorumlulukları ile artık daha iyi baş ettiğini söylüyor.<br />
Prof. Kinsley meydana gelen değişimlerin hayatlarının geri kalanı boyunca devam edebileceğini, kavramsal yeteneklerini geliştirdiğini ve anneleri dejeneratif hastalıklardan koruduğunu söyledi. Hatta işverenlere ayrımcılık yapmak yerine, aile sahibi kadınları tercih etmeleri tavsiyesinde bulundu.<br />
Gebelik süresince kadınların sık sık hafıza ve mantık yürütmede problem yaşadıkları bildiriliyor. 2002′de yapılan bir araştırma sırasında, yapılan beyin taramaları, hamile kadınların beyin boyutlarında yüzde 4 oranında bir azalma olduğunu ortaya koydu. Geçen yıl ise, iki Avusturalyalı araştırmacı hamile kadınların hafıza ve sözsel beceriye dayalı testlerde devamlı olarak daha başarısız olduklarını bildirdi.<br />
Ancak Prof. Kinsley ve meslektaşları ise bu sürecin geçici olduğunu ve sonrasında tam tersine fayda sağladığını söylüyor. Hatta Prof. Kinsley, anne olan ve olmayan hayvanların beyinlerinde yaptığı incelemeler sonucunda, anne olanların beyninde yeni becerilerden kaynaklanan fiziksel bir değişme olduğunu gözlemledi. Özellikle ebeveynlikle ilgisi bulunan beyin hücrelerinin büyüdüğünü ve diğer hücrelerle artan bir etkileşime girdiğini ortaya çıkardı. Bu durum daha iyi bir hesaplama kapasitesi sağlıyor. Bunun dışında, bilimadamı anne olan canlıların kendisi tarafından “annelik devreleri” diye adlandırılan yeni bir grup beyin hücresi geliştirdiklerini iddia etti.<br />
Profesör “henüz çalışmalar hayvanlarla sınırlı olsa da, kadınların da annelikten uzun vadede fayda sağlıyor. Pek çok memeli türü, beynin benzer noktaları tarafından yönetilen benzer annelik davranışları sergiliyor,” diye vurguladı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/dogum-annenin-beyin-gucunu-artiriyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocukların beslenme alışkanlıkları yanlış</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/cocuklarin-beslenme-aliskanliklari-yanlis.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/cocuklarin-beslenme-aliskanliklari-yanlis.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Aug 2009 03:00:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme alışkanlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk beslenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gazlı içecekler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=367</guid>
		<description><![CDATA[Bursa Sağlık Müdürlüğü İletişim Merkezi’nce yürütülen bir proje kapsamında yapılan anketle, 3-6 yaş arasındaki çocukların cips ve gazlı içeceklere yoğun ilgi gösterdiği, süt, et, balık gibi önemli besinleri tüketmedikleri belirlendi. ‘Bursa İli Yıldırım İlçesi Yavuz Selim Mahallesi’nde 3-6 Yaş Arası Çocukları Olan Annelere Yönelik Beslenme Alışkanları” konulu eğitim ve araştırma projesi çerçevesinde 600 anneye ulaşılarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Sağlık Müdürlüğü İletişim Merkezi’nce yürütülen bir proje kapsamında yapılan anketle, 3-6 yaş arasındaki çocukların cips ve gazlı içeceklere yoğun ilgi gösterdiği, süt, et, balık gibi önemli besinleri tüketmedikleri belirlendi.</p>
<p>‘Bursa İli Yıldırım İlçesi Yavuz Selim Mahallesi’nde 3-6 Yaş Arası Çocukları Olan Annelere Yönelik Beslenme Alışkanları” konulu eğitim ve araştırma projesi çerçevesinde 600 anneye ulaşılarak anket uygulandı.</p>
<p>Annelere yaş ve eğitim durumlarının yanı sıra çocuklarının tükettikleri gıdalarla ilgili soruların yöneltildiği anketin sonuçları, çocukların beslenme alışkanlıkları ile ilgili ilginç verileri gözler önüne serdi.</p>
<p>Ankette “Çocuğunuz ne sıklıkla kırmızı et tüketiyor” sorusuna annelerin yüzde 30.65′i “hiç tüketmiyor”, yüzde 28.9′u “ayda bir”, yüzde 12.2’si “ayda 2-3 gün” yanıtını verdi.<br />
Anneler çocuğunun ne sıklıkla beyaz et tükettiği sorusunu yüzde 56.6 oranında “haftada 1-3 gün”, yüzde 17’si “ayda bir gün”, yüzde 16.5 oranında “ayda 2-3 gün”, yüzde 6.3 oranında ise “hiç tüketmiyor” diye yanıtladı.<br />
Annelerin ankete verdikleri yanıtlara göre, çocukların yüzde 37.3′ünün haftada 1-3 gün tükettiği balığı, yüzde 34.2’si hiç yemiyor, yüzde 16.1′i de ayda bir kez yiyor.<br />
Çocukların yüzde 46.3′ünün her gün, yüzde 34.6’sının haftada 1-3 gün, yüzde 11.5′inin haftada 4-6 gün yediği yumurtayı, yüzde 5.9′luk bölümde kalan çocuklar ise tüketmiyor.<br />
Kuru baklagil tüketiminde ise haftada 1-3 gün yiyen çocuklar yüzde 70.8 ile ilk sırada yer alıyor. Çocukların yüzde 51.4′ü meyveyi, yüzde 49.8′i sütü her gün tüketirken, yüzde 25′i sütü, yüzde 3.7’si ise meyveyi ağzına sürmüyor.</p>
<p>Makarna, bulgur ve pirinç tüketiminde ise bu gıdaları haftada 1-3 kez yiyen çocuklar yüzde 72.9, haftada 4-6 gün yiyen çocuklar da yüzde 23.4′lük oranlarıyla dikkati çekiyor.<br />
<strong> Cips ve gazlı içecekler</strong><br />
Ankette yer alan çocukların ne sıklıkla cips ve gazlı içecek tükettiklerine ilişkin sorulara verilen yanıtlar, çocukların bu gıdaları çok tükettiğini gösteriyor. Çocukların yüzde 30.7’si her gün, yüzde 43′ü haftada 1-3 gün, yüzde 6.7’si haftada 4-6 gün cips yiyor. Cips yemeyenlerin oranı ise yüzde 11.6′da kalıyor.<br />
Gazlı içecekler ise çocukların yüzde 39.6’sı tarafından haftada 1-3 gün, yüzde 12’si tarafından her gün, yüzde 22’si tarafından ayda 1-3 gün tüketiliyor. Çocukların yüzde 21.8′i ise gazlı içecek içmiyor.<br />
<strong> “Cipse para var, süte yok”</strong><br />
Bursa Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, anket uygulanan kadınlara ailelerinin aylık gelirlerinin de sorulduğunu, bu soruya yüzde 16.5 oranında “0-400 YTL”, yüzde 41.3 oranında “401-600 YTL”, yüzde 33.2 oranında “601-1000 YTL”, yüzde 9.8 oranında ise “1000 YTL ve üstü” yanıtlarının verildiğini söylediler.<br />
Proje için Bursa’nın sosyoekonomik açıdan en geri kalmış, yoğun göç alan bir bölgenin seçildiğini anlatan yetkililer, eğitim çalışmasına katılacak kadınlara öncelikle çocuklarının beslenme alışkanlıklarının sorulduğunu ifade ettiler.<br />
Yetkililer, anketle çocukların zararlı bir takım gıdaları tükettiklerini ama bazı faydalı gıdaların az tüketildiğini ya da tüketilmediğini ortaya koyduğuna değinerek, şunları kaydettiler:<br />
“Anket sonuçları bütün toplumun göstergesi olur mu, bu yoruma açık ama bu yaştaki çocukların beslenme alışkanlıkları ile ilgili çarpıcı gerçekleri gözler önüne serdiği bir gerçek. ‘Para bulamıyorum’ gerekçesiyle süt, yumurta alıp çocuklarına yediremediklerini söyleyen anneler cipse, gofrete, çikolataya para buluyor. Yani cipse para var, süte yok. Bu parasızlıktan değil, eğitim eksikliğinden kaynaklanıyor. Anket sonuçlarına göre, bütün annelere birer birer ulaştık, beslenme konusunda eğitim veriyoruz. Annelerin algılamaları çok yüksek, eğitimi ilgiyle takip ediyorlar. Bir süre bu annelere tekrar ulaşıp anket yapacağız; eğitimin çocuklarının beslenme alışkanlığına nasıl katkı sağladığını belirleyeceğiz.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/cocuklarin-beslenme-aliskanliklari-yanlis.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocukların dişlerine koruma uygulayın</title>
		<link>http://www.kankalarim.net/cocuklarin-dislerine-koruma-uygulayin-2.html</link>
		<comments>http://www.kankalarim.net/cocuklarin-dislerine-koruma-uygulayin-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 Aug 2009 22:00:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burdangecer.com/?p=365</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklar, doyasıya şeker yemenin ve düzenli diş fırçalama alışkanlığını zamanında edinmemenin bedelini, ilerleyen yaşlarda ağızlarındaki çürük dişlerle ödüyorlar. Koruyucu diş hekimliğinde yeni bir uygulama olan fissür örtücü ise, çocukların dişlerinin çürümesini önlemek için etkili bir yöntem. Süt dişlerinin yerine gelen asıl dişler gelişimini tamamladığında, çürüklerden korunmak için fissür örtücü uygulamasına başvuruluyor. Bu uygulama, dişlerde diş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklar, doyasıya şeker yemenin ve düzenli diş fırçalama alışkanlığını zamanında edinmemenin bedelini, ilerleyen yaşlarda ağızlarındaki çürük dişlerle ödüyorlar. Koruyucu diş hekimliğinde yeni bir uygulama olan fissür örtücü ise, çocukların dişlerinin çürümesini önlemek için etkili bir yöntem.<br />
Süt dişlerinin yerine gelen asıl dişler gelişimini tamamladığında, çürüklerden korunmak için fissür örtücü uygulamasına başvuruluyor. Bu uygulama, dişlerde diş fırçası kıllarının girmemesi nedeni ile temizlenemeyen derin fissür ve çukurcukların kapatılmasına dayanıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kankalarim.net/cocuklarin-dislerine-koruma-uygulayin-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

